Oda Tıpkı Hz Süleyman Gibi Cinlere Hükmeder

I – (Fetullah Gülen) İstesek Biz De Cinlerle Meşgul Olabilir Ve Onları Bazılarının Üzerine Salar Hatta Akılları İle De Oynayabiliriz. Ama Hiçbir Peygamber Bu Yolda Yürümemiş Tebliğ Ve İrşadına Bunları Bulaştırmamıştır. Ruh Ve Cin Çağırma Gibi Hadiselere Her Mümin Muttali Olabilir. Bunlar Bazıları İçin Üç Aylık Bir Çalışmayla Elde Edilebilecek Şeylerdir

II – (Fetullah Gülen) Desem Ki Size, Ben Her Gün Bir Tane Cinle Görüşüyorum Desem Yalan Söylemiş Olmam. İçinizde Vardır Böyle Bin Tane. Melaike-i Kiramla Görüşen Bir Sürü İnsan Vardır, Desem Yalan Söylemiş Olmam. Bir Mümin Cemaati İçinde Olur Bu Kadar. Resûl-i Ekrem Aleyhi Salatu Ve’s-Selamın Ruhaniyeti İle Çok Defa Benim Telakim Oluyor Dese İnsan, Yalan Söylemiş Olmaz

III – Melih Gökçek: Size Çok Komik Gelecek Ama Üç Harflilerle İnsanları Büyülüyor Ve Esir Alıyorlar. Onun (Fethullah Gülen) Ufak Ama Değerli Bir Metali Var, Ondan Dağıtırlar. Bana Da Getirdiler Verdiler Bir Dönemde. Derler Ki ‘Bu Üzerinde Olduğu Takdirde Sen Her Şeyden Korunursun.’ Bir De Cevşen’leri Var. İçinde De Belli Bir Takım Formüller Vardı. Bunlarla İnsanları Etkileyip Esir Alıyorlar. Canlı Olarak Buna Benzer Olaylarla Karşılaştım.

.

I – (Fetullah Gülen) İstesek Biz De Cinlerle Meşgul Olabilir Ve Onları Bazılarının Üzerine Salar Hatta Akılları İle De Oynayabiliriz. Ama Hiçbir Peygamber Bu Yolda Yürümemiş Tebliğ Ve İrşadına Bunları Bulaştırmamıştır. Ruh Ve Cin Çağırma Gibi Hadiselere Her Mümin Muttali Olabilir. Bunlar Bazıları İçin Üç Aylık Bir Çalışmayla Elde Edilebilecek Şeylerdir
Örnek 1: “İstesek biz de cinlerle meşgul olabilir ve onları bazılarının üzerine salar hatta akılları ile de oynayabiliriz. Ama hiçbir peygamber bu yolda yürümemiş tebliğ ve irşadına bunları bulaştırmamıştır.”
(Gülen, Fasıldan Fasıla 2, İzmir 1995, s. 99).

Örnek 2: “Şimdiye kadar ele almaya çalıştığımız ruhu geliştirmek suretiyle gelecek adına ruhla kontak olma… keşif ve keramet… hiss-i kable’l vuku…telepati…içten geçenleri okuma…medyumluk ve yoga… ruh ve cin çağırma gibi hadiselere her mümin muttali olabilir. Bunlar bazıları için üç aylık bir çalışmayla elde edilebilecek şeylerdir.”
(Gülen, İnancın Gölgesinde 1, s.116-117).
Kaynak: http://bumudin.blogspot.com.tr/2017/12/fettullah-gulen.html

.

II – (Fetullah Gülen) Desem Ki Size, Ben Her Gün Bir Tane Cinle Görüşüyorum Desem Yalan Söylemiş Olmam. İçinizde Vardır Böyle Bin Tane. Melaike-i Kiramla Görüşen Bir Sürü İnsan Vardır, Desem Yalan Söylemiş Olmam. Bir Mümin Cemaati İçinde Olur Bu Kadar. Resûl-i Ekrem Aleyhi Salatu Ve’s-Selamın Ruhaniyeti İle Çok Defa Benim Telakim Oluyor Dese İnsan, Yalan Söylemiş Olmaz
Örnek 3: “…Desem ki size, ben her gün bir tane cinle görüşüyorum desem yalan söylemiş olmam. İçinizde vardır böyle bin tane. Melaike-i kiramla görüşen bir sürü insan vardır, desem yalan söylemiş olmam. Bir mümin cemaati içinde olur bu kadar. Resûl-i Ekrem aleyhi salatu ve’s-selamın ruhaniyeti ile çok defa benim telakim oluyor dese insan, yalan söylemiş olmaz…”
(Giriş, Tebliğde gaye ve metot, dk. 04:50)
Kaynak: http://bumudin.blogspot.com.tr/2017/12/fettullah-gulen.html

.

(Yorum) Burada Kastedilmek İstenen “Benim Kainat İmamı Gavsımda Tıpkı Hz Süleyman Gibi” Demek: “Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı onun önünde çalışırdı. Onlar Süleyman’a kalelerden heykellerden havuzlar kadar (geniş) leğenlerden sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı.”
Sebe sûresi âyet :
12. “Sabah gidişi bir aylık mesafe akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman’a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa ona alevli azabı tattırırdık.”

Sebe sûresi âyet:
13. “Onlar Süleyman’a kalelerden heykellerden havuzlar kadar (geniş) leğenlerden sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!”

Sebe sûresi âyet :
14. “Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.”
Neml sûresi âyet :
17. “Süleyman’ın cinlerden insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevk ediliyordu.”

Neml sûresi âyet :
38. “(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar (Saba Melikesi Belkıs ve adamları) teslimiyet gösterip bana gelmeden önce hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?”

Neml sûresi âyet:
39. “Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz dedi.”

Neml sûresi âyet
40. “Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu dedi şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur nankörlük edene gelince o bilsin ki Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur çok kerem sahibidir.”,

.

III – Melih Gökçek: Size Çok Komik Gelecek Ama Üç Harflilerle İnsanları Büyülüyor Ve Esir Alıyorlar. Onun (Fethullah Gülen) Ufak Ama Değerli Bir Metali Var, Ondan Dağıtırlar. Bana Da Getirdiler Verdiler Bir Dönemde. Derler Ki ‘Bu Üzerinde Olduğu Takdirde Sen Her Şeyden Korunursun.’ Bir De Cevşen’leri Var. İçinde De Belli Bir Takım Formüller Vardı. Bunlarla İnsanları Etkileyip Esir Alıyorlar. Canlı Olarak Buna Benzer Olaylarla Karşılaştım.
Fethullah Gülen’in darbe girişimi başta olmak üzere birçok olayı cinlerle yaptığını savunan Gökçek: “Size çok komik gelecek ama bunu enteresan bir metotla yapıyorlar. Üç harflilerle yapıyorlar. Herkes bundan sonra biraz da bunu tartışsın. İnsanları cinlerle esir alıyorlar. Bakın etrafımızda birçok insanın belli konularda esir alındığı aşikârdır. Böyle bir kabiliyetleri var. Haşhaşiler denmesinin nedeni de bu. İnsanlar büyüleniyor ve esir alınıyor. Onun (Fethullah Gülen) ufak ama değerli bir metali var, ondan dağıtırlar. Bana da getirdiler verdiler bir dönemde. Derler ki ‘Bu üzerinde olduğu takdirde sen her şeyden korunursun.’ Bir de Cevşen’leri var. İçinde de belli bir takım formüller vardı. Bunlarla insanları etkileyip esir alıyorlar. Canlı olarak buna benzer olaylarla karşılaştım. Çok yakınımdaki bir ismin üç harflilerle ne hale getirildiğini, ölecek hale getirildiğini biliyorum. Arkasından bunu bozanlar da vardı. Bir kuyunun içinden bıçak çıktı, o alınıp denize atıldı ve kadıncağız düzeldi. Bunu yaşadık.” dedi. Melih Gökçek, “Madem öyle neden başarıya ulaşamadılar” sorusuna ise “Yapıyorlar da nereye kadar yapıyorlar. Allah’ın kudretine kadar yapıyorlar. ” yorumunda bulundu. (Sözcü Gazetesi, 24.7.2016)
Kaynak: https://odatv.com/fethullah-gulenin-ustune-sinek-konmuyor-mu-28041852.html

.

(Ayet) (Tevrat’ı bırakıp sihirle meşgul olan Yahudiler) Süleyman (Peygamber’)in hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi..
BAKARA-102 ayeti
Cemal Külünkoğlu:
(Tevrat’ı bırakıp sihirle meşgul olan Yahudiler) Süleyman (Peygamber’)in hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat o şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek: “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Fakat (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren fakat fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!

Diyanet Vakfi:
Süleyman’ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın