Berzah, Levh, Kalem, Arş, Su, Cennet, Ruhlar.. Hepsi Resulullah’ın Nurundan Yaratıldı: Allah-u Teala’nın İlk Halk Ettiği Muhammet (a.s)’ın Nurundan Kalemi Yarattı Ve 70 Hicabı, Levhi Yarattı. Bu Nurun Kemalinden Önce De, Ruhları, Cenneti, Berzahı Yarattı. Resulullah’ın Nurundan Dünya Meleklerini Halk Etti Ve Gök Meleklerini De O Nurdan Yarattı Ve O Nura Da İbadet Etmelerini Emretti

I – Allah-u Teala’nın İlk Halk Ettiği Muhammet (a.s)’ın Nurundan Kalemi Yarattı Ve 70 Hicabı, Levhi Yarattı. Bu Nurun Kemalinden Önce De, Ruhları, Cenneti, Berzahı Yarattı. Resulullah’ın Nurundan Dünya Meleklerini Halk Etti Ve Gök Meleklerini De O Nurdan Yarattı Ve O Nura Da İbadet Etmelerini Emretti
Yine A. Debbağ Hz.leri, Abdüsselam İbni Meşiş Hz.lerinin salâvatı şerifesindeki ven felekatil envar kavli hakkında buyurdu ki:
– Allahü Teâlâ’nın ilk halk ettiği Muhammed (s.a.s.) Efendimiz’in nurudur. Ondan sonra bu nurdan Kalem’i yarattı ve 70 Hicab’ı, Levh’i yarattı. Bu nurun kemalinden önce de Arş’ı ruhları, Cennet’i, Berzah’ı yarattı. Cenab-ı Hak Arş’ı nurdan, onun nurunu da mükerrem nurdan yarattı. O nur-u mükerrem, Efendimiz, nebimiz Muhammed (s.a.s.)’ın nurudur. Arşın azameti, kadri izah edilemez. Azîm bir yakut olarak yarattı. Bu yakutun ortasında da cevher yarattı. Bu yakut ve cevher bir yumurtaya benzer ki, beyazdan olan kısmı arşın yakut kısmıdır ve sarısı da cevherdir. Bundan sonra Cenab-ı Hak o cevher-i nuru Muhammed (s.a.s.) ile suvardı. Suvardıkça yakutu yarmağa başladı. Cevheri suvardı. Arka arkaya 07 kerreye kadar Allah’ın izniyle cevhere aktı, suya tebeddül etti, yaku¬tun altına indi. Sonra o arşı yaran mükerrem nur ise, su olarak akan cevhere kadar gücü yetmedi. Allah ondan da 8 meleği yarattı ki, Arşı taşıyan meleklerdir. Onun ağırlığından da rüzgarı yarattı. Rüzgarda büyük bir enerji vardır, cenab-ı Hak rüzgara suyun altına inmesini emretti ve suyun altında sakin olarak suyu taşıdı. Soğuk da suya kuvvet verdi. Su aslına dönmek istedi, döndü. Fakat rüzgârlar onu bırakmadı. Donmada husule gelen çatlaklar üzerine parçalandılar. Ondan sonra da daha büyüğe başladı, 7 mekana ve 7 cihete yayıldı. Cenab-ı Hak bundan da 7 kat yerleri yarattı. Sular o 7 kat yerlerin aralanna girdi ve denizler dondu. Sudan da bir buhar çıkmağa başladı. Ondan sonra birikmeğe başladı. Bu dumandan Ce¬nab-ı Hak 7 kat gökleri yarattı. Bundan sonra da rüzgâr âdeti üzerine azim hizmet etti. Ateş havada arttı. Rüzgârın suyu ve havayı yarmasından, ateş ne zaman arttı ise onu melekler aldı. Halen bugün cehennemin mahalli olan yere götürdüler. Cehennemin aslı da bu oldu. Arzda vücuda gelen o şaklar hali üzerine onu terk ettiler. Göklerin vücuda geldiği o dumanı da hali üzerine bıraktılar.
Havadaki ateşi de aldılar ve her mahalle bıraktılar. Çünkü melekler onu bıraksalardı, o ateş o zaman 7 kat kat yerlerin teşekkül ettiği dumanı da mahvederdi. Suyu dahi yer, içerdi. Bundan sonra Resulullah (s.a.s.)’in nurundan tarz meleklerini halk etti. Cenab-ı Hak arz meleklerine ibaidet etmelerini emretti. Keza gök meleklerini de Resulullah Efendimiz’in nurundan yarattı ve o nura da ibadet etmelerini emretti. Cennet ve cennetteki bazı mevziler bu nurdan halk etti
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (494-495)


II – Berzah, Levh, Kalem, Arş, Su, Cennet, Ruhlar, Resulullah’ın Nurundan Yaratılıp, Onun Nuru İle Suvardı: Berzahtaki Melekler, Bütün Yer Ve Gök Melekleri Vasıtasız Muhammed (s.a.s.)’ın Nurundan Halk Olundular. Fakat Arş, Su, Cennet, Ruhlar İse Resulullah Efendimiz’in Nurundan Yaratılan Nurdan Yaratıldılar. Bundan Sonra Birde Bu Mahlûkat, Resulullah Efendimiz’in Nurundan Suvarıldılar
Berzaha gelince: Yüksek olan yarısı Muhammed (s.a.s.)’ın nurundan yaratıldı. Bondan Levh, Kalem, Berzah’ın yarısı, 70 Hicab ve bunlardaki melekler, bütün yer ve gök melekleri vasıtasız Muhammed (s.a.s.)’ın nurundan halk olundular. Fakat Arş, su, Cennet, ruhlar ise Resulullah Efendimiz’in nurundan yaratılan nurdan yaratıldılar. Bundan sonra birde bu mahlûkat, Resulullah Efendimiz’in nurundan suvarıldılar.
Kalem’e gelince bu 7 defa azim suvarılmakla suvarıldı. Çünkü Kalem, mahlûkatın en büyüğüdür. Öyle ki, Kalem’in nuru açılsa, arz parça parça olur, kül haline gelir. Su da 7 kerre survarıldı. Fakat Kalem’in suvarılması gibi değil. 70 perdeler ise daima suvarılmaktadır.
Arş iki kerre suvarıldı: Bir kerre yaratılışının başında, ikincisi de yaratılması tamam olunca.
Cennet de böyledir. Bunun sebebi, zatını tutması içindir. Peygamberler ve geçmiş ümmetlerdeki mü’minler de, yine ümmeti Muhammed’iyeden bir kısmı 8 kerre suvarıldılar, insanların bu suvarılmalarının
1. si Allahü Teâlâ bütün ervahın, nurunu yarattığı anda âlemi ervahta Resulullah Efendimiz’in nuru ile suvardı.
2. si, ruhları tasvir ettiğinde suvardı.
3. cü suvarılma, elestübirabbiküm’ de bütün enbiya ve mü’minlerin ruhlarından bu hitabete icabet edenler Resulullah Efendimiz’in nurundan suvarıldılar. Fakat bu ruhların bir kısmı çok suvarıldı, bir kısmı da nuru az içti. Bu sebeple mü’minler arasında dereceler tefavüt etti. Fazla suvarılanlar evliya oldular, az içenler de avamdan oldular. Kâfirlerin ruhlarına gelince onlar o nuru Muhammed’iden içmeği hoşlanmadılar çekindiler. Fakat baktılar ki, içen mü’minlerin ruhu ebedi saadete nail oluyor, pişman oldular ve suvarılmak istediler. O zaman zulmetten suvarıldılar. Allah korusun.
4. sûsuvarılma ana karnında, vücudun tasvirinde ve mafsallar terkip edilirken, göz yaratıldığı vakitte oldu. Bu suvarılma olmasa insanın mafsalları yumuşamaz, kulakları açılmaz ve gözleri meydana çıkmaz.
5 si suvarılma, annesinin karnından çıktığı vakit doğduğunda olur. Bu da ağzından yeme ilham olunsun diyedir. Yoksa bu suvarılma olmasa insan asla ağzından yiyemez.
6. suvanlma, ilk anasının memesini emdiği vakitte, memeyi tutması anında olur. Yine o nur-u kerimden suvarılır.
7. si, o insana ruh üflendiği vakitte suvarılır. Bu suvarılma olmasa asla ruh o vücuda girmez. Bununla beraber yine ruh oraya güçlükle sokulur. O ruhu o bedene sokmak için melekler çok yorgunluk çekerler. Allah’ın emri olmasa o ruhu o vücuduna ruhu sokmağa müekkel olan melekler şuna benzer ki, bir padişahın küçük bir kölesi vardır ve onu bir paşasını hapsetmesi için gönderiyor. Paşanın irilik ve azameti karşısında köleye baktığımız vakit bu ufacık köle bunu nasıl yapabilir diye insan hayret eder. Fakat diğer tarafdan padişaha baktığımız vakitte o padişah hem o kölenin hakimi, hem de paşanın hakimidir. Bütün Teb’aya hükmeden o padihşahtır. Onun emriyle her şey yapılabilir, işte bunun gibi melek, ruhu vücuda sokmak istediği vakit, ruhta büyük bir sıkıntı, çırpınma olur, büyük feryatlar koparır. Ruhun başına geleni ancak Allah bilir. Vallahü âlem.
8. suvanlma da Baas adındaki Kıyamet koptuktan sonra diriltildiğimiz zaman olur ve Resulullah Efendimizin nuru kerimeyle, vücudunu tutabilsin diye suvarılır.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.495-97)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın