Şunu Bil Ki, Bütün Mükevvenat Hepsi, Arş, Ferş,Gökler, Arzlar, Cennet, Hicablar Ne Varsa Hepsi Toplansa Yine Hepsinin Resulullah Efendimizin Nurundan Bir Parça Olduğunu Bulursun. Resulullah Efendimizin Nurunun Hepsi Toplanıp Arş Üzerine Konsa, Arş Erir. Bütün Mahlûkat Da Toplansa Ve Üzerlerine Resulullah Efendimizin Nur-u Azîmi Konsa, Bütün Bu Mahlûkat Da Paramparça Olurlar

I – Şunu Bil Ki, Bütün Mükevvenat Hepsi, Arş, Ferş,Gökler, Arzlar, Cennet, Hicablar Ne Varsa Hepsi Toplansa Yine Hepsinin Resulullah Efendimizin Nurundan Bir Parça Olduğunu Bulursun. Resulullah Efendimizin Nurunun Hepsi Toplanıp Arş Üzerine Konsa, Arş Erir. Bütün Mahlûkat Da Toplansa Ve Üzerlerine Resulullah Efendimizin Nur-u Azîmi Konsa, Bütün Bu Mahlûkat Da Paramparça Olurlar.
Debbağ (r.a.) dan işittim. Buyurdu ki:
– “Bu mükevvenatın bir kapısı vardır ki, oradan girilir, o kapı da Resulullah (s.a.s.) Efendimizdir” diye söyleyen velîye taaccüp ediyorum. Mahlûkattan hiçbir mahlûk, Resullah Efendimizin nurunu taşımağa takat getiremez. Her kim daha bu kapıdan aciz olursa, başkasına nasıl takat getirebilir! Meğer ki, başka kapıdan girsin.
O zaman onun keşfi, keşf-i şeytani ve zulmani olur.
Yine buyurdu ki:
– Şunu bil ki, bütün mükevvenat hepsi, arş, ferş,gökler, arzlar, cennet, hicablar ne varsa hepsi toplansa yine hepsinin Resulullah Efendimizin nurundan bir parça olduğunu bulursun. Resulullah Efendimizin nurunun hepsi toplanıp arş üzerine konsa, arş erir. Bütün mahlûkat da toplansa ve üzerlerine Resulullah Efendimizin nur-u azîmi konsa, bütün bu mahlûkat da paramparça olurlar. Onun nuru böyle olunca, o kainatı doldurur diyen neden demiş! Onun nuru böyle olunca düşünün ki, zatı şerifi daha ne mertebededir. Onun nuru berzah kubbesine kadar suud eder. Burada, (mükevvenatı doldurur) diyenin kevneynden maksadı, nur-u muazzamın bulunduğu berzah mevziinin haricinde gökle yer arasını da doldurur, demeği kasdetmiştir. Yani nuru ile doldurur, zatı ile değil. Nitekim güneş gibi. Onun nuru nerede, Mustafa (s.a.s)ın nuru nerede! Çünkü, o nur gündüz ortasında bir fitil mesabesindedir. Güneşin nuru da Resulullah Efendimizdendir. O halde (ekvanı doldurdu) demek ne söz oluyor?
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst. (S.512-513)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın