Tarikat ve Tasavvuf İlmiyle Nefsini Öldürmediğin Sürece Senin ‘Sübhanallah’ Sözün Bile Şirktir Çünkü Sen Bunu Söylerken Nefsini Tazim Ediyorsun. Sen Üç Yüz Yıl Oruç Tutsan Ve Gecelerini De İbadetle Geçirsen Dahi Ne Fayda?

I – Sen Üç Yüz Yıl Oruç Tutsan Ve Gecelerini De İbadetle Geçirsen Dahi, Bu Allah Dostlarının Anlattığı İlme Dair Hiçbirşey Görmezsin, Bu İlmin Zerresini Bulamazsın: Senin ‘Sübhanallah’ Sözün Şirktir. Çünkü Sen Bunu Söylerken Nefsini Tazim Ediyorsun. Bu Yüzden De Onu Teşbih Ediyorsun
Bestam şehrinin sakinlerinden, halk nazarında itibarı olan,bir zat vardı ki Beyazıd-ı Bestami’nin meclisinden asla ayrılmazdı. Birgün kendisine şöyle dedi: Ey Beyazıd, otuz yıldır hiç aralıksız oruç tutuyor ve geceleri de hiç uyumaksızın namaz kılıyorum. Buna rağmen kalbimde senin anlattığın ilme dair hiçbir şey göremiyorum. Oysa ben, bu ilmi tasdik ediyor ve onu çok seviyorum.
Beyazıd-ı Bestami ona şöyle dedi: Sen üç yüz yıl oruç tutsan Ve gecelerini de ibadetle geçirsen dahi, bu ilmin zerresini bulamazsın. Adam, ‘Niçin?’ diye sorunca şu karşılığı verdi: Çünkü sen, nefsin tarafından perdelenmişsin. Adam, Teki bunun çaresi var mıdır?’ diye sorunca, ‘Evet’ dedi. Adam, ‘Onu bana öğret’ dediğinde, ‘Sindiremezsin’ dedi. Adam ısrar edince Beyazıd-ı Bestami şöyle dedi: Şu anda berbere git, saçını ve sakalını kestir. Sonra bu elbiseyi çıkartıp bir aba giy. Sonra da boynuna ceviz dolu bir torba as ve çocukları çevrene topladıktan sonra şöyle de: Bana kim bir tokat atarsa, ona bir ceviz vereceğim. Sonra tanıdıklarının bulunduğu çarşıları dolaş.
Bunun üzerine adam, ‘Sübhanallah, bana bühlafı nasıl söylersin?’ dedi. Beyazıd şöyle dedi: ‘Sübhanallah’ sözün şirktir. Adam, “Nasıl olur?’ diye sordu. Bestami şöyle cevap verdi: Çünkü sen nefsini tazim ediyorsun. Bu yüzden de onu teşbih ediyorsun. Adam, Ben asla böyle yapmam, bana başka bir yol göster deyince Beya-zıd-ı Bestami şöyle dedi: Herşeyden önce bundan başla. Adam, ‘Bunu yapamam’ deyince, ‘Sana kabullenemezsin dememiş miydim?’ dedi.
Kaynak: Kalplerin Azığı – Kutü’l – Kulub, Ebu Talib El-Mekk, Cilt 3 (S.244-245)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın