Kelime-i Tevhid’i Söyleyebilmek Çok Güçtür. “La Mevcûde İllallah” Merhalesine Geçen Kimse Hakk’tan Başka Her Şeyin Yok Olduğunu, Varsa O’nun Olduğunu Görür. Birliği (Vahdet) Savunan Tevhid Olur. (Allah İle Âlemi) Yan Yana Getirirsen, Teşbihten Sakın. Vahdeti İleri Sürersen Tenzihten Sakın. Sen O Değilsin, Hayır, Daha Doğrusu Sen O’sun, Ve Sen O’nu Şeylerin A’yânında (Hakikatinde) Mutlak Ve Sınırlı Görürsün.

I – Kelime-i Tevhid’i Söyleyebilmek Kaide, Hâlde, Fiilde Olur Ve Çok Güçtür. (La Mevcûde İllallah) Merhalesine Geçen Kimse Hakk’tan Başka Her Şeyin Yok Olduğunu, Varsa O’nun Olduğunu Görür
«Kelime-i Tevhid’i söyleyebilmek kaide, hâlde, filde olur ve çok güçtür. (La mevcûde illallah) merhalesine geçen kimse Hakk’tan başka her şeyin yok olduğunu, varsa O’nun olduğunu görür. Evet görünüşte var, var amma O var etti. Hakk’tan gayri hiçbir şey yok. Şu halde niçin Hakk’tan gayrısına tutunuyonuz? işte o zaman Kelime-i Tevhid’i söyleyemiyoruz denektir. Bu incelikleri söyleyebilmek çözebilmek Cenâb-ı Hakk’ın müyesser ettiği kullar için çok kolaydır,
…Bazı insanlar da vardır ki, tuzun suda eridiği gibi varlıklarını eritmişlerdir yok olmuşlardır. Bunlar ise Hakk île çekenlerdir. «La mabude illallah. La maksude illallah, La mevcûde illallah…» Tevhitlerine de nâ il olurlar.
Kaynak: Sözler ve Notlar – Ömer Öngüt, Akyol Matbaası, İzmir-1982 (S.218-219)


II – Birliği (Vahdet) Savunan Tevhid Olur. (Allah İle Âlemi) Yan Yana Getirirsen, Teşbihten Sakın. Vahdeti İleri Sürersen Tenzihten Sakın. Sen O Değilsin, Hayır, Daha Doğrusu Sen O’sun, Ve Sen O’nu Şeylerin A’yânında (Hakikatinde) Mutlak Ve Sınırlı Görürsün
(Sırf) tenzihten bahsedersen, Allah’ı sınırlamış olursun,
(Sırf) teşbihten bahsedersen, O’nu belirlemiş olursun. Fakat her ikisini birden ileri sürersen, doğru yolu izlemiş olursun, Ve sen irfanda bir mürşid ve bir şeyh olursun, iki ilkenin varlığını ileri süren çoktanrıcı (müşrik), Ve Birliği (vahdet) savunan tevhid olur. (Allah ile âlemi) yan yana getirirsen, teşbihten sakın. Vahdeti ileri sürersen tenzihten sakın. Sen O değilsin, hayır, daha doğrusu sen O’sun, ve sen O’nu Şeylerin a’yânında (hakikatinde) mutlak ve sınırlı görürsün.
Kaynak: Muhyiddin İbnu’l Arabi’de Tasavvuf Felsefesi – Ebu’l Ala El Afifi, Kırkambar Yayınları (S.44)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın