I – O’ndan Başka Bir Mevcut Olmadığını Gördüğün Zaman Gerçek Mânâda Kelime-i Tevhid’i Söylemiş Olursun. İman-ı Kâmil De Budur
Vahdet-i Vücud’a Mazhar Olanlar:
Vahdet-i vücud nedir? Buna mazhar olan kimlerdir?
Vahdet-i vücud, Hazret-i Allah’tan başka hiçbir mevcut olmadığını görene ve bilene mahsustur. Başkası bilemez, göremez, konuşur. Konuşsa da yalan ve yanlış konuşur.
Vahdet-i vücud’dan bahseden kimsenin “İsm-i Azam” ı bilmesi lâzımdır.
İsm-i Azam’ı mı merak edersin? Allah dediğin zaman ve O’ndan başka hiçbir mevcut olmadığını gördüğün zaman, onu söylemiş olursun.
“La ilahe illallah” da İsm-i Âzam’dır ve fakat O’ndan başka bir mevcut olmadığını gördüğün zaman… Demek ki görülüyormuş. İşte o zaman gerçek mânâda Kelime-i Tevhid’i söylemiş olursun. İman-ı kâmil de budur. O’ndan başka bir şey görmediğin zaman iman kemâle erer.
Bu esrar-ı ilâhi’yi ancak marifetullah ehlinden dilediği kimseye bildirmiş, her veli kuluna dahi beyan etmemiştir. Yüz senede bir gönderdiği kullarından bazısına açmıştır. Bunun içindir ki bu, pek az kişinin bilebileceği iştir.
Bildirdiklerinin dahi tecelliyatlan ayrı ayrı olduğu için kişi kendi bilgisini ortaya koymuştur.
Bunlar pek az gelmiştir, fakat bunların dahi tecelliyatlan ayrı ayrıdır.
Kaynak: Tasavvuf’un Aslı Hakikat Ve Marifethullah İncileri – Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık, 2.Baskı, İstanbul-2001 (S.462)
II – Allah-u Teâlâ Dilerse O’nun Göstermesi İle Azâmet-i İlâhî’yi Görür. Azâmet-i ilâhî’yi Görünce Kendisinin Bir Zerre Hakir Olduğunu Görür Ve Bilir. Vahdet-i Vücud Bundan Sonra Başlar
Bu gibi esrar-ı ilâhî ne zaman tecelli eder?
Bir insanın gerçekten yaratılışı bir damla kerih sudur. O suya, o pisliğe inmesi lazımdır. Bütün vücudun ifna olup, yok ve hiç olduğu zaman, Allah-u Teâlâ dilerse O’nun göstermesi ile Azâmet-i ilâhî’yi görür. Azâmet-i ilâhî’yi görünce kendisinin bir zerre hakir olduğunu görür ve bilir. Vahdet-i vücud bundan sonra başlar.
Kaynak: Tasavvuf’un Aslı Hakikat Ve Marifethullah İncileri – Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık, 2.Baskı, İstanbul-2001(S.462)
III – Nasıl Ki Tasavvufta “Fenâfişşeyh” Olmadan “Fenâfirrasul” Olmuyorsa, “Fenâfirrasul” Olmadan “Fenâfillâh” Olmuyorsa, “Fenâfillâh” Olmadan Da “Vahdet-i Vücud”a Geçilmiyor. Fenafillâh’ta Hiç Olur, Hiç Olduğunu Bilir
Nasıl ki tasavvufta “Fenâfişşeyh” olmadan “Fenâfirrasul” olmuyorsa,”Fenâfirrasul” olmadan “Fenâfillâh” olmuyorsa, “Fenâfillâh” olmadan da “Vahdet-i vücud”a geçilmiyor. Fenafillâh’ta hiç olur, hiç olduğunu bilir
Kaynak: Tasavvuf’un Aslı Hakikat Ve Marifethullah İncileri – Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık, 2.Baskı, İstanbul-2001(S.466)