I – O Allah Dostu Bana Köpeklere Muhabbetle Ve Saygı İle Bakmamı Ve Bu Hizmetlerim Vesîlesiyle İlâhî İnâyete Erişmeye Çalışmamı Emretti Ve Şöyle Buyurdu: “O Köpeklerden Birinin Hizmetini Yaparken, Büyük Bir Saâdet Duyacaksın”. Sonra Yolda Bir Köpek Gördüm Ve Kendi Kendime Şöyle Dedim: Bundan Şefaat İsteyeyim! Şuanda Bu Mübarek Hayvan Şefaat Makamındadır. Sonra Onu Karşısında Tam Bir Edeb Ve Saygı İle Karşısında Durdum. Ellerimi Kaldırdım. Derken O Mübârek Hayvan, Daldığı Âlemde Hâlden Hâle Geçti Ve Sırtüstü Yatarak Göğe Doğru Yüzünü Çevirdi. O Bu Hâlde İken Ben: “Âmîn!” Diyordum
Bundan sonra o Allâh dostu, bana hayvanlara bakmayı emretti. Onların hastalıklarını tedâvî etmemi söyledi. Tek başıma onların yaralarını sarmayı, temizlemeyi ve bu işleri de iyi niyetle, ihlâsla yapmamı tavsiye buyurdu.
Bu hizmeti de yerine getirdim. Bana nasıl târif ettiyse öyle yaptım. Bu sıralarda benliğim o hâle geldi ki, yolda giderken bir köpek görecek olsam, olduğum yerde durur, önce onun geçip gitmesini beklerdim. Ondan evvel adım atmazdım.
Bundan sonra bana köpeklere muhabbetle ve saygı ile bakmamı ve bu hizmetlerim vesîlesiyle ilâhî inâyete erişmeye çalışmamı emretti. Şöyle buyurdu:
“–O köpeklerden birinin hizmetini yaparken, büyük bir saâdet duyacaksın.”
Onun bu emrini bir ganimet bildim. Hiçbir gayreti elden bırakmadım. Onun işaretindeki mânâyı anladım; verdiği müjdeyi bekledim ve köpeklerden birinin yanına gittim. Bende büyük bir hâl meydana geldi. Onun önünde durdum; beni bir ağlamak tuttu. Sanki o köpek, Ashâb-ı Kehf’ten feyz almış Kıtmîr gibiydi…
Ben öyle ağlamakta iken o sırtüstü yattı, ayaklarını göğe dikti. Bundan sonra hazin hazin sesler çıkarmaya, ağlayıp inlemeye başladı. Ben de ellerimi açtım, tevâzû ve kırık bir gönülle:
“–Âmîn!” dedim. O da sustu ve döndü.
Yine o günlerden biri idi. Evden çıkıp bâzı yerlere gittim. Yolda öyle bir hayvan gördüm ki, güneşin rengine göre renk değiştiriyordu. Mânevî bir hazza dalmıştı. Bana ondan, büyük bir vecd hâli geldi.
Ve kendi kendime şöyle dedim: bundan şefaat isteyeyim! Şuanda bu mübarek hayvan şefaat makamındadır.
Sonra onu karşısında Tam bir edeb ve saygı ile karşısında durdum. Ellerimi kaldırdım. Derken o mübârek hayvan, daldığı âlemde hâlden hâle geçti ve sırtüstü yatarak göğe doğru yüzünü çevirdi. O bu hâlde iken ben:
“–Âmîn!” diyordum.
Kaynak: Faziletler Medeniyeti – Osman Nuri Topbaş (sy: 71-72)
Orijinal Kaynak: Hadaiku’l-Verdiyye
Kaynak: http://ihvanforum.org/80022-faziletler-medeniyeti-osman-nuri-topbas-9.html
Site Hakkında:
Copyright ( © ) 2017-2019
Bu Web Sitesi Herhangi Bir Ticari Kar Gütme Amacı İle Yapılmamıştır. Sitede Yerlana Düşünce, Fikir ve Yazılar BANA AİT DEĞİL, KAYNAK GÖSTERİLEN SAHİPLERİNE AİTTİR. Ben Sadece Bir Gözlemciyim ve 2002 Yılında Sorduğum Bir Sorunun Cevabını Bulmak Amacıyla Konuları Kendi Anladığım Başlıklar Altında Siteme Eklemekteyim. Objektif Olmadığını Düşündüğünüz Makalelerin Geliştirilmesi yada Hukuken Suç Teşkil Ettiğini Düşündüğünüz Bir İçeriğin Siteden Kaldırılması İçin Lütfen İletişime Geçin. e-mail: gavsnedir@gmail.comArşivler
-
Son Yazılar
- İddia: “Facir Ve Zalim Bir Kimse Olsa Allah’a İsyanı Emretmediği Müddetçe Müslüman Yöneticiye İtaat Farzdır”: Firevun Rablık İddiası Sadece “Ben Allah’ım” Demesi Değildi: Halkına Zulmetmesi ve “Bu Ülkenin Sahibi Benim. Tüm Emir Ve Yasakların Çıkış Kaynağı Ben Kabul Edilebilirim. Benden Başka Hiç Kimse Emir Vermede Yetkili Değildir” İddiasıydı
- (Yorum) “Nevar Bunda, İsyan Etsinde Ülkede İçsavaş mı Çıksın?” Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri Padişah Üzerinde Çok Ciddi Nüfuza Sahip Olmasına Rağmen, Padişahın “Vergi Veremeyen” 120.000 Vatandaşı Öldürülmesine Bile Karşı Çıkmamıştır
- İddia: “Tanrı Moğolları Seçti Ve Şöyle Dedi: Her Nereye Gidersen, Muzaffer Ol!”: Bu Adamlar Hz Musa’yı Görseler, Reddiye Yazmak İçin Birbirleriyle Yarışırlardı: Bak Musa Kardeş.. Firevun Tanrının Yeryüzündeki Gölgesidir. Firevun, Enel Hak Makamında Kaybolmuş Bir Allah Dostu Olduğu İçin Allah-u Teala Ona, Tıpkı Hz Süleyman’a Verdiği Gibi Kudreti Bahşetmiştir. Ayrıca Bizim Dinmizde Kafir Bile Olsa Yöneticiye İtaat Farzdır. Peygamber Efendimiz Buyuruyor Ki: Sırtına Vurup Malını Alsa Da, Âmirine İtaat Et!
- İddia: “Biz Dervişleriz. Bizim Nazarımız Allah’ın İradesine Bağlıdır”: Moğollar Kayseri’ye Girip Bu Katliamı Gerçekleştirdikleri Sırada Cevlaki (Kalenderi) Dervişler Maalesef Moğollarla Birlikte Hareket Ediyorlardı. Şems-i Tebriz Sohbetlerinde Anadolu İnsanını Moğollara İtaat Etmeye Ve Moğol Yönetiminden Razı Olmaya Çağırırdı
- (Yorum) İddia Ettikleri Gibi Dünya’nın Yönetimi Şayet Şeyh’lerinin Elinde Olsaydı Ne Olurdu? Elimde Olsa Sizi (Kadınları) Erkekler Görmesin Diye Yer Altından Tünel Kazar Da Sizi Gideceğiniz Yerlere Oradan Gönderirdim
- İddia: “Divan-ı Kebir’in Tabii Başkanı Rasûlullâh (a.s)’dir. Onun Gelmediği Toplantılarda İse, Şayet Var İse O Devrin “İnsan-ı Kâmil”i, Yoksa Zamanın “Gavs”ı Başkanlık Görevini İfşa Eder. “İnsan-ı Kâmil” Her Asırda Bulunmaz. “Gavs” İse Her Asırda Vardır Ve Kıyamete Kadar Sürekli, Bir Kişi, O Görevi İfa Eder. Müceddid-i Zaman” Yüz Yılda Bir Gelir”. Peki Sorum Şu: Kim Bu Asrın, Hatta Son 400 Yılın Müceddidi? Tabiki Benim Gavsım. Bu Vasfı Bir İnsana Verirken, Allah Katında Da Sorumlu Olunacağınızı Düşündüğümüzden Bilmenizi İstedik..
- Fatih Nurullah Efendi’den Cübbeli Ahmet Hoca’ya Cevap: Hasetten Böyle Karınları Böyle Dağ Gibi Şişiyor. Ne İstiyorsunuz Ooolum İşinize Bakın Lan Siz…Siz Callcenterlarda Ümmeti Yolmaya Bakın. Sohbetlerimizi Dinleyin Belki Tarikat Öğrenirsiniz Lan! Belki Hakikat Öğrenirsiniz, İnsanlıktan Nasibiniz Olur. Biraz Sohbet Dinleyin Ooolum
- (Yorum) Geçen Gün Bir Köprüden Geçerken, Aşağı Atlamaya Hazırlanan Bir Adam Gördüm Ve Bağırdım: Sen Hangi Dindensin? Şii Misin, Sünni Mi? Peki, Hanefi Misin? Şafii Mi? Peki Hangi Cemaate Mensupsun, Tasavvufi Mi İtikadi Mi? Hangi Tarikat Nakşi, Cerrahi, Kadiri, Halveti? Halidi Kolu Mu? Menzil Mi?
- İddia: “Dünyayı ve Kainatı Gavs Yönetiyor”: Bırak Kainatı, Bunlara Bakkal Emanet Etsen Bakkalı Yönetemezler, Batırırlar. Daha “Ortak Değerler” Üzerine Yaşayan Bu Gruplar Kendi Aralarında Anlaşamıyorlar, Bırakın “Evlilayar Konseyi”’nde Ortak Karar Almayı, Bunların 3 Tanesini Bir Odaya Koysak “Dünyevi İtibar” Uğruna Birbirini Bıçaklarlarlar,
- İddia: “Sadece Alemlerin Yönetimi Değil, Ülkelerin Yönetimide Divan Ehlinin Elindedir ve Gavsımda Bu Divanın Başında Bulunur!”: Ey Müslümanlar! Bir Karar Verin Artık; Dünya’yı Şeytanlar İllumunati Vasıtasıyla mı Yönetiyor, Yoksa Senin Şeyhin mi Yönetiyor da Dünya Bugün Buhalde?