I – Puta Tapanlar “Biz Onlara Belki Bizi Allah’a Yaklaştırırlar Diye İbadet Ediyoruz” Dediklerinde, İlahlarının Noksanlık Ve Acizliğinden Haberdar Değiller Miydi? “Bütün Putların En Büyüğü Allah’tır; Sadece Onun Birliğinden (El-Mecmû’) Bütün Aciz Yaratıklara “Yardım” Gelir Ve Bütün Yaratıklar (Suretler Olarak) Çaresizdir. Sadece Onun Birliğinden (El-Mecmû’) Bütün Aciz Yaratıklara “Yardım” Gelir Ve Bütün Yaratıklar (Suretler Olarak) Çaresizdir
İbnu’l-Arabi’nin vahdet-i vucud görüşü ile ilgili kesimde ulaşılan netice şu idi:
Eğer İbnu’l-Arabi’ninki gibi metafizik bir sistem herhangi bir din şeklinin doğmasına sebep olacaksa, bu dinin mantıki olarak muhakkak evrensel bir tabiatı olmalıdır, yani theistik olmayıp tasavvufi bir din olmalıdır.
Bu sisteme göre, bütün tarikatlar (yollar) Allah’a ileten bir “doğru Yol” (Tarik el-emem)’a iletmektedir. En kaba puta tapıcılık şeklinden en soyut din felsefesine kadar, ibnu’l-Arab’inin ifadesiyle, doğru olarak (yani vucûd görüşüne göre) yorumlandıklarında, Allah hakkında inançlar oldukları görülen dinlerle karşılaşmaktayız. Tektanrıcılık ile Çoktanrıcılık ve bu arada sonsuz sayıda öteki inançlar, onun nazariyesi ışığında yorumlandıkları takdirde, evrensel dinden başka bir şey değildir. Ona göre, Tektanrıcılıkla Çoktanrıcılık arasındaki fark, Bir’le Çok arasındaki mantıki farka karşılıktır. Çoktanrıcılık, çoktanrıya inananların, Bütünün mutlak Birliğini idrak edememelerinden doğmuştur ki, bu idrak edemeyiş dolayısıyla bunlar nihayette bölünemez olan Varlık’ı bölünebilir sayarlar. “Gerçekte” diyor ibnu’l-Arabi, “Allah’ın şeriki yoktur”; çünkü O, şerik denilenler de dahil, her şeyin ayn’ıdır. ibadet edilen her şey O’nun bir sureti ve manzarasıdır’; fiilen O’ndan başka ibadet edilen hiçbir şey yoktur: “O (Allah) ve senin Rabb’in, Kendisinden başkasına ibadet etmemeni bildirdi” demiyor mu? Bu, İbnu’l-Arabi nin “senin Rabb’in Kendisinden başka hiçbir şeye fiilen ibadet edilmediğini söylemişti” şeklinde yorumladığı bir ayettir
Böylece ibnu’l-Arabi çoktanrıcılığı, suretlere ve putlara tapanların sadece sahne (mecali) ve manzaralar (vucûd) veya bu Hakikatin tezahürleri olarak gördükleri ilahlarının “suretleri ardında bir hakikat olduğunu” tamamıyla idrak etmeleri şartıyla, reddetmemektedir.
Suretler ve putlar özlerinde, diğer bütün tezahürler gibi bomboş şeylerdir.
İbnu’l-Arabi şöyle soruyor:
Puta tapanlar “biz onlara belki bizi Allah’a yaklaştırırlar diye ibadet ediyoruz” dediklerinde, ilahlarının noksanlık ve acizliğinden haberdar değiller miydi? “Bütün putların en büyüğü Allah’tır; sadece onun birliğinden (el-mecmû’) bütün aciz yaratıklara “yardım” gelir ve bütün yaratıklar (suretler olarak) çaresizdir
Kaynak: Muhyiddin İbnu’l Arabi’de Tasavvuf Felsefesi – Ebu’l Ala El Afifi, Kırkambar Yayınları (S.145-146)
II – İbadet Edilen Her Şey (Putlar), Allah’ın Bir Sureti Ve Görüntüsüdür. Gerçekte Putlara İbadet Edenler, Allah’a İbadet Ediyor. Bütün Putların En Büyüğü Allah’tır. Allah’a, Şirk Koşmak İsteseniz De Koşamazsınız
Ona göre, tek tanrıcılıkla çok tanrıcılık arasındaki fark; ‘Bir’le ‘çok’ arasındaki mantıki fark gibidir. Gerçekte Allah’ın şeriki yoktur. Çünkü Allah, şerik denilenler de dâhil, her şeyin aynıdır. İbadet edilen her şey (putlar), Allah’ın bir sureti ve görüntüsüdür. Gerçekte putlara ibadet edenler, Allah’a ibadet ediyor. Bütün putların en büyüğü Allah’tır. Allah’a, şirk koşmak isteseniz de koşamazsınız.
Kaynak: http://www.saadettinmerdin.com/genel/130-vahdet-i-vucut-ve-vahdet-i-suhud.html