I – Said Nursi, Biraz Sadeleştirip, Alıntıladığımız Bu Kadar Kısa Bir Pasajda Bile, Ebced Hesabı Tutsun Diye; Bazen “Resâili’n-Nur”, “Risaletü’n-Nur”, “Risalei’n-Nur”, “Risale-i Nur” vs. Gibi Kitaplarının Adını Değiştirmektedir. Birçok Zorlama İle Sayıları Denk Getirmeye Çalışır, Yine De Tutmayınca Bazen Ayetlere Harf Eklemekte, Bazen Çıkarmakta, Yine De Tutmazsa Bu Sefer Az Bir Farkla Deyip Batıl İddiasına Kuran’dan Delil Getirmeye Çalışmaktadır
II – Burada Said Nursî, Rakam Değeri 400 Olan ة Harfini, Değeri 5 olan هـ ile Değiştirmiştir. Yukarıda Rakam Değerinin 548 Olduğunu Söylediği Risale-İn Nur’u Bu Defa 598’e Çıkarmıştır. Her Şeye Rağmen Rakamlar Tutmayınca Yine “Sırlı Fark” Perdesine Sığınmıştır. Son Olarak Kuran’da Bulunmayan ““من فرقان حكيم “ Şeklinde Bir Ekleme Yaparak “Risalei’n-Nur’un Furkan-I Hakîm’in Bereketli Bir Ağacı” Olduğu Sonucuna Varmıştır. Açıkça Anlaşılıyor Ki, Said Nursî’nin Kitaplarına Risale-i Nur, Resail’in-Nur, Risaletü’n-Nur ve Risalei’n-Nur Diye Farklı Adlar Vermesi, İstediği Rakamları Denkleştirme Amacına Yöneliktir. Said Nursî, Rakamları Denkleştirmek İçin Cümlenin Yapısını Bozabilmekte, Harfleri Düşürüp, İlaveler Yapabilmektedir
.
I – Said Nursi, Biraz Sadeleştirip, Alıntıladığımız Bu Kadar Kısa Bir Pasajda Bile, Ebced Hesabı Tutsun Diye; Bazen “Resâili’n-Nur”, “Risaletü’n-Nur”, “Risalei’n-Nur”, “Risale-i Nur” vs. Gibi Kitaplarının Adını Değiştirmektedir. Birçok Zorlama İle Sayıları Denk Getirmeye Çalışır, Yine De Tutmayınca Bazen Ayetlere Harf Eklemekte, Bazen Çıkarmakta, Yine De Tutmazsa Bu Sefer Az Bir Farkla Deyip Batıl İddiasına Kuran’dan Delil Getirmeye Çalışmaktadır
*”Men yeşâü” cümlesi az bir farkla Risaletü’n-Nur yazarının ismiyle meşhur bir lâkabına tevafukla bakıyor.
*Eğer “men yeşâühü” şeklinde okunup da mukadder zamir ortaya çıkarılırsa tam tamına tevafuk eder.
* Bu ayet nasıl ki Risalei’n-Nur’a ismiyle bakıyor; öyle de yazılış tarihine tam tamına tevafukla remzen bakıyor.
*”Ke mişketin” deki “nun” sayılırsa ve “fî zücâcetin” deki “te” de “he” olacağından 1349 ederek, Resâili’n-Nur’un en nuranî bölümlerinin yazılma anı ve olgunlaşma zamanı olan 1349 tarihine tam tamına tevafukla işaret eder.
(…)
Biraz sadeleştirip, alıntıladığımız bu kadar kısa bir pasajda bile, ebced hesabı tutsun diye; bazen “Resâili’n-Nur”, “Risaletü’n-Nur”, “Risalei’n-Nur”, “Risale-i Nur” vs. gibi kitaplarının adını değiştirmektedir. Birçok zorlama ile sayıları denk getirmeye çalışır, yine de tutmayınca bazen ayetlere harf eklemekte, bazen çıkarmakta, yine de tutmazsa bu sefer az bir farkla deyip batıl iddiasına Kuran’dan delil getirmeye çalışmaktadır.
Kaynak: http://www.saadettinmerdin.com/genel/54-nursi-ve-cifr-ebced-ve-hurufilik.html
.
II – Burada Said Nursî, Rakam Değeri 400 Olan ة Harfini, Değeri 5 olan هـ ile Değiştirmiştir. Yukarıda Rakam Değerinin 548 Olduğunu Söylediği Risale-İn Nur’u Bu Defa 598’e Çıkarmıştır. Her Şeye Rağmen Rakamlar Tutmayınca Yine “Sırlı Fark” Perdesine Sığınmıştır. Son Olarak Kuran’da Bulunmayan ““من فرقان حكيم “ Şeklinde Bir Ekleme Yaparak “Risalei’n-Nur’un Furkan-I Hakîm’in Bereketli Bir Ağacı” Olduğu Sonucuna Varmıştır. Açıkça Anlaşılıyor Ki, Said Nursî’nin Kitaplarına Risale-i Nur, Resail’in-Nur, Risaletü’n-Nur ve Risalei’n-Nur Diye Farklı Adlar Vermesi, İstediği Rakamları Denkleştirme Amacına Yöneliktir. Said Nursî, Rakamları Denkleştirmek İçin Cümlenin Yapısını Bozabilmekte, Harfleri Düşürüp, İlaveler Yapabilmektedir
[Nur/35] ayetinden Said Nursi bakın neler bulur;
* مَثَلُ نُورِهٖ كَمِشْكٰوةٍ فٖيهَا مِصْبَاحٌ ayetinin cifr hesabıyla 998 etmektedir ve “Risaletü’n-Nur” -şeddeli nun, iki nun sayıldığından- tam tamına tevafukla ona işaret eder.
*كَمِشْكٰوةٍ فٖيهَا مِصْبَاحٌ Hz. Ali Kaside-i Celcelûtiye’sinde Risalei’n-Nur’a bakarak ve ona işaret ederek demiş: “Ekıd kevkebî bi’l-ismi nûran” Ben tahmin ediyorum ki, Hz. Ali’nin bu işareti, bu nur cümlesinin remzinden mülhemdir. Bu ayet, 546 edip, Risale-i Nur’un adedi olan 548’e gayet az ve sırlı iki farkla işaret etmektedir.
Said Nursî’ye göre “Eğer مِن شَجَرَةٍ deki ة duraklardaki gibi هـ sayılsa 598 ederek tamı tamına Resail-in Nur ve Risale-in Nur’un rakam değeri olan 598’e denk düşmekle beraber “من فرقان حكيم” rakam değerine sırlı bir tek farkla işaretli bir uyum sağlayarak hem Resail-in Nur’u kendi içine katar, hem de Risale-in Nur’un “Furkan-ı Hakîm’in bereketli bir ağacı” olduğunu gösterir. Eğer مِن شَجَرَةٍ deki ة, ة olarak kalsa, o vakit makam-ı cifrîsi 993 eder, uyuma zarar vermeyen pek az ve sırlı beş farkla Risalet-ün Nur’un rakam değeri olan 998’e uyum gösterir. Anlamı da uyumlu olduğu için ayet bu isme işaret eder.”
Açıkça anlaşılıyor ki, Said Nursî’nin kitaplarına Risale-i Nur, Resail’in-Nur, Risaletü’n-Nur ve Risalei’n-Nur diye farklı adlar vermesi, istediği rakamları denkleştirme amacına yöneliktir. Said Nursî, rakamları denkleştirmek için cümlenin yapısını bozabilmekte, harfleri düşürüp, ilaveler yapabilmektedir.
Mesela; رسالة النور kelimesindeki ل harfini ن ‘a çevirmiştir. Bu “nun”u iki nun saymaktadır. Oysa Arapça aslında da görüldüğü üzere bu ikinci “nun” kelimenin aslından olmayıp, harf-i tariften dolayı, okumada ortaya çıkar.
Burada Said Nursî, rakam değeri 400 olan ة harfini, değeri 5 olan هـ ile değiştirmiştir. Yukarıda rakam değerinin 548 olduğunu söylediği Risale-in Nur’u bu defa 598’e çıkarmıştır. Her şeye rağmen rakamlar tutmayınca yine “sırlı fark” perdesine sığınmıştır. Son olarak Kuran’da bulunmayan ““من فرقان حكيم “ şeklinde bir ekleme yaparak “Risalei’n-Nur’un Furkan-ı Hakîm’in bereketli bir ağacı” olduğu sonucuna varmıştır. Bunu ayetteki yerine yerleştirirsek şöyle bir durum ortaya çıkar; “O’nun nuru doğuda da batıda da olmayan bereketli Risale-i Nur’dan tutuşturulmuştur.”
* لِنُورِهٖ نَارٌ نُورٌ عَلٰى نُورٍ يَهْدِى اللّٰهُ de 999 ederek sırlı bir tek farkla Risaletü’n-Nur adedi olan 998’e tevafukla manasının kuvvetli münasebetine binaen işaret derecesinde remzeder. Said Nursî burada da sayıyı tutturabilmek için iki cümleyi bir araya getirmiş ama ikinci cümlenin mefulünü yok etmiştir. Rakam yine de tutmayınca o “sırlı farka” sığınmış.
Kaynak: http://www.saadettinmerdin.com/genel/54-nursi-ve-cifr-ebced-ve-hurufilik.html