I – Musa (A.S.): Ey Rabbim! Firavuna Mühlet Verdin. Bundaki Hikmet Nedir? Dedi. Hak Teâlâ Hazretleri: Firavn’da Güzel Sıfatlar Vardır, Ben O Sıfatlan Severim. Onun İçin Firavnı Hemen Helak Etmiyorum. Benim Şehirlerimi Adaletle İmar Etti Ve Kullarım Arasında Adaletle Hükmeyledi. Onun Yalan İddialarından Bana Ne Ziyan Vardır? Buyurdu
“Musa (A.S.):
– Ey Rabbim! Firavuna mühlet verdin. Bundaki hikmet nedir? dedi.
Hak Teâlâ hazretleri:
Firavn’da güzel sıfatlar vardır, ben o sıfatlan severim. Onun için Firavnı hemen helak etmiyorum, buyurdu.
Musa (A.S.):
-Ey Rabbim! O sıfatlar nelerdir? dedi.
Allah Teâlâ hazretleri:
– Benim şehirlerimi adaletle imar etti ve kullarım arasında adaletle hükmeyledi. Onun yalan iddialarından bana ne ziyan vardır? buyurdu .”
Kaynak: Aşıkların Nurları (Envâru’l-Âşıkîn)- Ahmed Bican- Türkçesi: Fatih Selim- Kitabı Sunan- Ahmed Karaman- Tercüman 1001 Temel Eser:48 Baskı: 1973 (Sayfa 203-204)
II – İblis Şöyle Dedi: ‘Eğer Secde Etseydim Fütüvvet Benden Uzaklaşırdı.’ Firavun Da Şöyle Konuştu: ‘Ben O’nun Resulüne Mansaydım Fütüvvet Makamından Düşerdim.’
“Bir adı da Azâzîl olan şeytan hakkında çok şey söylenmiştir. İşte onlardan biri:
‘O, hem göklerde hem yerde daı (çağırıcı) idi. Gökte, meleklere daîlik yapmaktaydı; onlara iyilikleri, güzellikleri gösteriyordu. Ve yerde, insanların dâîsidir; ama onlara çirkinlikleri, kötülükleri gösteriyor…”
“Çirkini tanımayan, güzeli hiç tanıyamaz.”
“İblis ve Firavun’la fütüvvet (gençlik, atılganlık, asalet, sadakat ve fedakârlık) konusunda tartıştım. İblis şöyle dedi: ‘Eğer secde etseydim fütüvvet benden uzaklaşırdı.’ Firavun da şöyle konuştu: ‘Ben O’nun resulüne mansaydım fütüvvet makamından düşerdim.’ Ben de şöyle dedim: ‘Sözümden ve davamdan dönseydim fütüvvet yaygısından dışarı atılırdım.”
Kaynak: Hallâc’dan alınan parçalar ve açıklamaları için bk. Oztürk, Yaşar Nuri, Hallâc-ı Mansûr ve Eseri, (3. baskı) İst., (Yeni Boyut Yay.), s. 333-345,
Kaynak: HALLÂCÎ TASAVVUF GELENEĞİNİN İBLİS ANLAYIŞI Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK*
III – İblisin ve Firevunun İçinde Bulunduğu ve Düşmek İstemediği Fütüvvet Makamı Nedir? Kendini Değil, Peygamberimiz Gibi Ümmetini Düşünmek, İnsanların Derdleriyle Derdlenmek, Kendisi İçin İstediğini Başkaları İçin İstemek, Kusur Ve Ayb Örtücü Olmak, Nefse Düşmanlık, Fakirden Nefret Duymamaktır. Lügatte Cesaret, Yiğitlik Ve Mertlik Anlamına Gelen Fütüvvet, Tasavvuf Çevrelerinde Diğergâmlık, Cömertlik Ve Şefkati De İçine Alan Bir Terim Olmuştur.
Kavram olarak fütüvvet, genellikle başkasını kendine tercih etmek, engin bir mürüvvete sahip olmak demektir. Fütüvvet, mürüvvet ve uhuvvet ile irtibâtlıdır. Lügatte cesaret, yiğitlik ve mertlik anlamına gelen fütüvvet, tasavvuf çevrelerinde diğergâmlık, cömertlik ve şefkati de içine alan bir terim olmuştur.
(…)
Fütüvvet kendini değil, Peygamberimiz gibi ümmetini düşünmek, insanların derdleriyle derdlenmek, kendisi için istediğini başkaları için istemek, kusur ve ayb örtücü olmak, nefse düşmanlık, fakirden nefret duymamak, zenginlerin peşinde dolanmamak, eline girenle çıkanı bir görmek, kimseye kin tutup düşman olmamak, kimseden mürüvvet ve insaf beklememek, herkese karşı mürüvvet ve insâf sahibi olmak, dünyadan da ukbâdan da geçmektir.
Benzerlikler sebebiyle sûfîler fetâyı sûfî, fütüvveti de tasavvuf olarak görmüşlerdir. Zaman zaman birbirinin yerine kullanılmakla birlikte tasavvufta fütüvvet ahlâkî bir erdem ve tasavvufî bir kavram olarak önemli bir yeri hâizdir.
Fütüvvet kendisini küçük, kardeşlerini büyük görmek, iyi ahlâklı ve cömerd; vefâlı/güvenilir, merhametli, fakr sıfatlı, konuk sever, mahcub ve civânmerd olmaktır. Kardeşini, kendi nefsine tercih edip, kendisine yapılmasını istediği tüm iyiliklerin ziyadesiyle ona yapılmasını, kendisine yapılmamasını istediği herhan¬gi bir kötülüğün zerresini dahi kardeşine yapılmamasını istemek fütüvvet ahlâkı gereğidir. Yûsuf gibi kendine cefâ eden kardeşlerine:
“Bugün kınamak yok” diyebilmektir.
Kaynak: http://www.mehmetizzetaslin.com/?pnum=319&pt=N.%20T.%2032.%20Tasavvufta%20F%C3%BCt%C3%BCvvet