I – Şeytan Gelip, Bâyezîd’i Bistâmî’nin Mübârek Ayağından Tutarak Uyandırdı Ve; “Kalk Namazın Geçmek Üzeredir.” Dedi. Bâyezîd-i Bistâmî, Şeytan’a; “Ey mel’ûn! Sen Hiç Böyle Yapmazdın? Şeytan Şu Cevâbı Verdi: “Birkaç Ay Önce Sabah Namazını Kaçırdığında, Pişmanlığın Ve Üzüntün Sebebiyle Çok Ağlayıp İnlediğin İçin Ayrıca Yetmiş Bin Namaz Sevâbı Almıştın. Bu Gün, Onu Düşünerek, Sâdece Vaktin Namazının Sevâbına Kavuşasın Da, Yetmiş Bin Namaz Sevâbına Kavuşmayasın Diye Seni Uyandırdım.” Dedi
Sultân-ül-Ârifîn Bâyezîd-i Bistâmî’yi bir gece uyku bastırıp, sabah namazına uyanamadı. Namazını kazâ edip o kadar ağlayıp inledi ki, bir ses işitti. “Ey Bâyezîd, bu günâhını affeyledim. Bu pişmanlık ve ağlamana da, ayrıca yetmiş bin namaz sevâbı ihsân eyledim.” diyordu. Aradan birkaç ay geçtikten sonra onu, yine uyku bastırdı. Şeytan gelip, Bâyezîd’i Bistâmî’nin mübârek ayağından tutarak uyandırdı ve; “Kalk namazın geçmek üzeredir.” dedi. Bâyezîd-i Bistâmî, Şeytan’a; “Ey mel’ûn! Sen hiç böyle yapmazdın. Herkesin namazının geçmesini, kazâya kalmasını isterdin. Şimdi nasıl oldu da beni uyandırdın?” buyurunca, Şeytan şu cevâbı verdi: “Birkaç ay önce sabah namazını kaçırdığında, pişmanlığın ve üzüntün sebebiyle çok ağlayıp inlediğin için ayrıca yetmiş bin namaz sevâbı almıştın. Bu gün, onu düşünerek, sâdece vaktin namazının sevâbına kavuşasın da, yetmiş bin namaz sevâbına kavuşmayasın diye seni uyandırdım.” dedi.
Kaynak: http://www.nasihatler.org/2013/12/29/bayezid-i-bistami-ks-hz/
II – Hz. Muaviye (r.a) Bir Gün Yatarken Birisi Geldi Ve Onu Kaldırdı. Hz. Muavi-y e (r.a.) Kalkınca Baktı Ki, Karşısında Duran İnsan Kılığına Girmiş Şeytandır. Dedi “Ben Biliyorum Sen Şeytansın Ama, Beni Niye Kaldırdın?” Lain; “Ben Filan Yerden Gelen Bir Yolcuyum, Namaz Vakti Geldi, Baktım Uyuyordun!.. Onun İçin Seni Kaldırdım” Dedi.
Hz. Muaviye (r.a) bir gün yatarken birisi geldi ve Onu kaldırdı. Hz. Muavi-y e (r.a.) kalkınca baktı ki, karşısında duran insan kılığına girmiş şeytandır. Dedi «Ben biliyorum sen şeytansın ama, beni niye kaldırdın?» Lain; «Ben filan [yerden gelen bir yolcuyum, namaz vakti geldi, baktım uyuyordun!.. Onun için seni kaldırdım» dedi. Hz. Muaviye (r.a.) ona «Ben seni tanıdım, şimdi söyle, niye beni kaldırdın?» deyince, Lain «Bir Ashab-ı Kiramdan birisi yatıyordu. Ezan okundu. Abdest alıp da cemaat gitti, fakat tam kapıdan içeri girdiğinde, Hz. Peygamber (a.s.v.) Ashab-ı Kiram’la beraber namazı kılıp dağıldılar. Bunun üzerine o sahabe bir “ah!” çekti, onun bu ahından arş-ı ala titredi. Onum o “ah!” çekmesinden dolayı, ALLAH-u Zülcelâl, o günün bütün insanlarının namazlarını o “ah!” üzerine kabul etti. Sen de kalk namaza yetiş, sen de ah! çekme diye seni kaldırdım» dedi. İşte onlar ibadetlerine böyle düşkün idiler. İşte lain insana böyle düşmandır. İbadetlerini, zikirlerini yaptırmamaya çalışır. Bu da olmazsa, insanı ALLAH katında sevapları çok olan ibadet ve zikirlerden alıkoymaya çalışır. Yani insanı derecesinin artmaması, az sevap alması için elinden geleni yapar. Ondan dolayı lain, düşmanımızdır. Onun gibi yapmamak lazımdır. Ona uymamak, daima onu düşman olarak bilmek lazımdır.
Kaynak: Sohbetler 2 – Şeyh Muhmmed Konyevi, Reyhani Yayınları, İstanbul 1998 (S.126)