Ey Şakirdler, Üzülmeyin, Çünkü Sizlerde Kuran-ı Kerimde Yeralıyorsunuz! Maide Suresindeki “Allah’ı, Onun Elçisini Ve Müminleri Dost Edinen (Bilsin Ki), Galip Gelecek Olanlar Yalnızca Allah’ın Taraftarlarıdır “Âyeti, Biz Nur Talebelerini İşaret Ederken, Hud Suresindeki “İsyan Edenler Cehennemdedirler” Ayeti Risale-i Nur’un Muarızlarına Ve Düşmanlarına Tevafuk İle İşaret Eder

I – Mücâdele Suresindeki “Asıl Kurtuluşa Erenler, Şüphesiz Allah Taraftarlarıdır” Ayeti Resail-in-Nur Şakirdlerinin Zahirî Mağlûbiyetleri Ve Bir Sene Sonra Mahbusiyetleri İçinde Mânevî Galebeleri İşaret Eder

II – Maide Suresindeki “Allah’ı, Onun Elçisini Ve Müminleri Dost Edinen (Bilsin Ki), Galip Gelecek Olanlar Yalnızca Allah’ın Taraftarlarıdır “Âyeti, Oniki Seneden Beri En Acınacak Mağlubiyetimiz Zamanında Dahi, Cifir Ve Ebced Hesabiyle Galibiyetimize Aynı Tarihiyle Müjde Ediyor

III – Hud Suresindeki “İsyan Edenler Cehennemdedirler” Ayeti Risale-i Nur’un Muarızlarına Ve Düşmanlarına Tevafuk İle İşaret Eder

IV – Hud Suresindeki “Mutlu Olanlara Gelince, Onlar Da Cennette Olup..” Ayeti Resail-in-Nur Şâkirdleri İçin Semavî Bir Teselli, Bir Beşarettir

V – “Fefi’l-Cenneti Hālidîne” Makam-ı Cifrîsi Olan Bin Üçyüz Kırkdokuz Adediyle, Bin Üçyüz Kırkdokuz Tarihinden Beşaretle Remzen Haber Verir. Ve O Tarihte Bulunan Kur’an Hizmetkârlarından Bir Tâifenin Ashab-ı Cennet Ve Ehl-i Saadet Olduğunu Mâna-yı İşarîsiyle Ve Tevafuk-u Cifrî İle İhbar Eder Ve Bu Tarihte Risale-i Nur Şâkirdleri Kur’an Hesabına Fevkalâde Hizmetleri Ve Tenevvürleri Ve Çok Mühim Risalelerin Te’lifleri Ve Başlarına Gelen Şimdiki Musibetin, Düşmanları Tarafından Bir Beşaret-i Kur’aniye En Evvel Onlara Baktığını Gösterir

VI – İsra Suresideki “Biz Kur’an’dan Müminlere Şifa Ve Rahmet Olan Şeyler İndiriyoruz” Ayeti Risalet-ün-Nur, Benim Çok Tecrübelerimle Umum Mânevî Dertlerine Şifa Olduğu Gibi Resâil-in-Nur Şâkirdleri Dahi Tecrübeleriyle Beni Tasdik Ediyorlar

.

I – Mücâdele Suresindeki “Asıl Kurtuluşa Erenler, Şüphesiz Allah Taraftarlarıdır” Ayeti Resail-in-Nur Şakirdlerinin Zahirî Mağlûbiyetleri Ve Bir Sene Sonra Mahbusiyetleri İçinde Mânevî Galebeleri İşaret Eder
“(…) Asıl kurtuluşa erenler, şüphesiz Allah taraftarlarıdır.” (Mücâdele, 58/22)

(…) Ve şu asırda hizb-i Kur’anînin hadsiz efradından Resâil-in-Nur şâkirdleri tezahür ettiklerinden bu âyetin küllî mânasında hususî dahil olmalarına bir emare olarak makam-ı cifrîsi bin üçyüzelli adedi ile Resail-in-Nur şakirdlerinin zahirî mağlûbiyetleri ve bir sene sonra mahbusiyetleri içinde mânevî galebeleri ve metanetleri ve haklarında yapılan müthiş imha plânını akîm bırakan ihlâsları ve
kuvve-i mâneviyeleri tezahür etmesinin Rumî tarihi olan bin üçyüz elli ve ellibir ve elliiki adedine tam tamına tevafuku elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur’anîdir.
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 91, Birinci Şua/Onsekizinci Âyet.

.

II – Maide Suresindeki “Allah’ı, Onun Elçisini Ve Müminleri Dost Edinen (Bilsin Ki), Galip Gelecek Olanlar Yalnızca Allah’ın Taraftarlarıdır “Âyeti, Oniki Seneden Beri En Acınacak Mağlubiyetimiz Zamanında Dahi, Cifir Ve Ebced Hesabiyle Galibiyetimize Aynı Tarihiyle Müjde Ediyor
“Allah’ı, onun Elçisini ve müminleri dost edinen (bilsin ki), galip gelecek olanlar yalnızca Allah’ın taraftarlarıdır.”( Mâide, 5/56)

Âyet, oniki seneden beri en acınacak mağlubiyetimiz zamanında dahi, cifir ve ebced hesabiyle galibiyetimize aynı tarihiyle müjde ediyor.
Kaynak: Şuâlar, 331, Onüçüncü Şua/Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

.

III – Hud Suresindeki “İsyan Edenler Cehennemdedirler” Ayeti Risale-i Nur’un Muarızlarına Ve Düşmanlarına Tevafuk İle İşaret Eder
“İsyan edenler cehennemdedirler. Orada, onların (ıstıraptan ileri gelen) ağlayışlı bir nefes alıp verişleri vardır.”( Hûd, 11/106)

Bu âyet dahi, Risale-i Nur’un muarızlarına ve düşmanlarına ve onların cereyanlarının mebdeine ve faaliyet devresine ve müntehasına cifir ile, tevafuk ile işaret eder…
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 83-84, Birinci Şua/Beşinci Âyet; Kastamonu Lâhikası, 51, Yirmiyedinci Mektubdan/”Evemen kâne meyten” Âyetinin Tetimmesi.

.

IV – Hud Suresindeki “Mutlu Olanlara Gelince, Onlar Da Cennette Olup..” Ayeti Resail-in-Nur Şâkirdleri İçin Semavî Bir Teselli, Bir Beşarettir
“Mutlu olanlara gelince, onlar da cennette olup, Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durduğu sürece, kesintisiz bir ihsan olarak orada daimîdirler.”(Hûd, 11/108.)

Makam-ı cifrîsi bin üçyüz elliiki olmakla tam tamına Resail-in-Nur şâkirdlerinin en me’yusiyetli ve musibetli zamanları olan bin üçyüz elliiki tarihine tam tamına tevafukla o acınacak hallerinde kudsî ve semavî bir teselli, bir beşarettir.
Kaynak: Yirmialtıncı Âyet / Sikke-i Tasdiki Gaybî

.

V – “Fefi’l-Cenneti Hālidîne” Makam-ı Cifrîsi Olan Bin Üçyüz Kırkdokuz Adediyle, Bin Üçyüz Kırkdokuz Tarihinden Beşaretle Remzen Haber Verir. Ve O Tarihte Bulunan Kur’an Hizmetkârlarından Bir Tâifenin Ashab-ı Cennet Ve Ehl-i Saadet Olduğunu Mâna-yı İşarîsiyle Ve Tevafuk-u Cifrî İle İhbar Eder Ve Bu Tarihte Risale-i Nur Şâkirdleri Kur’an Hesabına Fevkalâde Hizmetleri Ve Tenevvürleri Ve Çok Mühim Risalelerin Te’lifleri Ve Başlarına Gelen Şimdiki Musibetin, Düşmanları Tarafından Bir Beşaret-i Kur’aniye En Evvel Onlara Baktığını Gösterir
(…) “fefi’l-cenneti hālidîne” makam-ı cifrîsi olan bin üçyüz kırkdokuz adediyle, bin üçyüz kırkdokuz tarihinden beşaretle remzen haber verir. Ve o tarihte bulunan Kur’an hizmetkârlarından bir tâifenin ashab-ı cennet ve ehl-i saadet olduğunu mâna-yı işarîsiyle ve tevafuk-u cifrî ile ihbar eder ve bu tarihte Risale-i Nur şâkirdleri Kur’an hesabına fevkalâde hizmetleri ve tenevvürleri ve çok mühim
risalelerin te’lifleri ve başlarına gelen şimdiki musibetin, düşmanları tarafından bir beşaret-i Kur’aniye en evvel onlara baktığını gösterir.
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 101-102; Şuâlar, 563, Birinci Şua/Yirmialtıncı Âyet

(…) bildirildi ki; bu âyet ve fıkra Risale-i Nur’un mesleğine ve şakirdlerine tam tamına ma’nen cifirce bakıyor.
Kaynak: Kastamonu Lâhikası, 51, Yirmiyedinci Mektubdan/”Evemen kâne meyten” Âyetinin Tetimmesi

.

VI – İsra Suresideki “Biz Kur’an’dan Müminlere Şifa Ve Rahmet Olan Şeyler İndiriyoruz” Ayeti Risalet-ün-Nur, Benim Çok Tecrübelerimle Umum Mânevî Dertlerine Şifa Olduğu Gibi Resâil-in-Nur Şâkirdleri Dahi Tecrübeleriyle Beni Tasdik Ediyorlar
“Biz Kur’an’dan müminlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin ziyanını artırmaktan başka bir katkıda bulunmaz.”(İsrâ, 17/82)

Şu âyet-i azîme sarihan asr-ı saadette nüzûl-u Kur’ana baktığı gibi sair asırlara dahi mâna-yı işârîsiyle bakar, ve Kur’anın semasından ilhamî bir sûrette gelen şifadar nurlara işâret eder. İşte doğrudan doğruya tabib-i kulûb olan Kur’an-ı Hakîmin feyzinden ve ziyasından iktibas olunan Risalet-ün-Nur, benim çok tecrübelerimle umum mânevî dertlerine şifa olduğu gibi Resâil-in-Nur şâkirdleri dahi tecrübeleriyle beni tasdik ediyorlar. Demek Resâil-in-Nur bu âyetin mâna-yı işârîsinde dahildir. Ve bu duhulüne bir emâre olarak “mâ huve şifâun ve rahmetun li’l-mu’minîn” in makam-ı cifrîsi bin üçyüz otuzdokuz ederek aynı tarihte Kur’andan ilham olunan Resail-in-Nur bu asrın mânevî ve müthiş hastalıklarına şifa olmakla meydana çıkmaya başlamasından, bu âyet ona hususî remzettiğine bana kanaat veriyor. Ben kendi kanaatımı yazdım, kanaata itiraz edilmez.
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 92, Birinci Şua/Yirminci Âyet.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın