I – Kur’ân’ın Bu Kadar Âyât-ı Meşhuresi İcmâ İle Ve İttifakla Risalei’n-Nur’a İşaret Ve Tevafukları, Sarahat Derecesinde Onun Makbuliyetine Bir Şehadettir. Ve Hak Olduğuna Bir İmzadır Ve Şakirtlerine Bir Beşarettir
.
I – Kur’ân’ın Bu Kadar Âyât-ı Meşhuresi İcmâ İle Ve İttifakla Risalei’n-Nur’a İşaret Ve Tevafukları, Sarahat Derecesinde Onun Makbuliyetine Bir Şehadettir. Ve Hak Olduğuna Bir İmzadır Ve Şakirtlerine Bir Beşarettir
“Dördüncü nokta: İşte bu risalede mezkûr otuz üç âyet-i meşhurenin bil’ittifak, tekellüfsüz, mânâca ve cifirce Resâili’n-Nur’un başına parmak basmaları ve başta Âyetü’n-Nur on parmakla ona işaret etmesi, eskiden beri ulema ortasında ve edipler mâbeyninde meşhur bir düstur ve hakikatli bir medâr-ı istihracat ve hattâ hususî tarihlerde ve mezar taşlarında ediplerin istimal ettikleri mâruf bir kanun-u ilmî iledir. (…) Kur’ân’ın bu kadar âyât-ı meşhuresi icmâ ile ve ittifakla Risalei’n-Nur’a işaret ve tevafukları, sarahat derecesinde onun makbuliyetine bir şehadettir. Ve hak olduğuna bir imzadır ve şakirtlerine bir beşarettir. (…)
Beşinci nokta: Bu hesab-ı ebcedî, makbul ve umumî bir düstur-u ilmî ve bir kanun-u edebî olduğuna deliller pek çoktur.” (Şualar, s. 559)
Kaynak: http://dintahripcileri.com/birinci-suada-sok-eden-ifadeler/