Seyyid Fevzeddin Efendi’nin “Ğavs’ın Evlâtlarına Kulluk, Kölelik” İfadesi, Tasavvufu Şirk Dini Olarak Lanse Etmeyi Kendisine Vazife Edinmiş Bazı Kimselerin, Çölde Ganimet Bulmuş Mağribî Edasıyla Sarıldıkları Sözler Olmuştur. O, Bu Sözleriyle, Tıpkı Amcasıyla Sorunu Olan Bazı Yakın Akrabalara: “Amcanız Sizin Büyüğünüzdür. Ona Saygısızlık, Terbiyesizlik Yapmayın ve Saygı Gösterin” Demeyi Murad Etmiş Ve Konunun Önemine Binaen Anlamı Kuvvetlendirmek Kastıyla Olmalı Ki, “Kulluk-Kölelik” Ve “Farz-Vâcib” Gibi İfadeleri Lugavî Manalarıyla Kullanmıştır

I – Seyyid Fevzeddin Efendi’nin -Belli Çevreler Tarafından- Tekfir Sebebi Olarak Sunulmaya Çalışılan İfadelerini İçeren Bir Başka Pasaj İse “Ğavs’ın Evlâtlarına Kulluk, Kölelik” İfadeleridir. Bu Sözler, Tasavvufu Şirk Dini Olarak Lanse Etmeyi Kendisine Vazife Edinmiş Bazı Kimselerin, Çölde Ganimet Bulmuş Mağribî Edasıyla Sarıldıkları Sözler Olmuştur. Hâlbuki Bu Sözle“Amcanız Sizin Büyüğünüzdür. Ona Saygısızlık, Terbiyesizlik Yapmak Yerine, Ona Azami Derecede Saygı Göstermelisiniz” Demeyi Murad Etmiş Ve Konunun Önemine Binaen Anlamı Kuvvetlendirmek Kastıyla Olmalı Ki, “Kulluk-Kölelik” Ve “Farz-Vâcib” Gibi İfadeleri Lugavî Manalarıyla Kullanmıştır
“Ğavs’ın Evlâtlarına Kulluk, Kölelik” İfadeleri
Seyyid Fevzeddin Efendi’nin -belli çevreler tarafından- tekfir sebebi olarak sunulmaya çalışılan ifadelerini içeren bir başka pasaj ise: “Elimizden geldiği müddetçe bedenimizde ruh, canımızda can olduğu müddetçe, o aileye köle olacağız. O aile, biz başımızı yere koyacağız, bütün Ğavs Hazretleri’nin çocukları başımıza basıp geçecekler. Yine de Ğavs’ın hakkını teslim etmemiz mümkün
değildir. Biz de, siz de Ğavs’ın evlâtlarına kölelik yapacağız; yapmaya da mecburuz. Üzerimize farzdır, vaciptir. Ölünceye kadar Ğavs’ın evlâtlarına boyun eğmeye, hizmet etmeye mecburuz…” şeklindeki sözlerini içeren kesittir.
Bu sözler, tasavvufu şirk dini olarak lanse etmeyi kendisine vazife edinmiş bazı kimselerin, çölde ganimet bulmuş mağribî edasıyla sarıldıkları sözler olmuştur. Hâlbuki bu sözler, tasavvufî çerçevedeki bağlılık ve teslimiyetle ilgili sarf edilmiş sözler değildir.

Bu Sözleri Sarf Etme Sebepleri
İki cemaat arasında ortaya çıkan bahsetmiş olduğumuz sıkıntılar çok geçmeden haddinden ziyade büyür. İki kapının müntesibânı arasında birtakım tartışmalar ve kutuplaşmalar baş gösterir.[8] Bunun üzerine Seyyid Fevzeddin Efendi, muhtelif illeri kapsayan irşâd ziyaretleri esnasında gerçekleştirdiği sohbetlerde, bu tartışma ve kutuplaşmaların sona ermesi için, kendisinin de daha evvel bağlı
bulunduğu tekkeye ve tekkenin büyüklerine hürmet edilmesi gerektiğine yönelik vurgulara yer verir.
Üzerine konuştuğumuz ifadelerin tamamı bu sohbetlerde, ortaya çıkan fitne ateşini daha fazla büyümeden söndürmek ve gelişen bu durumu istismar etmek isteyen kesimlerin istismarını önlemeye yönelik bir çabanın ifadesidir. Kısacası o, bu sözleriyle, tıpkı amcasıyla sorunu olan bazı yakın akrabalara: “Amcanız sizin büyüğünüzdür. Ona saygısızlık, terbiyesizlik yapmak yerine, ona azami
derecede saygı göstermelisiniz” demeyi murad etmiş ve konunun önemine binaen anlamı kuvvetlendirmek kastıyla olmalı ki, “kulluk-kölelik” ve “farz-vâcib” gibi ifadeleri lugavî manalarıyla kullanmıştır.
Seyyid Fevzeddin Efendi’nin şu sözleri de zaten ilgili söylemlerin olumsuz bir durum üzerine, sükûnet ortamını sağlamak ve onlarca yıl eskiye dayanan birlik ve beraberliğin muhafazasının devamı için sarf edildiğini ortaya koymaktadır:
“Onun için hiçbir zaman Ğavs’ın evlâdına kesinlikle yan bir gözüyle veyahut kötü bir gözle bakmayın. Onları Allah ile Rasûlüllâh ile baş başa bırakalım. Onları Ğavs’a teslim edelim, bizim haddimize değildir bunların hakkını vermek hâşâ…”
Yoksa konu tasavvufî bağlılık ve teslimiyet olsa, kim neden böyle bir şey söylesin ki?..
Dolayısıyla Seyyid Fevzeddin Efendi’nin sohbetlerinde hitap ettiği kendi müridlerini, bizzat intisaplı olmadığı Menzil Şeyhi’ne ya da bir başka Şeyh’e teslim olmaya hatta iddia edildiği gibi kulluk, kölelik mesabesinde bir teslimiyete çağırmış olması, tasavvufî açıdan da, aklî ve mantıkî açıdan da
ihtimal verilebilecek bir şey değildir.
Bu sözleri tasavvufî bağlılık ve teslimiyete yönelik sözler olarak algılayanların bu düşüncesi, konuyla ilgili olan şahsiyetleri tanımamanın, Şeyh Efendi’yi mezkûr sözleri sarf etmeye iten durumdan haberdar olmamanın ve maatteessüf sahip oldukları art niyetin bir sonucudur.
Hasbî niyet ve büyük bir olgunlukla yapılan, tasavvufî birikim ve muhabbetin şahsî menfaatlere âlet edilmemesi konusunda önemli bir örnek niteliği taşıyan bu çağrıların, birileri tarafından istismar malzemesi edinilmesi de en başta istismarcılar açısından son derece talihsiz bir durumdur.
Kaynak: http://www.musellem.net/seyyid-fevzeddin-efendiye-yonelik-iftira-kampanyasi-uzerine/

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın