I – Şeyh Müridlerini Cübbesi Altında Cennete Mi Götürecek? Cahil Sofilerin Kimisi Gerçekten Saf Niyetinden, Kimisi De Bilip Bilmeden Şöyle Demektedir: “Şeyhimiz Bizi Cübbesinin Altında Cennete Sokacak”. Bu Cümlede Bir Hakikat Ve Bir Yanlış Yatmaktadır…
Tasavvuf öyle bir daldır, bu tarikat öyle bir yoldur ki, bir devlet reisi de olsa kabul edilir, bir amele, bir köylü olsa da alınır, kimse bu yoldan geri çevrilmez. Herkes kendi kabını derinliği nisbetinde doldurur, teslimiyeti ölçüsünde sırlara vakıf olur.
Eskiden ilim tahsil etmeyeni dervişliğe kabul etmezlermiş. Sonradan fitne zamanın şerrinden sığınmak kolay olsun diye insanları geri çevirmemişler ve her isteyene ders vermişler. Bu nedenle tarikatta her kesimden insana rastlamak mümkündür.
Dolayısıyla “cahil sofilerin” olması da kaçınılmazdır.
Kimisi gerçekten saf niyetinden, kimisi de bilip bilmeden şöyle demektedir:
“Şeyhimiz bizi cübbesinin altında cennete sokacak”
Bu cümlede bir hakikat ve bir yanlış yatmaktadır…
Bunu fırsat bilen tarikat düşmanları da: “şeyhleri onları cübbesinin altında sırattan geçirecekmiş” gibi alaycı ifadeler ile tarikat ehlini şirkle suçlamakta, şeyhe güvenip tembellik yaptıklarını ve batıl bir yolda olduklarını iddia etmektedirler.
Kaynak: http://www.ihvanlar.net/2013/12/25/seyh-muridlerini-cubbesi-altinda-cennete-mi-goturecek/
II – Zaten Kullanılan Bu İfadeler De Mecazidir. Mesela Biri Mecazi Olarak “Şeyhimizin Cübbesi Altında Cennete Gireriz” Demiş Olabilir. Bunu Duyan Bir Avam Yanlış Anlayıp Başka Söyler, Diğeri Daha Da Yanlış Anlayabilir. Sözler, Cümleler Ters Nakledilebilir. Dolayısıyla Dervişlerin İtikadı Bozulabilir. Tarikat Düşmanlarına Da Gün Doğar…Tarikat Düşmanları Heveslenmesin!
CÜBBENİN ALTINDA CENNETE
Zaten kullanılan bu ifadeler de mecazidir.
Mesela biri mecazi olarak “şeyhimizin cübbesi altında cennete gireriz” demiş olabilir. Belki Tasavvuf eserlerinde bile bu gibi ifadeler geçebilir. Bu ifadeden maksat şefaat yetkisi verildiği takdirde, bizler de şefaati hürmetine cennete gireriz. Yani “şefaati altında cennete gireriz” demek olur, böyle kastedilmiştir.
Bunu duyan bir avam yanlış anlayıp başka söyler, diğeri daha da yanlış anlayabilir. Sözler, cümleler ters nakledilebilir. Dolayısıyla dervişlerin itikadı bozulabilir. Tarikat düşmanlarına da gün doğar…
TARİKAT DÜŞMANLARI HEVESLENMESİN
Tarikat düşmanları ise hemen bu sözden yola çıkarak “Tarikatçılar müşrik, tarikatçılar kaypak, Allah’a değil şeyhe güveniyorlar” gibi ifadelerle saldırıyorlar.
Dediğimiz gibi belki yanlış düşünen bazı kimseler olabilir. Ancak bu, şefaatin olmadığı manasına gelmez. Yukarıdaki hadis de (Ey kızım Fatıma! Hadisi) şefaatin olmadığına delil teşkil etmez. Yeri gelince aynı kaynaktan gelen hadis-i inkar ederler ama işlerine geldiği için bu hadis-i “şefaatin olmadığına” delil olarak kullanırlar.
Kaynak: http://www.ihvanlar.net/2013/12/25/seyh-muridlerini-cubbesi-altinda-cennete-mi-goturecek/
III – Bu Vehhabi Kafalılara Karşı Bizlerin Daha Şuurlu Olması, Hangi İfade Ne İçin Kullanılıyor Bunu Bilmemiz Gerekiyor… Devir İlim Devridir Değerli Kardeşlerimiz. Ehli Sünnet Kaynaklardan İlme Çok Önem Veriniz… Gerçi Vehhabi Kafa İlim Kabul Etmez, İşlerine Gelmeyene Uydurma Damgası Vurup Sıyrılmaya Çalışırlar Ama Olsun! Siz Tebliğ Vazifenizi Yapmış Olursunuz…
SONUÇ:
Bu vehhabi kafalılara karşı bizlerin daha şuurlu olması, hangi ifade ne için kullanılıyor bunu bilmemiz gerekiyor… Devir ilim devridir değerli kardeşlerimiz. Ehli sünnet kaynaklardan ilme çok önem veriniz… Gerçi vehhabi kafa ilim kabul etmez (işlerine gelmeyene uydurma damgası vurup sıyrılmaya çalışırlar) ama olsun! Siz tebliğ vazifenizi yapmış olursunuz…
Kaynak: http://www.ihvanlar.net/2013/12/25/seyh-muridlerini-cubbesi-altinda-cennete-mi-goturecek/