Onun Kitaplarını Herkes Kaldırmaz; Mesela Gavsım Kürdistanın Kurulması Ve Kürtlerin De Diğer Kavimler Gibi Bir Devlet Sahibi Olmaları İçin Çok Mücadele Vermiş, “İslam Birleşik Cumhuriyetleri” Projesiyle Kürdistan´ın Da İçinde Yer Alacağı Probje İçin Hapse Girmeyi Göze Almıştı, Fakat Böyle Fikirleri Türkler Kaldıramayacağı İçin Üstünü Örtmek En Güzeli

I – Said Nursi’nin Vefatından Sonra Eserlerinde Değişiklik Yapılarak Sanki Türk Milliyetçiliğini Ve Laikliği Savunduğu Ve Bu İlkelere Endeksli Bir Yolda Yürüdüğü Gibi Gösterildi. Halbuki Said Nursi Kürtlere Şöyle Seslenmektedir: Ey Kürtler! Siz Kokuşmuş Sudan İçiyorsunuz. Herkesin Bir Pınarı Vardır. Siz De Bir Pınar Yapın Ki Kokuşmuş Sudan İçmeyesiniz.” Mealinde Kürtlerin De Diğer Kavimler Gibi Bir Devlet Sahibi Olmaları İçin Davette Bulunmuştur
(Said Nursi) yaşam tarzından da anlaşıldığı gibi hep sistemin zulmüne karşı çıkmış, tahkiki ve tevhidi imanı savunmuş, Kur´an ve Sünnet´e uygun olarak İslam´ı yaşamış, mazlumlardan yana tavır koymuş, İslam dışı uygulamalara boyun eğmemiş ve kendini hep Kürt kimliğiyle tanıtmıştır. Ancak M. Sıdık Şeyhanzade´nin de “orta Şarktaki Milletlerin Yeniden Dirilişi” adlı kitabında da ifade ettiği gibi, vefatından sonra eserlerinde değişiklik yapılarak sanki Türk milliyetçiliğini ve Laikliği savunduğu ve bu ilkelere endeksli bir yolda yürüdüğü gibi gösterildi. Nur medreselerinde tevhidi İslam ve Kürt kimliği gündemde tutulmadı ve eserlerindeki o bölümler okunmadan sola karşı Amerika´nın başını çektiği sağ çizgide gösterildi. Kürdistan ve Kürt milletin mağduriyetine verdiği mücadele örtbas edildi. Çünkü Bediüzzaman, 1935 yılına kadar yanı; soyadı Kanunu çıkıncaya kadar hep Said-i Kürdi lakabını kullanırdı. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra bu unvanı kullanamadığı için Said-i Nursi unvanını kullandı. Kürtlere şöyle seslenmektedir: Ey Kürtler! Siz kokuşmuş sudan içiyorsunuz. Herkesin bir pınarı vardır. Siz de bir pınar yapın ki kokuşmuş sudan içmeyesiniz.” Mealinde Kürtlerin de diğer kavimler gibi bir devlet sahibi olmaları için davette bulunmuştur.
Ayrıca Bediüzzaman; Kürtleri okumaya, cehaleti yenmeye ve aralarındaki ihtilafı giderip birleşmeye davet etmiştir. Bu daveti yaparken İslam´ın bütünlüğü içinde hareket etmelerini de söylemeyi ihmal etmemiştir. Hatta Hz. Ali´nin kaside-i Celcelutiye´de kendisine, “ya müdriken lizalikezzamanı, kün saiden” gibi sözlerle ve cifir hesabiyle Kürt Said diye hitap ettiğini 8.Şuada ifade etmektedir. Kürt olduğuna dair Hz. Ali´nin keramet şahitliğini örnek göstermektedir. Volkan, Kürt Teavun ve Terakki gazetelerinde hararetli yazılar yazmış, Kürt Teali cemiyetin kurucuları arasında yer almıştır. Kendisine verilen Diyanet İşleri Başkanlığı, Umumi vaizlik gibi makam ve yüksek maaşı ret edip şunları söylemiştir:
“Ey Kürtler! Tımarhaneyi bunun için kabul ettim. Kürtlüğü lekedar etmemek için irade-i padişahiyi, maaşını, ihsan-i şahaneyi kabul etmedim.”
Kaynak: http://www.batmancagdas.com/bed304220zzaman-ve-k220rt-meseles304-makale,2928.html


II – İşte Susmamak Ve Kürt Davasına Hıyanet Etmemek İçin Makam Ve Maaşı Kabul Etmemiştir, Anca Onun Varisleri, Onu Türk Milletine Kabul Ettirmek İçin Yazdıklarını Bile Değiştirdiler. Kendisiyle Yapılan Röportajında Yalnız Münazarat Kitabında 29 Sefer Değişikliğin Yapıldığı Tespit Edildi. Örneğin,Türk Harfleriyle Basılan Kitaplarında “Kürdistan Ve Kürt Sözcüklerin Çıkarıldığı, 1935 Tarihinde Soyadı Kanunu Çıkıncaya Kadar Hep Kendini Said-i Kürdi Lakabıyla Tanıttığını İfade Etmektedir.
İşte susmamak ve Kürt davasına hıyanet etmemek için makam ve maaşı kabul etmemiştir. Ancak daha sonra arkasından gidip kendilerini varisi olarak tanıtmaya çalışanlar, onu Türk milletine kabul ettirmek için yazdıklarını bile değiştirdiler Zehra ve Med Zehra dışındaki medreselerde bu bölümlerin okutulduğunu duymadım. Daha ziyade suya, sabuna dokunmayan bölümlerin okunması alışkanlık haline getirildi ve sanki Ziya Gökalp gibi o da Kürtlükten istifa edip Türkçü olmuş gibi anlatılmaya çalışıldı. Kürtçe olarak yazılan asar-ı Bediiye, medreselerde hiç de bulundurulmadı. Risale-i Nurun önde gelen talebelerinden ve Med Zehra vakfının Genel başkanı M. Sıdık Şeyhanzade, Mizgin dergisinin Ağustos 2008 tarih ve 48 sayısında, kendisiyle yapılan röportajında” Yalnız Münazarat kitabında 29 sefer değişikliğin yapıldığı,
Örneğin: “20 milyon Türklerin namına değil, yüzer milyon alem-i İslam cemaat-ı namına bir Said değil, bin Said feda olsun.” Cümlesinin “25 milyon Türklerin namına bir Said değil, bin Said feda olsun” Şeklinde değiştirildiği, Türk harfleriyle basılan kitaplarında “Kürdistan ve Kürt sözcüklerin çıkarıldığı, 1935 tarihinde Soyadı Kanunu çıkıncaya kadar hep kendini Said-İ Kürdi lakabıyla tanıttığını ifade etmektedir.
Kaynak: http://www.batmancagdas.com/bed304220zzaman-ve-k220rt-meseles304-makale,2928.html


III – Hatime´nin” Esas Metni “Ey Asuriler Ve Keldani´Lerin Cihangirlik Zamanında Piştar Kahraman Askerleri Olan Arslan Kürtler, Beş Yüz Senedir Yattığınız Yeter, Artık Uyanınız Sabahtır” Şeklinde İken; Türk Harfleriyle Basılan Basımda Türk Milletinin Duygularını Okşayacak Bir Şekilde” Ey Eski Çağların Cihangir Asya Ordularının Kahraman Askerlerinin Ahfadı Olan Vatandaşlarım Ve Kardeşlerim…” Haline Getirilmiştir.
Araştırmacı yazar E.Hakan Göktan şunları nakletmektedir: Divan-i Harb-i Örf-i ve Said-i Kürd-i” adlı kitabının “Hatime” bölümü Türkçe harflerle basımı sırasında yandaşlarınca değiştirilmiştir. Şöyle ki: “Hatime´nin” esas metni şöyledir:
“Ey Asuriler ve Keldani´lerin cihangirlik zamanında piştar kahraman askerleri olan arslan Kürtler, beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız sabahtır…. Hem de milliyet denilen mazi derelerinde ve hal sahralarından ve istikbal dağlarında haymenişin olan Rüstem-i Zal, Salahaddin-i Eyyubi gibi Kürt dahi kahramanlarıyla bir çadırda oturan aile gibi” iken;
Türk harfleriyle basılan basımda Türk milletinin duygularını okşayacak bir şekilde;
“Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin ahfadı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim…. Salahaddin-i Eyyübi, Celaleddin-i Harzemşah, Sultan Selim, Barbaros Hayreddin ve Rüstem-i Zal gibi ecdatlarımız”
haline getirilmiştir. (E.Hakan Göktan Araştırmacı-yazar. Turkish-Media.Com Forum ve memurlar.net siteleri)
Kaynak: http://www.batmancagdas.com/bed304220zzaman-ve-k220rt-meseles304-makale,2928.html


IV – Bizim Burada Anlatmaya Çalıştığımız, Milyonlarca Hayranı Bulunan Bediüzzaman Gibi Bir Âlimin İstismar Edilmemesidir. Nasıl Yaşadıysa, Nasıl İnandıysa O Şekilde Anılması Gerekir. “Cemahir-i Müttefikai İslamiyye” Yanı: “İslam Birleşik Cumhuriyetleri” Projesiyle Kürdistan´ın Da İçinde Yer Alacağı…
Bizim burada anlatmaya çalıştığımız, milyonlarca hayranı bulunan Bediüzzaman gibi bir âlimin istismar edilmemesidir. Nasıl yaşadıysa, nasıl inandıysa o şekilde anılması gerekir. İslam dışı yönetim şekillerine ve ırkçılığa karşı verdiği mücadele altmış yetmiş yaşında olanlar hatırlarlar. “Cemahir-i Müttefikai İslamiyye” Yanı: “İslam Birleşik Cumhuriyetleri” projesiyle Kürdistan´ın da içinde yer alacağı ve bütün İslam kavimlerine şamil, Kur´an´ın “Ancak müminler kardeştirler”” Emri ilahi doğrultusunda ve ırklar üstü bir çalışma ve inanca sahip olduğu, hayatında çektiği işkence, hapis ve sürgünlerinden anlaşılmaktadır. Allah´a emanet olun.
Kaynak: http://www.batmancagdas.com/bed304220zzaman-ve-k220rt-meseles304-makale,2928.html

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın