(Yorum) O Allah Dostlarına Tapanmı Var? Biz Sadece Şefaatine İnanıyoruz: O’nun Berisinden Birilerini Daha Veliler (Evliya*) Edinerek, “Biz Onlara, Bizi Allah’a Yaklaştırmaları Dışında Bir Şey İçin Kulluk Etmiyoruz.” Diyenlere Gelince Doğrusu Allah, Ayrılığa Düştükleri Şeylerde Aralarında Hüküm Verecektir. Şüphesiz Allah, Yalancı Ve İnkârcı Kimseyi Doğru Yola İletmez

(Ayet) İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır. O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Bakara:
204. İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
205. O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
206. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
207. İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
208. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.


(Ayet) O’nun berisinden birilerini daha veliler (evliya*) edinerek, “biz onlara, bizi allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir
Zümer Suresi 3. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk Meali
gözünüzü açıp kendinize gelin! arı-duru din yalnız ve yalnız allah’ındır! o’nun berisinden birilerini daha veliler (evliya*) edinerek, “biz onlara, bizi allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. şu bir gerçek ki, allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.

Diyanet Vakfı Meali
Dikkat et, hâlis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez. *


I – Câhiliye Putperestleri, Allah’ın Varlığına Ve Yaratıcı Gücüne İnanmakla Birlikte, Putları Aracı Tanrılar Kabul Edip Kendilerine Şefaat Edeceklerine İnandıkları İçin Onlara Taparlardı. Âyette, Bu Şekilde Değişik Bâtıl İnanç Gruplarıyla İlgili Son Hükmü Allah’ın Vereceği, Yani Onları Hak Ettikleri Şekilde Cezalandıracağı Belirtilmektedir. Yaratılmış Ve Sonlu, Böyle Olduğu İçin De Eksik Ve Âciz Varlıkları Tanrı Kabul Etmek Bir Yalandan İbarettir, Dolayısıyla Bir Küfürdür, Yani Gerçeği Ters Yüz Etmek, İnkâr Etmektir;
“Katıksız (hâlis) din” deyimini, kelime-i şehâdete dayalı din veya İslâm dini şeklinde açıklayanlar olmuştur (Zemahşerî, III, 337). Ancak bu deyimi, daha açık olarak “her türlü şirkten, bâtıl inanç ve hurafelerden uzak bulunan; vahye dayanan ve kutsal kitabıyla, inanç ve amellere dair hükümleriyle orijinalliğini koruyan din” şeklinde anlamak isabetli görünmektedir.
“Sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz” şeklindeki ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Câhiliye putperestleri, Allah’ın varlığına ve yaratıcı gücüne inanmakla birlikte, putları aracı tanrılar kabul edip kendilerine şefaat edeceklerine inandıkları için onlara taparlardı. Görünür veya görünmez varlıklara tapan başka çok tanrılı din mensuplarıyla Hz. Îsâ’yı tanrı kabul eden hıristiyanlar da benzer bir anlayışa sahiplerdi (Taberî, XXIII, 193). Âyette, bu şekilde değişik bâtıl inanç gruplarıyla ilgili son hükmü Allah’ın vereceği, yani onları hak ettikleri şekilde cezalandıracağı belirtilmektedir. Yaratılmış ve sonlu, böyle olduğu için de eksik ve âciz varlıkları tanrı kabul etmek bir yalandan ibarettir, dolayısıyla bir küfürdür, yani gerçeği ters yüz etmek, inkâr etmektir; bu sebeple de hidayetten mahrum kalmayı gerektirir (Râzî, XXVI, 242). Bu suretle âyet şu gerçeği dile getirmektedir: Melekler veya cinler gibi görülmez varlıklara, güneş vb. gök cisimlerine, Hz. Îsâ veya başka bir beşere, ata ruhlarına veya bu sayılanların sembollerine, heykellerine tapanlar ve Allah’ı bırakıp bunları koruyucu (veli) ve kurtarıcı kabul edenler, onlardan medet umanlar hak yoldan sapmışlardır; bunların inançları yalandan ve küfürden ibarettir. Yegâne hak din, tevhid inancıdır; kurtuluşu hak edenler de sadece muvahhid (tek tanrı inancını benimseyen) müminlerdir.
Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 598-599
Kaynak: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Z%C3%BCmer-suresi/4061/3-ayet-tefsiri

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın