(İddia) “Allahü Teâlânın Zâhir İsmi O Kadar Çok Tecellî Etdi Ki, Kadını Organları Halinde Zahir Oldu”: Bir Kadının Yanağından, Dudağından, Saçından, Belinden.. Allah Sevgisini Belirtmek İçin Lügatlerde Şaraptan, Kadın Yanağı Ve Dudağından Başka Kelime Mi Kalmadı?

I – Bir Kadının Yanağından, Dudağından, Saçından, Belinden Bahsedeceksiniz, Sonra Bunların Allah Aşkını İfade Eden Şiirler, Mecazi İfadeler Olduğunu Kabul Edeceksiniz. Peygamber Ve Ashabı Allah Sevgisini Bu Şekilde Mi Dile Getiriyorlardı? Allah Sevgisini Belirtmek İçin Lügatlerde Şaraptan, Kadın Yanağı Ve Dudağından Başka Kelime Mi Kalmadı?
Bu konuda son olarak Ahmed Kalkan’a kulak verelim: “Hem ilâhî, hem de mecazi anlamda aşk, edebiyatın ana temalarından birini oluşturmuş, bu kavram etrafında geniş bir aşk edebiyatı meydana gelmiştir. Edebiyatta ve tasavvufta aşk, bazen her iki anlamda ve birbirine karıştırılarak sunulmuş, İslâm’ın en temel konusu olan Tevhid hassasiyetiyle ilgili zihinlerin ve gönüllerin bulandırılmasına sebep olmuştur. İslâm’ın çok kesin olarak yasakladığı ve büyük günahlardan saydığı içki, bir fazilet unsuru olarak sunulmuş ve İlâhî aşk anlamında kullanılmıştır. Tasavvufî kitaplarda, tasavvufî şiirlerde ‘şarap, bâde, mey, meyhane, sâkî’ gibi kelimeler İlâhî aşkı anlatmak için kullanılan en güzel kelimeler olarak değerlendirilmiştir. ‘Aşk ve âşık olmak’ denilince, insan zihninde tümüyle dünyevî ve nefsî özellikler çağrıştığı halde, bunu yaratıklara hiçbir yönüyle benzemeyen Allah için hiç tereddüt etmeden kullanabilmişlerdir.
Bir kadının yanağından, dudağından, saçından, belinden… bahsedeceksiniz, sonra bunların Allah aşkını ifade eden şiirler, mecazi ifadeler olduğunu kabul edeceksiniz. Peygamber ve ashabı Allah sevgisini bu şekilde mi dile getiriyorlardı? Böyle dile getirenleri duymuş olsalardı ne yaparlardı? Allah sevgisini belirtmek için lügatlerde şaraptan, kadın yanağı ve dudağından başka kelime mi kalmadı? Bunun faydası var mıdır? Buna gerek de var mıdır? Zararı ve sakıncası nedir? Ve ‘Atalarımız ne yaptıysa, bir hikmeti vardır, biz de bu yoldan yürüyelim’ mi demeliyiz? ‘O (şeytan) size ancak kötülüğü, çirkini ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara (müşriklere): ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiği zaman onlar, ‘Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?’ (Bakara, 169-170) “
Kaynak: Ahmet Kalkan, Allah ve Resulü İçin Aşk ve Sevgili Tabiri Doğru mu ?, Basiret Dergisi
Kaynak: http://www.gencbirikim.net/hangi-mevlana-gercek-mevlana-2/

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın