(Yorum) “Yüce Allah’ın Bir Şarabı Var, Gece Olunca Evliyanın Kalbine Bu Şarap’tan Sunar. İşte Bu Sözler, O Sekine Halinde Çıkan Sözlerdir”. Haydi Gelin Bunu Tevil Edelim Sofiler: Şarap Zaten Yüce Allah’ın Nimeti Değilmi? O Şarabı Alacak Kazanç Allah’dan Gelmiyor mu? Yani Allah Bize Sunmuş Olmuyormu Bu Nimeti? İşte Yüce Allah’ın Bir Şarabı Var, Gece Olunca Bize -Allah’ın İzniyle- Satın Aldığımız O Nimeti Sunuyor, Bizde -Allah’ın İzniyle- İçiyoruz. Yine Allah’ın İzni ve Dilemesi Sonucu Sarhoş Oluyoruz ve Allah’ın İzniyle Bu Sözler Çıkıyor;

I – Mevlana Bizzat Şarap İçmiştir. Mevlana’nın Neler İçtiğini Sayamayız Bile. Mevlana Yobaz Değil Ki, Mevlana Her Şeye, Her Fikre Açık İnsan. Osmanlı’da Da Dolu Tabiri Geçer. Ve Osmanlı Dönemindeki Yazarlar Şarapta Dolu Sunulduğunu Söyler. Dolu, Şarapla Dolu Bardak Anlamına Gelir.. 4. Murat İçki İçerek, Şarap İçerek Delirmiştir
Gazeteci ve araştırmacı Rıza Zelyut KRT’de Çağlar Cilara’nın programına katılarak çarpıcı açıklamalar yaptı.
“MEVLANA ŞARAP DÜŞKÜNÜYDÜ”
Gazeteci Rıza Zelyut, sahabeler, Osmanlı padişahları ve Mevlana’nın şarap içtiklerini söyledi. “4. Murat içki içerek, şarap içerek delirmiştir” diyen Zelyut, “Mevlana’nın neler içtiğini sayamayız bile, İslam toplumunun da bütün ileri gelenleri, başta Emeviler ve sahabeler olmak üzere şarap içmişlerdir” diye konuştu.
“Mevlana bizzat şarap içmiştir. Mevlana’nın neler içtiğini sayamayız bile. Bade dediğimiz aslı doludur. Dolu, Türklerin üç bin yıllık bir geleneğidir. Osmanlı’da da dolu tabiri geçer. Ve Osmanlı dönemindeki yazarlar şarapta dolu sunulduğunu söyler. Eski adı tolu diye yazılır. Dolu, şarapla dolu bardak anlamına gelir. Dolu sunmak, birisine içki sunmaktır. Dolunun karşılığı badedir. Bade dediğin zaman dolu anlaşılır. Dolu dediğin zaman da Türk geleneğinde içi şarapla doldurulmuş olan içki anlaşılır. Mevlana yobaz değil ki, Mevlana her şeye, her fikre açık insan.”
Programın en tartışmalı konusu ise sahabelerle ilgili iddialar oldu. Zelyut, Uhud savaşı nedeniyle içkinin yasaklandığını savundu.
Kaynak: https://odatv.com/halifeler-osmanli-padisahlari-mevlana-sarap-icerdi-0310151200.html


II – Mevlana’nın Da Kullandığı Düşünülen Acayip Bitki Olan “Üzerlik Tohumu”: Benim Kadehimi Öyle Doldurdular Ki İçine Tek Bir Üzerlik Tohumu Bile Sığmaz. Bir Bak Hele Buraya Bir Zerre Bile Sığar Mı?
Mesnevi’de de bolca geçen ney’in yapımında kullanılan bir kamıştır arundo donax/kargı kamışı. (genelde çoğu yerde “dinle neyden” diye başlar mevlana).
Ayrıca yazılı tarihte pek geçmeyen bir bilgiye göre Mevlana üzerlik tohumu kullanmakta. Üzerliğin etkisi ise serotonini parçalayan monoamin oksidaz enzimini engellemesi. Böylelikle serotoninin parçalanması durdurulurken, dmt sentezi (dimetiltriptamin) uyarılıyor ve kişi trans haline geçiyor.
Aklıma takılan nokta zaten burada biraz olsun aydınlanır gibi oluyor. Kargı kamışında dimetiltriptamin bulunuyor. Ama dimetiltriptamin, bağırsaktaki mao (monoamin oksitlenmesi) yüzünden işlevsiz hale geliyor. Bunun için bir inhibitör gerekiyor. Yani mao’yu durduracak bir şey. İşte bu da üzerlik tohumu.
Yani kısaca üzerlik tohumu defans oyuncusu olan mao’yu tutuyor ve bu sayede kargı kamışı golü atıyor ve vücut dimetiltriptamine boğuluyor. Ve böylece transa geçilip o mükemmel mesnevi yazılabiliyor.
Sanki aydınlandı biraz….
Bir şey daha var ki, Mesnevi’de bir kaç yerde üzerlik tohumu ibaresi geçiyor

Cilt-2, beyit 127: “ateşe üzerlik tohumu serper gibi kurtların başına ateş serp; çünkü o kurtlar, Yusuf’un düşmanlarıdır.”
Mesnevi’den hikayeler 2: şeyh dedi ki: “benim kadehimi öyle doldurdular ki içine tek bir üzerlik tohumu bile sığmaz. Bir bak hele buraya bir zerre bile sığar mı? ”
Yani bir şekilde mevlana’nın üzerlik tohumu ile yakın ilişkisi var sanırım.
Mordevrim
Kaynak: https://seyler.eksisozluk.com/mevlananin-da-kullandigi-dusunulen-acayip-bitki-uzerlik-tohumu


III – Üzerklik Tohumu Tek Başına Tüketimi Ya Da Farklı Maddeler İle Tüketimi Zararlı Olabilecek Bir Madde..Sonuç, Dalga Dalga Gelen, Yer Yer Korkutucu, Yer Yer Büyüleyici Bir Deneyimdi. Garip Bir Ağırlık Çöküyor İnsanın Üstüne, Birazcık Gözlerimi Kapayayım Diyorsunuz Ve Bambaşka Bir Yolculuğa Başlıyorsunuz. Daha Önce Ego Ölümünü Yaşamış Biri Olarak, Bu Deneyimde Egomu Teslim Edemedim. Ego Öyle Bir Şey Ki, Ondan Uzaklaşıyor Olmak İnsanı Çok Korkutuyor. Düşününce Kendimizden Başka Neyimiz Var ki? Onu Da Kaybedersek, Deneyimleyebileceğimiz Hiçbir Şeyin Anlamı Kalmaz…
Tek başına tüketimi ya da farklı maddeler ile tüketimi zararlı olabilecek bir madde. Ben bir mallık edip yapmıştım, kimseye yapmasını tavsiye etmem.
Üzerlik tohum maoi görevi görüyor. Nedir maoi yani mono amin oksidaz inhibitörü? Midede dmt gibi maddeleri parçalayan ve işlevsiz hale getiren enzimleri engelleyen bir engelleyici. Yani ayahuasca’da kullanılan caapi adlı maddeye benzer bir madde.
Maoi’lerin ise mantar deneyimini değiştirdiği/kuvvetlendirdiğin ve uzattığını birçok arkadaşımdan duymuştum ya da bir sürü yazı (trip report) okumuştum. Fakat hiç denememiştim.
Kullanımı yasal topraklarda bir fırsat buldum ve 1 gram üzerilk tohumunu 3 gram psilocybe cubensis ile deneyimledim.
Psilocybin, ağzıdan alındığında herhangi bir yardımcıya ihtiyaç duymadan aktif hale gelebilen bir pychedelic madde moleküler yapısı dmt’ye çok yakın, içerisindeki ufak moleküler farklılıklar onu ağızdan alınabilir hale getiriyor. Midedeki asitler nedeniyle psilocin’e dönüşüyor bu da beyni uçuran madde oluyor.
(…)
Tüketim şekli; üzerlik tohumunu limonlu suda kaynatabileceğimi ve hatta kısık ateşte suyunu çektirerek macun haline de getirebileceğimi okumuştum.
(…)
Sonuç, dalga dalga gelen, yer yer korkutucu, yer yer büyüleyici bir deneyimdi. Daha önce hiç denemedim ama ayahuasca için de öyle derler, trip dalga dalga gelirmiş, bu da söylenenlerle benzerlik gösteriyor. Garip bir ağırlık çöküyor insanın üstüne, birazcık gözlerimi kapayayım diyorsunuz ve bambaşka bir yolculuğa başlıyorsunuz. Daha önce ego ölümünü yaşamış biri olarak, bu deneyimde egomu teslim edemedim. Egomun yok olacağı fikri çok korkuttu ve gerçeklik ile olan bağlarımı koparmamak adına kendime bir çok mazeret uydurdum. Gerçekliğe ve egoma olan bağım ise deneyimi zorlayıcı hale getirdi. Yer yer kendimi kaybetmekten ve içine gireceğim ruh halinin bilinmezliğinden ötürü derin korkular yaşadım. İnsan dışarıdan baktığında olaya, “alt tarafı bir tecrübe, kendini bıraksana” diyor, ama işin içine girdiğinizde hiç de böyle olmuyor. Ego öyle bir şey ki, ondan uzaklaşıyor olmak insanı çok korkutuyor. Düşününce kendimizden başka neyimiz var ki? Onu da kaybedersek, deneyimleyebilecğimiz hiçbir şeyin anlamı kalmaz…
Çok güçlü ve uzun süren bir deneyim yaşadım. Normalde mantar deneyimi 4 saat civarı sürerken bunun yaşattığı deneyim 6 saatten fazla sürdü ve sonunda inanılmaz yordu. Deneyim sırasında yer yer gürültü olsun diye arkada müzik açmıştım, deneyimi yoğun yaşadığım noktalarda (herhalde toplamda 3 saatlik bir kısmı falandı) dinlediğim müzikler (ki sadece bu deneyim için spotify’da psilocybin experience diye bir playlist yapmıştım) o kadar karmaşık ve zorlayıcı geldi ki sonunda spotify’da, içinde icaro’lar olan başka bir playlist açtım. İcaro’lar shamanların, ayahuasca inzivalarında söyledikleri ve deneyimi yönlendirmenizi sağlayan şarkılardır. Bu icaro’ları açmamla deneyimin çok daha güzel bir boyut kazandı. Bir kere yaşadığım korkuyu büyük ölçüde azalttı ve gerçekliğe bağlamasa da beni en azından düşünce olarak bana bir referans sağladı, bu da deneyimi çok daha katlanılabilir hale getirdi.
Deneyim sırasında kustum, ki daha önceki mantar deneyimlerimde hiç kusmamıştım. Kustum derken midem bulandı ve kustum değil, kusma ihtiyacı hissettim (bir şekilde içim dolmuş gibi bir hissiyat nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum) ve kustuktan sonra da inanılmaz rahatlama yaşadım, sanki içimde bir karanlık bir şey vardı ve atmam gerekiyordu. Kusmamın en büyük nedeni deneyim sırasında portakal suyu içmiş olmam olabilir. Deneyimin korkutucu kısımlarında yüksek şekerli bir şeyler tüketip en azından kendimi fiziksel olarak daha dinç bir hale getirmek istedim, kusmamın nedeni muhtemelen bu portakal suyunu tüketmemdi. Cahilce yapılmış bri hareket, daha kötü de sonuçlanabilirdi.
27.06.2018 16:51 cedric tweedledee
Kaynak: https://eksisozluk.com/uzerlik-tohumu–354546?p=3


IV – Hatırlatma: ..Sabahleyin Geldim Ve Kapının Aralığından Hücrenin İçine Baktım. Hücrenin Her Tarafının Mevla’nın Mübarek Vücudu İle Dopdolu Olduğunu Gördüm. Hatta Yarıklara Pamuk Tıkanması Gibi, Kapının Aralığı Da Mevlanayla Tıkanmıştı. Son Defasında Tekrar Baktım. Onun Cisminin Güzellik Ve Zayıflık Bakımından Eski Hâlini Aldığını Ve Mübarek Eliyle Vücudunu Okşadığını Gördüm. Vücuduna ‘Aferin! Aferin! İyi Dayandın Dediğini İşittim.
‘Babam Ramazan ayında bir evde inzivaya çekilerek, on güne yakın kimseye yüzünü göstermedi… Konya’nın bilginleri, fakirleri, emirleri ve bütün insanlar medreseye gelip, biz Mevlana’nın ayrılığına dayanamıyoruz dediler, kıyameti koparıp ağlayıp sızladılar… Ben durumu babama bildirdim. Üç gün müddet istedi. Arkadaşlara haber verdim… Üç gün geçtikten sonra sabahleyin geldim ve kapının aralığından hücrenin içine baktım. Hücrenin her tarafının Mevla’nın mübarek vücudu ile dopdolu olduğunu gördüm. Hatta yarıklara pamuk tıkanması gibi, kapının aralığı da Mevlanayla tıkanmıştı… Bu heybetli manzara karşısında bağırarak kendimden geçtim. İki kez bu manzarayı gördüm. Son defasında tekrar baktım. Onun cisminin güzellik ve zayıflık bakımından eski hâlini aldığını ve mübarek eliyle vücudunu okşadığını gördüm. Vücuduna ‘Aferin! Aferin! İyi dayandın. Tur Dağı buna dayanamamış parça parça olmuştu. Sen bunu kaldırabildin. Senin gibi Yar-i Gar’a aferinler olsun’ dediğini işittim.’
Kaynak: Ahmed Eflaki, Ariflerin Menkıbeleri, Sayfa 219
Kaynak: http://tevhiddergisi.net/makale/tasavvufta-veli-seyh-tasavvuru

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın