Peygamberden 300 Sene Sonra Kaleme Alınmış O Kitapları Okumakta Bir Sakınca Varmıdır? Müslümanlar Kur’an-ı Kerim İle Amel Ederler. Ancak Bu Tahrif Olmuş Kitapları Şu Anki Durumu Nedir, İslamiyete Uygun Yerleri Var Mıdır, Peygamber Efendimize (Asm) İşaret Eden İfadeler Nelerdir, Diye Merak Edip Bilgi Sahibi Olmak İçin Okumakta Bir Sakınca Yoktur. Bu Üç Kitap Her Ne Kadar Bir Takım Değişikliklere Uğratılmışsa Da İçinde Allah (C.C.) Kelâmının İzleri Mevcuttur

I – Peki Peygamberin Sözlerini İçerdiği İddia Edilen O Kitapları Okumakta Bir Sakınca Varmıdır? Müslümanlar Kur’an-ı Kerim İle Amel Ederler. Ancak Bu Tahrif Olmuş Kitapları Şu Anki Durumu Nedir, İslamiyete Uygun Yerleri Var Mıdır, Peygamber Efendimize (Asm) İşaret Eden İfadeler Nelerdir, Diye Merak Edip Bilgi Sahibi Olmak İçin Okumakta Bir Sakınca Yoktur. Bu Üç Kitap Her Ne Kadar Bir Takım Değişikliklere Uğratılmışsa Da İçinde Allah (C.C.) Kelâmının İzleri Mevcuttur
Değerli kardeşimiz;
Tevrat, İncil ve Zebur tahrif edildiği için, bu kitaplarla amel etmek caiz değildir. Müslümanlar Kur’an-ı Kerim ile amel ederler. Ancak bu tahrif olmuş kitapları şu anki durumu nedir, İslamiyete uygun yerleri var mıdır, Peygamber Efendimize (asm) işaret eden ifadeler nelerdir, diye merak edip bilgi sahibi olmak için okumakta bir sakınca yoktur.
Nitekim cünüp olan bir kimsenin Tevrat, İncil ya da Zebur okumaları hakkında farklı görüşler olmakla beraber, yetkili ilim adamlarımıza göre mekruhtur. Çünkü bu üç Kitap her ne kadar bir takım değişikliklere uğratılmışsa da içinde Allah (C.C.) Kelâmının izleri mevcuttur. Bu nedenle cünübün, ayhali ve loğusa kadının Semavî Kitapları okuması hürmetsizlik sayılmıştır. Fukahanm bu tesbit ve görüşü aslında İslâm’ın diğer semavî dinlere gösterdiği yakın ilgiyi yansıtmaktadır. Ne yazık ki Yahudilerle Hristiyan din adamları Kur’ân’a bu saygıyı hiçbir zaman gösterme-işlerdir. (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/115.)
Kur’an’dan önce gelen ve bugün elde mevcut bulunan İlâhî Kitapların hiçbiri, Allah’ın peygamberlerine indirdiği semavî kitabların orijinali değildir. Bunların zamanla asıl nüshaları kaybolmuş, insanlar tarafından yeniden yazılmışlardır. Bu yüzden de içlerine hurafeler ve bâtıl inançlar karışmıştır. Meselâ Tevrat’ın, Hz. Musa (as)’dan sonra uzun asırlar esir ve sürgün hayatı yaşayan, hattâ bir ara inançlarını bile kaybedip putperestliğe düşen Yahudiler tarafından muhafaza edilemediği; bugün elde olan nüshanın Hz. Musa (as)’dan çok sonra bâzı din adamları tarafından yazıldığı, fakat Tevrat’ın aslı imiş gibi yeniden din kitabı olarak kabul edildiği bilinen tarihî gerçeklerdendir. Böyle uzun ve karışık bir devreden sonra ortaya çıkarılan bir kitabın Hz. Musa (as)’a indirilen Tevrat’ın aynısı olamayacağı açıktır. Bu yüzdendir ki, içinde peygamberlere yakışmayacak isnad ve iftiralar yer almakta; tevhid dîninin ruhuna aykırı düşen hükümler bulunmaktadır.
Davud’a (as) gelen Zebur da, Tevrat’ın mâruz kaldığı akıbetten kurtulamamıştır.
İncil’e gelince, Hz. İsa (as) kendisine gelen vahiyleri yazdırmamıştı. Çünkü otuz yaşında peygamber olmuş, otuz üç yaşında da peygamberlik vazifesi son bulmuştu. Üç sene gibi kısa bir süre içinde de köyden köye, şehirden şehire dolaşıp, halkı irşâd için uğraşmıştı. Son zamanlarında ise, zaten Yahudilerin kışkırtmasıyla Romalı idareciler tarafından sürekli takip altında idi. Bu durumda İncil’i yazdırmak için ne zaman, ne de imkân bulabilmişti. Nitekim bugün elde mevcut olan İnciller, müelliflerinin adıyla anılmakta ve içinde Hz. İsa (as)’ın havarilerine verdiği vaazlarını, ders ve irşadlarını ihtiva eden bir siyer kitabı görüntüsünü taşımaktadırlar. Üstelik de bunları yazanlar Hz. İsa’nın havarileri olan ilk mü’minler değil, onları görüp Hz. İsa (as)’a gelen İlâhî sözleri onlardan dinleyenlerdir.
Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/15379/tevrat-incil-ve-zeburu-okumakta-bir-sakinca-var-midir.html


II – Unutulmamalıdır ki, O Kitaplar Peygamberden 300 Sene Sonra Kaleme Alınmıştır: Eldeki Mevcut İncillerde Bir Takım Muhteva Ve Anlatış Farkları Görülmektedir. Aslında Bu İnciller, M.S. 325 Tarihinde İznik’te Toplanan Bin Kişilik Bir Ruhanî Konsülün Kararı İle Kabul Edilmiştir. Bu Hey’et, Yüzlerce İncil’i İncelemişler, 318 Üyenin İttifakı İle Aralarından Hz. İsa (as)’ın Ulûhiyet Tarafı Olduğunu İleri Süren Bugünkü Dört İncil’i Kabul Edip Diğerlerini Yakıp İmha Etmişlerdir
Eldeki mevcut İncillerde bir takım muhteva ve anlatış farkları görülmektedir. Aslında bu İnciller, M.S. 325 tarihinde İznik’te toplanan bin kişilik bir ruhanî konsülün kararı ile kabul edilmiştir. Bu hey’et, yüzlerce İncil’i incelemişler, 318 üyenin ittifakı ile aralarından Hz. İsa (as)’ın ulûhiyet tarafı olduğunu ileri süren bugünkü dört İncil’i kabul edip diğerlerini yakıp imha etmişlerdir.
Görüldüğü gibi, Hz. İsa (as)’ın -hâşâ- Allah’ın oğlu olduğu prensibi, Hz. İsa (as)’dan yıllar sonra bir meclis kararı ile kabul edilmiştir. Hattâ bu karara bâzı Hristiyan kiliseleri uymamışlardır. Bu bakımdan bugünkü dört İncil’in, Hz. İsa (as)’a indirilen İncil’in aslına uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.
Kur’an’ın Dışındaki İlâhî Kitaplar Tahrif Edildiklerine Göre, Bunlara İman Nasıl Olur?
(…)
(Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, s. 94-97.)
Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/15379/tevrat-incil-ve-zeburu-okumakta-bir-sakinca-var-midir.html

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın