Şu Tarih İse Kur’an Okumaya Başladığım Aynı Tarihe Tevafuk Eder. Ve İlme Başladığım Tarihe Tevafuk Eder. Öyle İse, O Îma Edilen Ferd Olabiliriz

I – Hud Suresindeki “Öyleyse Emrolunduğun Gibi Doğru Ol” Ayetinde Birinci Tarih Resâil-in-Nur Müellifinin Risale-i Nur’u Netice Veren Ulûmun Tahsiline Başladığı Tarihtir

II – Eğer “Lenehdiyennehum” Deki Şeddeli “Nun” Bir “Nun” Sayılsa, Bin İkiyüzdoksan Dört Eder Ki Risâlet-ün-Nur Müellifinin Besmele-i Hayatıdır Ve Tarih-i Velâdetinin Birinci Senesidir. Eğer Şeddeli Lâm İki “Lâm” Ve “Nun” Bir Sayılsa, O Vakit Bin Üçyüz Yirmidörtte Hürriyetin İlânı Hengâmında Mücahede-i Mâneviye İle Tezâhür Eden Risâle-in-Nur Müellifinin Görünmesi Tarihidir

III – O Ni’mete Bir Şükür Olarak Derim Ki; O Bin Üçyüz İki (1302) Tarihi İse Kur’an Okumaya Başladığım Aynı Tarihe Tevafuk Eder. Ve İlme Başladığım Tarihe Tevafuk Eder. Öyle İse, O Îma Edilen Ferd Olabiliriz

.

I – Hud Suresindeki “Öyleyse Emrolunduğun Gibi Doğru Ol” Ayetinde Birinci Tarih Resâil-in-Nur Müellifinin Risale-i Nur’u Netice Veren Ulûmun Tahsiline Başladığı Tarihtir
“Öyleyse emrolunduğun gibi doğru ol; (sen de) ve seninle beraber tövbe edenler de (hep doğru olun), aşırı gitmeyin! Zira o, yaptıklarınızı görmektedir.”(Hûd, 11/112)

Makam-ı cifrîsi bin üçyüz üç ederek… hem “Sûre-i Şûrâ”nın ikinci sahifesinde “vestekim kemâ umirte” ise, bin üçyüz dokuz ederek o tarihte umum muhatapları içinde birisine hususan Kur’an hesabına iltifat edip istikâmetle emreder ki, birinci tarih ise, Resâil-in-Nur müellifinin Risale-i Nur’u netice veren ulûmun tahsiline başladığı tarihtir. Ve ikinci âyetin tarihi ise, o müellifin hârika bir surette pek az bir zamanda ilimce tekamül etmesi, tahsilden tedrise başladığı ve üç ayda ve bir kış içinde onbeş senede medresece okunan yüz kitaptan ziyade okuduğu ve o zamanın o mühitte en meşhur ulemasının yanında o üç ayın mahsulü onbeş senesinin mahsulü kadar netice verdiği çok mükerrer imtihanlarla ve hangi ilimden olursa olsun her suale karşı cevab-ı savab vermekle isbat ettiği aynı tarihe tam tamına tevafukla remzen Risale-i Nur’un istikâmetine bir işarettir…
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 80, Birinci Şua/Resâil-in-Nur’a İşaret Eden İkinci Âyet

.

II – Eğer “Lenehdiyennehum” Deki Şeddeli “Nun” Bir “Nun” Sayılsa, Bin İkiyüzdoksan Dört Eder Ki Risâlet-ün-Nur Müellifinin Besmele-i Hayatıdır Ve Tarih-i Velâdetinin Birinci Senesidir. Eğer Şeddeli Lâm İki “Lâm” Ve “Nun” Bir Sayılsa, O Vakit Bin Üçyüz Yirmidörtte Hürriyetin İlânı Hengâmında Mücahede-i Mâneviye İle Tezâhür Eden Risâle-in-Nur Müellifinin Görünmesi Tarihidir
(…) Eğer “lenehdiyennehum” deki şeddeli “nun” bir “nun” sayılsa, bin ikiyüzdoksan dört eder ki Risâlet-ün-Nur müellifinin besmele-i hayatıdır ve tarih-i velâdetinin birinci senesidir. Eğer şeddeli lâm iki “lâm” ve “nun” bir sayılsa, o vakit bin üçyüz yirmidörtte hürriyetin ilânı hengâmında mücahede-i mâneviye ile tezâhür eden Risâle-in-Nur müellifinin görünmesi tarihidir.
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 80-81, Birinci Şua/Üçüncü Âyet-i Meşhure

Vellezîne câhedû fînâ lenehdiyennehum subulenâ = Mevlid-i mübarek-i Üstad 1293.
Kaynak: Tılsımlar Mecmûası, 184, Mâîdetü’l-Kur’an

.

III – O Ni’mete Bir Şükür Olarak Derim Ki; O Bin Üçyüz İki (1302) Tarihi İse Kur’an Okumaya Başladığım Aynı Tarihe Tevafuk Eder. Ve İlme Başladığım Tarihe Tevafuk Eder. Öyle İse, O Îma Edilen Ferd Olabiliriz
(…) fâ-yı atf hariç olarak “istekim kemâ umirte” makam-ı ebcedîsi bin üçyüz ikidir. Demek “istekim” deki emr-i has içinde bulunan hitâb-ı âmmın hadsiz müstakimefradları içinde, o bin üçyüz iki tarihinde bir ferdin bir cihette istikamet emrinin imtisali bir hususiyet kazanacak. Demek ondördüncü asırda Kur’an’dan iktibas edip, istikametsiz sakim yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek asârı neşreden
bir adamı, o hadsiz efrad içinde dahil ediyor.

(…) o ni’mete bir şükür olarak derim ki; O bin üçyüz iki (1302) tarihi ise, -arabî tarih itibariyle olsa- Kur’an okumaya başladığım aynı tarihe tevafuk eder. Ve -rumî tarihi hesabiyle- ilme başladığım tarihe tevafuk eder. Öyle ise, o îma edilen ferd olabiliriz.
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 199-200, Sekizinci Lem’a/Hazret-i Gavs’ın Keramet-i Gaybiyesini Te’yid Eden Bir Âyetin İşâratındaki Bir Nükte-i İ’caziyedir.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın