Şunu Sakın Unutmayın: Bu Şeyhler Bu Harekete Kendi İradeleri Dışında Hizmet Ediyor; Ama Sizler Varya.. Bilerek İsteyerek Yardım Ediyorsunuz! Ben Şu Vazife-i Kudsiyede Bilmeyerek, İsteğim Dışında İstihdam Olunurdum; Ama Sizler..

I – Ben Gönderilen Risaleleri Mütalaa Ettim. Bir Kısım Hakikatleri Mükerrer Gördüm. Makam Münasebetiyle Tekrar Edilmiş. Benim Arzu Ve Belki İhtiyarım Olmadan Niçin Böyle Olmuş, Kuvve-i Hafızama Gelen Nisyandan Sıkıldım. Birden, Şiddetli Bir İhtarla “On Dokuzuncu Sözün Ahirine Bak” Denildi

II – Ben Şu Vazife-i Kudsiyede Bilmeyerek İstihdam Olunurdum; Siz Bilerek Hizmet Ediyorsunuz

III – Birden Bir İhtar-ı Gaybîyle Kat’î Kanaat Verecek Bir Surette Kalbime Geldi. Denildi Ki: “Ciddî Bir Alâkayla Senin Eskiden Beri Tekrar Ettiğin ’Bir Işık Var, Bir Nur Göreceğiz’ Diye Müjdelerin Tevili Ve Tefsiri Ve Tabiri, Sizin Hakkınızda Belki İman Cihetiyle, Âlem-i İslam Hakkında Dahi En Ehemmiyetlisi Risale- Nur’dur

(Ayet) Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın âyetlerini inkâr edersiniz? Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

.

I – Ben Gönderilen Risaleleri Mütalaa Ettim. Bir Kısım Hakikatleri Mükerrer Gördüm. Makam Münasebetiyle Tekrar Edilmiş. Benim Arzu Ve Belki İhtiyarım Olmadan Niçin Böyle Olmuş, Kuvve-i Hafızama Gelen Nisyandan Sıkıldım. Birden, Şiddetli Bir İhtarla “On Dokuzuncu Sözün Ahirine Bak” Denildi
Üçüncüsü: Ben gönderilen risaleleri mütalaa ettim. Bir kısım hakikatleri mükerrer gördüm. Makam münasebetiyle tekrar edilmiş. Benim arzu ve belki ihtiyarım olmadan niçin böyle olmuş, kuvve-i hafızama gelen nisyandan sıkıldım. Birden, şiddetli bir ihtarla “On Dokuzuncu Sözün ahirine bak” denildi. Baktım, risalet-i Ahmediyenin (a.s.m.) mucize-i Kur’aniyesinde tekraratının çok güzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risaletü’n-Nur’da tamamıyla tezahür etmiş. O tekrarat, o hikmetler için tam yerinde ve münasip ve lazım olmuş.
Hem Lütfü, hem Abdurrahman, hem Hafız Ali hükmünde Küçük Ali sizin namınıza da Yirmi Dokuzuncu Lem’a-i Arabiyenin tefsir ve tercümesini istemiş. Benim şimdi onunla meşgul olmaya ne vaktim var ve ne de halim müsaade eder. İnşaallah ileride Risaletü’n-Nur’un başka bir şakirdi o vazifeyi yapacak.
Kaynak: Risale-i Nur Külliyatı, Kastamonu Lâhikası, Sayfa 13
Kaynak: http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/kastamonu-lahikasi/sayfa/13

.

II – Ben Şu Vazife-i Kudsiyede Bilmeyerek İstihdam Olunurdum; Siz Bilerek Hizmet Ediyorsunuz
Ben şu vazife-i kudsiyede bilmeyerek istihdam olunurdum; siz bilerek hizmet ediyorsunuz, bahtiyarsınız. İnşaallah, niyet-i hâliseniz, benim müşevveş niyetimi dahi tashih edecektir.
Kaynak: Risale-i Nur Külliyatı Barla Lâhikası Sayfa 135
Kaynak: http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/barla-lahikasi/yirmi-yedinci-mektubun-ucuncu-kismi-ve-ucuncu-zeylinin-nihayetidir/135

.

III – Birden Bir İhtar-ı Gaybîyle Kat’î Kanaat Verecek Bir Surette Kalbime Geldi. Denildi Ki: “Ciddî Bir Alâkayla Senin Eskiden Beri Tekrar Ettiğin ’Bir Işık Var, Bir Nur Göreceğiz’ Diye Müjdelerin Tevili Ve Tefsiri Ve Tabiri, Sizin Hakkınızda Belki İman Cihetiyle, Âlem-i İslam Hakkında Dahi En Ehemmiyetlisi Risale- Nur’dur
Birden bir ihtar-ı gaybîyle kat’î kanaat verecek bir surette kalbime geldi. Denildi ki:
“Ciddî bir alâkayla senin eskiden beri tekrar ettiğin ’Bir ışık var, bir nur göreceğiz’ diye müjdelerin tevili ve tefsiri ve tabiri, sizin hakkınızda belki iman cihetiyle, âlem-i İslam hakkında dahi en ehemmiyetlisi Risale-i Nur’dur. Bu ışıktır, seni şiddetle alâkadar etmişti. Ve bu nurdur ki, eskide de tahayyül ve tahmininle geniş dairede, belki siyaset âleminde gelecek mesudâne ve dindarâne hâletlerin ve vaziyetlerin mukaddemesi ve müjdecisi iken, bu muaccel ışığı o müeccel saadet tasavvur ederek eski zamanda siyaset kapısıyla onu arıyordun.
Kaynak: http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/sikke-i-tasdik-i-gaybi/manevi-bir-ihtar-ile-bir-iki-ince-meseleyi-yaziyorum/167

.

(Ayet) Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın âyetlerini inkâr edersiniz? Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Âl-i İmrân Suresi
69. Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.
70. Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın âyetlerini inkâr edersiniz?
71. Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın