I – Vahiy İle İlham Arasında Fark Yoktur. Fark Sadece Vahyi Getiren Meleğin Görünüp Görünmemesindedir. Ariflerin Kalplerindeki Bilgiyi Melekler Getirir
II – Elçi Gönderme Ve Vahyetme Şekli Peygamberlere, İlham, Gizlice Bildirme, Uykuda Veya Başka Bir Yoldan Perde Arkasından Konuşma İse Mürşidlere Ve İlimde Yüksek Payeye Ulaşmış Seçkin Ariflere Aittir.
III – Velîler, Bilgileri Peygamberlere Vahiy Getiren Meleğin Aldığı Kaynaktan Doğrudan Alırlar
IV – Tasavvufta İlham, Doğrudan Ve Aracısız Allah’tan Alınan Bilgidir. Bu Bilgi Ya İlâhî Hitabı İşitmek Ve Dinlemek Veya Gayb Âlemini Görmek Sûretiyle Elde Edilir
V – Vahiy Hakk’ın Hitâbı, Sûfîlere Gelen İlhâmdır. Sözlerimiz Vahy-i Kelâm Değildir Ama Vahy-i İlhamdır
VI – Peygamberler Cebrail’den Bilgi Alır Biz Doğrudan Allahtan Alırız. Onlar Hazır Bulur Biz Çalışarak Buluruz. Onlarınki Vehbi, Bizimki Kespidir. İlminizi Ölenlerden Aldınız, Biz İse İlmimizi Hiç Ölmiyen (Allah)’dan Aldık. Öyle Bir Denize Daldık Ki Peygamberler Onun Sahilinde Kalmışlardır.
.
I – Vahiy İle İlham Arasında Fark Yoktur. Fark Sadece Vahyi Getiren Meleğin Görünüp Görünmemesindedir. Ariflerin Kalplerindeki Bilgiyi Melekler Getirir
“Peygamberler Cebrail’den bilgi alır biz doğrudan Allahtan alırız. Onlar hazır bulur biz çalışarak buluruz.Onlarınki vehbi, bizimki kespidir.”
“Vahiy ile ilham arasında fark yoktur. Fark sadece vahyi getiren meleğin görünüp görünmemesindedir. Ariflerin kalplerindeki bilgiyi melekler getirir” deyiverir. “El-Munkizu min’ed-Dalâl”inde; seyr-i sülûkta tecrübe edilen müşahede ve mükaşefeler sayesinde kendisi de dâhil, sûfîlerin Peygamberlerin ruhlarını gördüklerini, seslerini işittiklerini ve onlardan bir takım bilgiler aldıklarını söyleyiverir.
Kaynak: Gazali, Mişkat’ül-Envar- Mustafa Öztürk, s.303
Kaynak: http://delillerimiz.blogspot.com.tr/2015/01/gazaliye-yapilan-elestiriler.html
.
II – Elçi Gönderme Ve Vahyetme Şekli Peygamberlere, İlham, Gizlice Bildirme, Uykuda Veya Başka Bir Yoldan Perde Arkasından Konuşma İse Mürşidlere Ve İlimde Yüksek Payeye Ulaşmış Seçkin Ariflere Aittir.
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder. O, Yücedir, Bilgedir. Şura Suresi/51.Ayet Ayetiyle kullarıyla nasıl konuşacağını beyan etmiştir. Bunlardan elçi gönderme ve vahyetme şekli peygamberlere, ilham, gizlice bildirme, uykuda veya başka bir yoldan perde arkasından konuşma ise Mürşidlere ve ilimde yüksek payeye ulaşmış seçkin ariflere aittir. Bu iletişim kıyamete kadar sürecektir.
Kaynak: http://www.sehrivangazetesi.com/yazar-aslInI-bulmak-785.html
.
III – Velîler, Bilgileri Peygamberlere Vahiy Getiren Meleğin Aldığı Kaynaktan Doğrudan Alırlar
İlhâm, bildirmek haber vermek, feyz yoluyla kalbe gelen özel anlam ve bilgidir. Düşünmekle kazanılan bir bilgi değildir. Kalbe konulan iyilik hissi ve hayır duygusudur. İlhamın kaynağı ya Allah yada melektir. Veliler, ilhamı Peygamberlere vahiy getiren meleğin aldığı kaynaktan alırlar. İlham, bilgi kaynaklarını kullanmadan insanın zihninde (kalbinde) âniden ortaya çıkar
Kaynak: Tasavvuf Terimleri Sözlüğü / Prof. Süleyman Uludağ (sy: 184)
Kaynak: https://www.mumsema.org/i-j/12450-ilham-nedir.html
.
IV – Tasavvufta İlham, Doğrudan Ve Aracısız Allah’tan Alınan Bilgidir. Bu Bilgi Ya İlâhî Hitabı İşitmek Ve Dinlemek Veya Gayb Âlemini Görmek Sûretiyle Elde Edilir
Keşf:
Açığa çıkarma, perdenin açılması. Örtülü olanı açma, gizli olanı meydana çıkarma, sezme, tahmin etme. Tasavvufta;
a) Perdenin ötesindeki gaybî hususlara ve hakiki şeylere, bunları yaşayarak ve temâşâ ederek vâkıf olmak. Mükâşefe, beden ve his perdesinin kalkması ve ruh âleminin seyr edilmesi.
b) İlham. Doğrudan ve aracısız Allah’tan alınan bilgi. Bu bilgi ya İlâhî hitabı işitmek ve dinlemek veya gayb âlemini görmek sûretiyle elde edilir.
c) İbn Arabîye göre velîler, bilgileri peygamberlere vahiy getiren meleğin aldığı kaynaktan doğrudan alırlar. Bazı keşifler kesin bilgi verir. Sûfîlere göre maddî ve duyulur âlemden gelen tesir, kir ve pas kalbin gayb âlemini görmesine engel olan bir perde (hicâb) oluşturur. Riyâzet ve tasfiye ile bu perde kalkınca gayb, ayân-beyân olarak görülür. Bu perdenin açılmasına, yani kalp gözünün açılmasına keşf denir.
Keşf-i zamâir: Bir velînin başkalarının kalbinden ve zihninden geçen şeyleri bilmesi. Keşf-i ahvâl-i kubûr: Bir velînin mezarlarda gömülü olan ölülerin o âlemdeki hallerini bilmesi.
Kaynak: http://www.ihya.org/kavram/kavramlar-ansiklopedisi/dt-5920.html
.
V – Vahiy Hakk’ın Hitâbı, Sûfîlere Gelen İlhâmdır. Sözlerimiz Vahy-i Kelâm Değildir Ama Vahy-i İlhamdır
Vahiy
Vahiy: Hakk’ın hitâbı. Sûfîlere gelen ilhâm. İbn Arabî; “Sözlerimiz vahy-i kelâm değildir ama vahy-i ilhamdır” der. (s. 554)
Kaynak: http://www.ihya.org/kavram/kavramlar-ansiklopedisi/dt-7765.html
.
VI – Peygamberler Cebrail’den Bilgi Alır Biz Doğrudan Allahtan Alırız. Onlar Hazır Bulur Biz Çalışarak Buluruz. Onlarınki Vehbi, Bizimki Kespidir. İlminizi Ölenlerden Aldınız, Biz İse İlmimizi Hiç Ölmiyen (Allah)’dan Aldık. Öyle Bir Denize Daldık Ki Peygamberler Onun Sahilinde Kalmışlardır.
Peygamberler Cebrail’den Bilgi Alır Biz Doğrudan Allahtan alırız.Onlar Hazır Bulur Biz Çalışarak Buluruz.Onlarınki Vehbi, Bizimki Kespidir
Son velinin iki şeyle son peygamberden üstün olduğunu ifade etmektedir: Birincisi, direkt Allah’tan almasıdır. Son peygamber ise, melek aracılığıyla Allah’tan alır. İkincisi, onun eliyle dinin tamamlanmış olmasıdır.
İbn Arabi bu saçmalıklarıyla Hz. Peygamber’in peygamberliği benzettiği ve eksik kalmış kerpicin yerini kendisinin tamamladığını bildirdiği sahih hadise işaret etmektedir. Yani İbn Arabi, yüce Allah’ın müminlere dinlerini kendisiyle tamamladığı son peygamber olduğunu belirtmektedir.
İbr Arabi dinin iki kerpicinin eksik olduğunu, Rasûlullah’ın birinin yerini doldurduğunu, son velinin ise hem bunu hem diğer kerpici tamamladığını ve Allah’ın dininin ancak son veli eliyle tamam olduğunu iddia etmektedir. Bu saçmalıklar nerede, yüce Allah’ın şu açık ve kesin ifadesi nerede! “Bugün size dininizi tamamladım, nimetimi size ikmal ettim ve İslâm’ı size din olarak seçtim.”
“İbn Arabi ve benzerleri bu üstünlüğün velinin direkt Allah’tan alması, peygamberin ise melek vasıtasıyla alması sebebiyle olduğunu söylüyorlar. Hatemu’l-Evliya bu bakımdan onlara göre peygamberden üstündür.”
İbn Arabi’nin sözlerini yukarıda nakletmiştik. Onun söylediklerini yeterli görmiyenlere el-Bistami’nin şu sözlerini de aktaralım. “İlminizi ölenlerden aldınız, biz ise ilmimizi hiç ölmiyen (Allah)’dan aldık.” Yine “Öyle bir denize daldık ki peygamberler onun sahilinde kalmışlardır” demektedir.
İbn Arabi bu görüşü şöyle pekiştirmektedir: “Rüsum ehli (şeriata bağlı olanlar) kıyamet gününe kadar öncekilerden alırlar. Böylece aradaki nisbetler uzak olur. Evliya ise doğrudan Allah’tan alırlar. Kendisinden bir rahmet olarak onların kalbine bırakır. Bu da Rablerinden gördükleri bir yardımdır.
Demek istiyor ki İslâm’a bağlı olanlar ölüme mahkum olmuş ve toprağa karışmış kişilerden dinlerini ve ilimlerini alırlarken, tasavvufçular Allah ile olan direkt irtibatlarından dolayı melek veya nebi yahut resul aracılığı olmadan direkt Allah’dan alırlar. Onun için Muhammed’in şeriatını tanımamış, mensuplarına bu şeriata küfretmenin yollarını hazırlamışlardır.
Kaynak: http://ehlieser.blogcu.com/ibn-arab-ve-benzerlerinin-kufru/4508102
.
GAZALİ’YE YAPILAN ELEŞTİRİLER
“Peygamberler Cebrail’den bilgi alır biz doğrudan Allahtan alırız. Onlar hazır bulur biz çalışarak buluruz. Onlarınki vehbi, bizimki kespidir.” demektedir.
Kaynak: http://delillerimiz.blogspot.com.tr/2015/01/gazaliye-yapilan-elestiriler.html#more
.
GAZALİ’YE YAPILAN ELEŞTİRİLER
“Peygamberler Cebrail’den bilgi alır biz doğrudan Allahtan alırız. Onlar hazır bulur biz çalışarak buluruz.Onlarınki vehbi, bizimki kespidir.” demektedir.
Kaynak: http://delillerimiz.blogspot.com.tr/2015/01/gazaliye-yapilan-elestiriler.html#more