Gavsım Ümmiydi, Hâfız Değildi. Okuması Ve Yazması Yoktu. Kur’an’ı Yazıdan Okuyamazdı, Hadis Âlimi De Değildi Ama Neredeyse “Sınırsız” Bir Hafızası Vardır. Duyduklarını “Bilgiye” Çevirip Depolar Daha Sonra “İlim Ve İrfan” Olarak Yansıtırdı.

I – Abdulaziz Debbağ Ümmiydi, Hâfız Değildi. Kur’an’ı Yazıdan Okuyamazdı. Hadis Âlimi De Değildi. Ama Kur’an’ı Baştan Sona Defalarca Dinlemiş, Çok Az Sûre Ezberlemiştir. Aynı Şekilde Hadis Âlimlerinden Binlerce Hadis Dinlemiştir. Neredeyse “Sınırsız” Bir Hafızası Vardır. Duyduklarını “Bilgiye” Çevirip Depolar Daha Sonra “İlim Ve İrfan” Olarak Yansıtırdı

.

I – Abdulaziz Debbağ Ümmiydi, Hâfız Değildi. Kur’an’ı Yazıdan Okuyamazdı. Hadis Âlimi De Değildi. Ama Kur’an’ı Baştan Sona Defalarca Dinlemiş, Çok Az Sûre Ezberlemiştir. Aynı Şekilde Hadis Âlimlerinden Binlerce Hadis Dinlemiştir. Neredeyse “Sınırsız” Bir Hafızası Vardır. Duyduklarını “Bilgiye” Çevirip Depolar Daha Sonra “İlim Ve İrfan” Olarak Yansıtırdı
Fas’ta yaşamış evliyânın büyüklerindendir. İsmi Abdülazîz bin Mes’ûd Debbağ’dır. Soyu Hz. Âli efendimize dayanmakta olup hem şerîf, hem de seyyiddir. Yâni hem Hz. Hasan ve hem de Hz. Hüseyin’in neslindendir. 1679 senesinde Fas’ta doğmuş ve 1720 senesinde kırk bir yaşında doğduğu yerde vefat etmiştir.
Okuması ve yazması olmadığı halde, ilmini ve irfânını Şeyh Seyyid bin Ahmed Hazretlerinin hizmetinde ve sohbetlerinde bulunarak kazandığı rivâyet edilmektedir.
Okuması ve yazması olmadan hakikat ilmine vâkıf olan zâtlara “ümmî ârif” denilmektedir. Fakat “ümmî ârif”liğin olmazsa olmaz… zamana ve ihtiyaçlara göre değişen şartları vardır.
O dönemlerde tasavvuf dergâhlarının medrese bölümlerinde mollaların yazı ve okuma ile öğrendikleri temel İslâm Bilimlerini onlar ilim meclislerindeki sohbetleri takib ederek öğrenirlerdi. Meselâ Abdulaziz Debbağ hâfız değildi. Kur’an’ı yazıdan okuyamazdı. Hadis âlimi de değildi. Ama Kur’an’ı baştan sona defalarca dinlemiş, çok az sûre ezberlemiştir. Aynı şekilde hadis âlimlerinden binlerce hadis dinlemiştir. Neredeyse “sınırsız” bir hafızası vardır. Duyduklarını “bilgiye” çevirip depolar daha sonra “ilim ve irfan” olarak yansıtırdı.
Kaynak: https://tasavvufdefteri.wordpress.com/2009/06/29/en-buyuk-keramet/

.

(Yorum) Demek İstiyorki: Sen bundan önce ne bir Kitâp okuyor (tilavet ediyor), ne de elinle onu yazıyordun. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar elbette şüpheye düşerlerdi.”
“Sen bundan önce ne bir Kitâp okuyor (tilavet ediyor), ne de elinle onu yazıyordun. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar elbette şüpheye düşerlerdi.”(Ankebut, 29/48)

.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın