Değirmen Taşı, Nasıl O Milin Çevresinde Döner Ve Nasıl O Koca Taşı Mil Çevirir, Döndürürse Bütün Âlem De Kutb’un İradesiyle Döner. Gavs Kendisine Sığınılan ve Kainatın Yönetiminden Sorumlu Olan Velîler Örgütünün Başıdır

I – Bu Makaama Her Zaman, Tek Bir Kişi Mazhar Olabilir. Ona «Kutb’ul-Aktâb – Kutub-lar Kutbu» Denir. Kutb, Değirmen Taşının Mili Anlamına Gelen Arapça Bir Sözdür. Değirmen Taşı, Nasıl O Milin Çevresinde Döner Ve Nasıl O Koca Taşı Mil Çevirir, Döndürürse Bütün Âlem De Kutb’un İradesiyle Döner; Herkes Ona, O Da Tanrı İradesine Tâbidir

II – Gavs, Gavsu’l-Azam Kainatın Yönetiminden Sorumlu Olan Velîler Örgütünün Başıdır. Nasılki Değirmen Taşının Milin (Kutb) Çevresinde Dönmesi Gibi Kainat Da Gavsın Çevresinde Döner. Kainat İçindeki Bütün Varlıklar Hayat Ruhlarını Gavstan Alırlar. Cebrail Onun Nefs-i Natıkası (Ruhu, Konuşması); Mikail Kuvvei Cazibesi (Çekme Gücü) Ve Azrail Kuvve-i Dafiası (İtme Gücü) Hükmündedir. Kainatta Dilediği Gibi Tasarruf Eder. Tasarrufu İlmine; İlmi, Allah’ın İlmine Tabidir. Zahiriyle Alemin Zahirini, Batınıyla Alemin Batınını İdare Eder.

III – Bu Zata Melekut Aleminde Azim Yani Büyük Kişi İsmi Verilir. Bütün Halk Onun Kalbinin Ayakları Altınada Durur Ve Onun Gölgesinde Gölgelenir. Bu Hallerden Heyecana Kapılma.

.

I – Bu Makaama Her Zaman, Tek Bir Kişi Mazhar Olabilir. Ona «Kutb’ul-Aktâb – Kutub-lar Kutbu» Denir. Kutb, Değirmen Taşının Mili Anlamına Gelen Arapça Bir Sözdür. Değirmen Taşı, Nasıl O Milin Çevresinde Döner Ve Nasıl O Koca Taşı Mil Çevirir, Döndürürse Bütün Âlem De Kutb’un İradesiyle Döner; Herkes Ona, O Da Tanrı İradesine Tâbidir
Soru 39 : Bundan önceki sorulara verdiğiniz cevapta kemal mertebesine yalnız Hz. Muhammed’in eriştiğini söylemiştiniz ve ondan öncekilerin de, sonrakilerin de ondan feyiz aldıklarını bildirmiştiniz. Bu, pek anlaşıl¬madı; araya sorular, cevaplar, konular girdi. Lütfen bunu daha belirli, daha et¬raflı anlatır mısınız?
Mutlak Varlık’ın her şeyden münezzeh olan zâtı, ev¬velce de anlattığımız gibi Akl-ı Küll’ü (tüm Akl’ı) izhar etmiştir. Sûfîler, bu ilk tecellîye «Vâhidiyyet/Birlik» de¬mişler, “Hakıykat-i Muhammediyye/ Muhammed’in ger¬çek makaamı” olarak bu ilk tecellîyi kabul etmişlerdir.
Mutlak Varlık’la âlem arasında bir berzah, bir geçit olan bu makaama her zaman, tek bir kişi mazhardır. Hz. Muhammed’den evvel gelip geçen peygamberler, hep bu makaamdan feyiz almışlardır; ondan sonraki erenler de bu makaamdan feyiz almaktadırlar. Bu makaama her zaman, tek bir kişi mazhar olabilir. Ona «Kutb’ul-Aktâb – Kutub-lar Kutbu» denir. Kutb, değirmen taşının mili anlamına gelen Arapça bir sözdür. Değirmen taşı, nasıl o milin çevresinde döner ve nasıl o koca taşı mil çevirir, dön-dürürse bütün âlem de kutb’un iradesiyle döner; herkes ona, o da Tanrı iradesine tâbidir.
Kaynak: 100 soruda Tasavvuf – Abdülbaki Gölpınarlı, Gerçek Yayınevi, 2.Baskı, (S.72-74)

.

(Kuran-ı Kerim) (Müşriklere) de ki: Allah’tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.
SEBE Suresi 22. ayet
(Müşriklere) de ki: Allah’tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.

.

II – Gavs, Gavsu’l-Azam Kainatın Yönetiminden Sorumlu Olan Velîler Örgütünün Başıdır. Nasılki Değirmen Taşının Milin (Kutb) Çevresinde Dönmesi Gibi Kainat Da Gavsın Çevresinde Döner. Kainat İçindeki Bütün Varlıklar Hayat Ruhlarını Gavstan Alırlar. Cebrail Onun Nefs-i Natıkası (Ruhu, Konuşması); Mikail Kuvvei Cazibesi (Çekme Gücü) Ve Azrail Kuvve-i Dafiası (İtme Gücü) Hükmündedir. Kainatta Dilediği Gibi Tasarruf Eder. Tasarrufu İlmine; İlmi, Allah’ın İlmine Tabidir. Zahiriyle Alemin Zahirini, Batınıyla Alemin Batınını İdare Eder.
Gavs, Gavsu’l-azam
Tasavvufta Kainatın yönetiminden sorumlu olduğuna inanılan velîler örgütünün başı. Kutub ve kutbu’l-aktab (kutublar kutbu) da denir. Manevî makamı esas alındığında daha çok kutup ya da kutbu’l-aktab denildiği halde, özellikle kendisinden yardım istenilmesi durumunda “yardım eden” anlamında gavs ya da gavsu’l-azam (en büyük gavs) olarak anılır. Ancak gavs ve kutub kelimeleri mücerret olarak kullanıldığında gavsu’l-azam ve kutbu’l-aktab anlaşılır. Gavslık makamına ibadet ve riyazetin çokluğu ile ulaşılmaz; doğrudan doğruya Allah’ın bağışı neticesinde elde edilir.
Mutasavvıflara göre gavs ya da gavsu’l-azam (eşanlamda kutub ve kutbu’l-aktab) hakikat-i Muhammediye (Muhammedî hakikat)’ın mazharıdır. Bütün kainatın kalbi mesabesindedir. Değirmen taşının milin (kutb) çevresinde dönmesi gibi kainat da gavsın çevresinde döner. Kainat içindeki bütün varlıklar hayat ruhlarını gavstan alırlar. Cebrail onun nefs-i natıkası (ruhu, konuşması); Mikail kuvvei cazibesi (çekme gücü) ve Azrail kuvve-i dafiası (itme gücü) hükmündedir. Kainatta dilediği gibi tasarruf eder. Tasarrufu ilmine; ilmi, Allah’ın ilmine tabidir. Zahiriyle alemin zahirini, batınıyla alemin batınını idare eder.
Bazı mutasavvıflar gavslık (gavsiyet, kutbiyet) makamını ikiye ayırırlar. Birinci makam: İrşad, ikinci makam: Vücud makamını oluşturur. İrşad makamı, nübüvvetin batınını; vücud makamı da son nebi Hz. Muhammed’in batınını temsil eder. İrşad makamı birden çok gavs tarafından temsil edilebilir, dolayısıyla aynı anda birçok gavs bulunabilir. Fakat vücud makamı ancak tek gavs tarafından işgal edilebilir; bu nedenle her yüzyılda ancak bir vücud gavsi vardır. Bu tarifte vücud gavsı, gavsu’l-azam demektir. Gavsu’l-azam’a ayrıca Abdullah, Abdu’l-Cami adları da verilir.
Kaynak: http://www.ansiklopedim.com/detay/14039/Gavs-Gavsul-azam.html
Kaynak: http://www.kalpaynasi.com/haber/128-silsile-i-zeheb-gavs-gavsu39l-zam.html
Kaynak: http://www.ansiklopedim.com/detay/14039/Gavs-Gavsul-azam.html
Kaynak: http://www.kalpaynasi.com/haber/128-silsile-i-zeheb-gavs-gavsu39l-zam.html

.

III – Bu Zata Melekut Aleminde Azim Yani Büyük Kişi İsmi Verilir. Bütün Halk Onun Kalbinin Ayakları Altınada Durur Ve Onun Gölgesinde Gölgelenir. Bu Hallerden Heyecana Kapılma.
Kurmay olmayan bir subayın paşa olamayacağı gibi, zahirî ilimlerin yanında batını ve ledünî ilimleri de tahsil etmeyen, gizli ilimlere vâkıf olmayanlar Fenâfirrasul ve Fenâfillâh’a ulaşamazlar. (S.58)
Bu zata melekut aleminde Azim yani büyük kişi ismi verilir. Bütün halk onun kalbinin ayakları altınada durur ve onun gölgesinde gölgelenir.Bu hallerden heyecana kapılma. (S.76)
Kaynak: Tasavvuf’un Aslı Hakikat Ve Marifethullah İncileri – Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık, 2.Baskı, İstanbul-2001