I – Allahü Teâlâ Tarafından, Ona (Kutbü’z-zaman’a) Ruhsat Buyurulur. Doğuya Ve Batıya Hükmeder, Zahirde, Ne Zuhur Eder Ve İcra Olunursa, Allah’ın Müsaadesiyle Tasarruf Eder. Yâni, Halifetullah-dır, Resûlüllah Efendimizin Vârisidir
.
I – Allahü Teâlâ Tarafından, Ona (Kutbü’z-zaman’a) Ruhsat Buyurulur. Doğuya Ve Batıya Hükmeder, Zahirde, Ne Zuhur Eder Ve İcra Olunursa, Allah’ın Müsaadesiyle Tasarruf Eder. Yâni, Halifetullah-dır, Resûlüllah Efendimizin Vârisidir
Peygamberimiz Muhammed (S.A.V.) Efendimiz hürmetine her asırda ne kadar nebî gelip geçmişse, her birinin vârisi olarak bir velî zuhur eder. Bunlardan daha kâmil olana «Kutbü’z-zaman» adı verilir. Allahü Teâlâ tarafından, ona ruhsat buyurulur. Doğuya ve batıya hükmeder, zahirde, ne zuhur eder ve icra olunursa, Al¬lah’ın müsaadesiyle tasarruf eder. Yâni, halifetullah-dır, Resûlüllah Efendimizin vârisidir.
Birine “Gavsü’1-âzam” adı verilir. O da, Ebû Bekir Sıddık (radıvallahü anh) hazretlerinin vekilidir.
Birine de «sırr-ı hilâfet» adı verilir. O da İmâm-ı Ali (kerremallahü vecheh) hazretlerinin vekilidir.
Bunlardan başka, tasarruf ve irşada memur buyurulmaksızın bazı asırda iki ve bazı asırda dört zât bulunur. Onlara da «kümmelin-i ehlullah» tâbir olunur. Onlar da sıfatı safivye ile muttasıf bulunurlar. Onlar da Hasreti Ömerül Faruk (radıvallahü anh) ile Hazreti Os-man-ı Zinnûreyn (radıyallahü anh) hazretlerinin ve-killeridirler.
Çünkü Fahri Kâinat (sallâllahü aleyhi ve sellem) Efendimiz hazretlerinin vakti saadetlerinde, kendileri makam-ı mahmudda olup ciharı yârlan sıfat-ı safiyye ile muttasıf idiler.
Kaynak: Allah’a ve Resulune En Yakın Yol – Sıddık Naci Eren, Demir Kitabevi, İst-1985 (S.13)
.
(Kuran-ı Kerim) O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O’ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümrânlığına kimseyi ortak etmez
18/ el-Kehf
25- Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilâve etmişlerdir.
26- De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını ALLÂH daha iyi bilir.” Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O’ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümrânlığına kimseyi ortak etmez.
Maide;
(116-117) Allah, ‘Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?’ demişti de, ‘Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin’ demişti, ‘Ben onlara sadece ‘Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.’