I – Bir Güvercin Geldi ve Asa-yı Mûsâ Üstüne Çıktı, Üç Saat Oturdu. Ekmek, Pirinç Verdim, Yemedi. Demek Bu Mübarek Kuş, Hem Asâ-yı Mûsâ, Hem Beratımızı Tebrik Etmek İstedi
II – Marangoz Ahmed’in Gönderdiğimiz Mektupları Arkadaşlara Gecede Okumak Zamanında, İki Çekirge Mektubun Başına Gelip Ta Bitinceye Kadar Dinlemelerini Gördüm. Marangozun İki Çekirgeleri De Güvercinleri Ve Müjdeci Kuşları Tasdik Ederek, “Biz Dahi Risale-i Nur u Tanıyoruz Diye” Lisan-I Halleri İfade Ediyor.
III – Birçok İnsan Risalelerde Geçen; Çekirgelerin Ve Kuşların Risale Dinlemelerini Hem De Başından Sonuna Kadar Risalelere Kulak Vermelerini Eleştiriyorlar, İman Noktasından Zayıf Ve Şüphe İçinde Oldukları İçin, Bu Gibi Harika Olayları Ve Kerametleri Kabullenmekte Zorlanıyorlar. Bu Sebeple Bu Zaman İnsanlarına Keramet Gibi Harika Olaylardan Bahsetmek Doğru Değildir.
IV – İman Gözlüğü İle Bakarsak, Her Şeyin Allah’ı Tesbih Ve Zikrettiğini Görürüz. Böyle Cansız Çiçek Dahi Allah’ı Zikrederken, Nasıl Olur Da Kurtlar Kuşlar Zikir Ve İbadetten Uzak Olurlar. Nasıl Bu Mahlukat Hali İle İbadet Ediyor İse, İmana Dair Yapılan Zikir Ve Tefekkürlü Derslere De İlgisiz Kalması Düşünülemez
V – Risâle-i Nur, Kur’ân’ın Bir Mânevî Mu’cizesi Olarak İmânın Esâsâtını Kurtarıyor. Herkes Bu Zamanda Ekmek Gibi, İlâç Gibi Lüzûmu Var Olduğunu Dikkatle Bakanlar Hükmediyorlar
.
I – Bir Güvercin Geldi ve Asa-yı Mûsâ Üstüne Çıktı, Üç Saat Oturdu. Ekmek, Pirinç Verdim, Yemedi. Demek Bu Mübarek Kuş, Hem Asâ-yı Mûsâ, Hem Beratımızı Tebrik Etmek İstedi
Ben, Berat gecesinden az evvel Asâ-yı Mûsâ tashihiyle meşgul iken, bir güvercin pencereye geldi, bana baktı. Ben dedim: “Müjde mi getirdin?” İçeriye girdi. Güya eskiden dost idik gibi hiç ürkmedi, Asâ-yı Mûsâ üstüne çıktı, üç saat oturdu. Ekmek, pirinç verdim, yemedi. Tâ akşama kaldı, sonra gitti. Tekrar geldi, tâ sabaha kadar yanımda kaldı. Ben yatarken başıma geldi, Allahaısmarladık nev’inden başımı okşadı, sonra uçtu, gitti. İkinci gün ben teessüf ederken yine geldi, bir gece daha kaldı. Demek bu mübarek kuş, hem Asâ-yı Mûsâ, hem Beratımızı tebrik etmek istedi.
Said Nursî
Kaynak: Risale-i Nur Külliyatı Sikke-i Tasdîk-i Gaybî Sayfa 210
http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/sikke-i-tasdik-i-gaybi/mahrem-bir-suale-cevaptir/210
.
II – Marangoz Ahmed’in Gönderdiğimiz Mektupları Arkadaşlara Gecede Okumak Zamanında, İki Çekirge Mektubun Başına Gelip Ta Bitinceye Kadar Dinlemelerini Gördüm. Marangozun İki Çekirgeleri De Güvercinleri Ve Müjdeci Kuşları Tasdik Ederek, “Biz Dahi Risale-i Nur u Tanıyoruz Diye” Lisan-I Halleri İfade Ediyor.
Marangoz Ahmed in gönderdiğimiz mektupları arkadaşlara gecede okumak zamanında, iki çekirge mektubun başına gelip ta bitinceye kadar dinlemelerini gördüm. Birkaç gün evvel biz mektubu yazarken, iki güvercin, mektubun makbuliyetini ve müjdeci serçe ve kuddüs kuşlarının müjdelerini tasdik ettikleri gibi, marangozun iki çekirgeleri de güvercinleri ve müjdeci kuşları tasdik ederek, “Biz dahi Risale-i Nur u tanıyoruz diye” lisan-ı halleri ifade ediyor diye latif ve manidar tevafuk olmuş.
Risale-i Nur Külliyatı Emirdağ Lâhikası Sayfa 61
Kaynak: http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/emirdag-lahikasi/ikrami-izhar-mektubunun-tetimmesi/61
.
III – Birçok İnsan Risalelerde Geçen; Çekirgelerin Ve Kuşların Risale Dinlemelerini Hem De Başından Sonuna Kadar Risalelere Kulak Vermelerini Eleştiriyorlar, İman Noktasından Zayıf Ve Şüphe İçinde Oldukları İçin, Bu Gibi Harika Olayları Ve Kerametleri Kabullenmekte Zorlanıyorlar. Bu Sebeple Bu Zaman İnsanlarına Keramet Gibi Harika Olaylardan Bahsetmek Doğru Değildir.
Birçok insan Risalelerde geçen; çekirgelerin ve kuşların Risale dinlemelerini hem de başından sonuna kadar Risalelere kulak vermelerini eleştiriyorlar. Bunlara nasıl bir açıklama getirilebilir?
Günümüz insanları iman noktasından zayıf ve şüphe içinde oldukları için, bu gibi harika olayları ve kerametleri kabullenmekte zorlanıyorlar. Bu sebeple bu zaman insanlarına keramet gibi harika olaylardan bahsetmek doğru değildir. Öncelikle bu insanlara, iman hakikatlerini nazara verip, o noktada bir kökleştirme yapmak gerekir. Ondan sonra zaten meseleyi kendiliğinden idrak edebilir.
Üstad’ın ifadesi ile; “ata ot, aslana et vermek lazımdı.” Bu zaman insanlarına kerametlerden değil; iman hakikatlerinden bahsetmek gerekir.
Kaynak: http://www.sorularlarisale.com/makale/17429/bircok_insan_risalelerde_gecen_cekirgelerin_ve_kuslarin_risale_dinlemelerini_hem_de_basindan_sonuna_kadar_risalelere_kulak_vermelerini_elestiriyorlar_bunlara_nasil_bir_aciklama_getirilebilir.html
.
IV – İman Gözlüğü İle Bakarsak, Her Şeyin Allah’ı Tesbih Ve Zikrettiğini Görürüz. Böyle Cansız Çiçek Dahi Allah’ı Zikrederken, Nasıl Olur Da Kurtlar Kuşlar Zikir Ve İbadetten Uzak Olurlar. Nasıl Bu Mahlukat Hali İle İbadet Ediyor İse, İmana Dair Yapılan Zikir Ve Tefekkürlü Derslere De İlgisiz Kalması Düşünülemez
Risale-i Nurlar; tahkiki iman dersini verdiği için, böyle harika bir iman tefsire, kainatın ilgisiz kalması elbette düşünülemez. Maddeci felsefenin iddia ettiği gibi; kainat cansız, işlevsiz, boş ve vazifesiz değildir. Her şey Allah’ı zikir ve tesbih ediyor. Bu zikir ve tesbihleri okumanın en güzel yönü hal dilidir. Bugün fen ilimleri hal dili yönünü kati bir şekilde gösteriyor. Yani bir çiçek hal dili ile bağıra bağıra sanatkarından bizi haberdar ediyor.
İman gözlüğü ile bakarsak, her şeyin Allah’ı tesbih ve zikrettiğini görürüz. Böyle cansız çiçek dahi Allah’ı zikrederken, nasıl olur da kurtlar kuşlar zikir ve ibadetten uzak olurlar. Nasıl bu mahlukat hali ile ibadet ediyor ise, imana dair yapılan zikir ve tefekkürlü derslere de ilgisiz kalması düşünülemez.
Kaynak: http://www.sorularlarisale.com/makale/17429/bircok_insan_risalelerde_gecen_cekirgelerin_ve_kuslarin_risale_dinlemelerini_hem_de_basindan_sonuna_kadar_risalelere_kulak_vermelerini_elestiriyorlar_bunlara_nasil_bir_aciklama_getirilebilir.html
.
V – Risâle-i Nur, Kur’ân’ın Bir Mânevî Mu’cizesi Olarak İmânın Esâsâtını Kurtarıyor. Herkes Bu Zamanda Ekmek Gibi, İlâç Gibi Lüzûmu Var Olduğunu Dikkatle Bakanlar Hükmediyorlar
“Risâle-i Nur, Kur’ân’ın bir mânevî mu’cizesi olarak imânın esâsâtını kurtarıyor. Mevcut imândan istifâde cihetine değil, belki çok deliller ve parlak bürhanlar ile imânın isbatına ve tahkikine, muhafazasına ve şübehattan kurtarmasına hizmet ettiğinden; herkes bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzûmu var olduğunu dikkatle bakanlar hükmediyorlar.” (Kastamonu L., Yeni Asya Neş., s. 8)
Kaynak: http://www.saidnursi.de/risalei-nura-ekmek-ve-ilac-gibi-ihtiyac-var/
.
(Ayet) (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.
Enbiyâ Suresi
107. (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.