Kur’an-ı Kerimin Hakiki Manasını Anlamak İsteyen Bir Kimse, Din Âlimlerinin Kelam Ve Fıkıh Ve Ahlak Kitaplarını Okumalı. Hiçbir Kur’an Tercümesinden Din Öğrenilemez. Tercümeden Din Öğrenmeye Kalkışan, İmanını Kaybedebilir. Zaten, Bizim Gibilerin, Dini Öğrenmek İçin, Tefsir Ve Hadis Okuması Uygun Değildir

I – Kur’an-ı Kerimin Hakiki Manasını Anlamak İsteyen Bir Kimse, Din Âlimlerinin Kelam Ve Fıkıh Ve Ahlak Kitaplarını Okumalı. Bu Kitapların Hepsi, Kur’an-ı Kerimden Ve Hadis-i Şeriflerden Alınmıştır. Kur’an Tercümesi Diye Yazılan Kitaplar, Doğru Mana Veremez. Kur’an-ı Kerim Hiçbir Dile Tercüme Edilemez. Kur’an-ı Kerimin Manası Tercümeden Anlaşılmaz. Hiçbir Kur’an Tercümesinden Din Öğrenilemez. Tercümeden Din Öğrenmeye Kalkışan, İmanını Kaybedebilir. Zaten, Bizim Gibilerin, Dini Öğrenmek İçin, Tefsir Ve Hadis Okuması Uygun Değildir

.

I – Kur’an-ı Kerimin Hakiki Manasını Anlamak İsteyen Bir Kimse, Din Âlimlerinin Kelam Ve Fıkıh Ve Ahlak Kitaplarını Okumalı. Bu Kitapların Hepsi, Kur’an-ı Kerimden Ve Hadis-i Şeriflerden Alınmıştır. Kur’an Tercümesi Diye Yazılan Kitaplar, Doğru Mana Veremez. Kur’an-ı Kerim Hiçbir Dile Tercüme Edilemez. Kur’an-ı Kerimin Manası Tercümeden Anlaşılmaz. Hiçbir Kur’an Tercümesinden Din Öğrenilemez. Tercümeden Din Öğrenmeye Kalkışan, İmanını Kaybedebilir. Zaten, Bizim Gibilerin, Dini Öğrenmek İçin, Tefsir Ve Hadis Okuması Uygun Değildir
Kur’an-ı kerimin hakiki manasını anlamak isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam ve fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalı. Bu kitapların hepsi, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden alınmıştır. Kur’an tercümesi diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez. Okuyanları, bunları yazanların düşüncelerine ve maksatlarına esir edip, dinden ayrılmalarına sebep olur.
Kur’an-ı kerim hiçbir dile tercüme edilemez. Herhangi bir şiirin bile, tam tercümesine imkan yoktur. Ancak izah edilebilir. Kur’an-ı kerimin manası tercümeden anlaşılmaz. Bir âyetin manasını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir. Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez. Tercüme edenin anlamış olduğunu öğrenir. Hiçbir Kur’an tercümesinden din öğrenilemez. Dinini öğrenmesi için bir kimsenin eline, en uygun tercümeyi vermek, okyanus ortasında bulunan insana bir tahta parçası vermekten daha kötüdür. Çünkü bu tahta parçası ile insan sahile çıkabilir, çıkamazsa ölür ve imanlı ise Cennete gider. Fakat tercümeden din öğrenmeye kalkışan, imanını kaybedebilir. Yahut denizde yüzenleri görüp de, (Yüzmek kolay, herkes yüzebilir) sanarak yüzme bilmeyen bir genci, okyanusun ortasına atmak, Kur’ana mana vermek yanında çok hafif kalır. Çünkü yüzme bilmeyen boğulur; fakat Kur’an-ı kerime yanlış mana veren, küfre düşüp Cehenneme gider.
Zaten, bizim gibilerin, dini öğrenmek için, tefsir ve hadis okuması uygun değildir. Çünkü Kur’an ve hadisi yanlış anlamak veya şüphe etmek imanı giderir. Bu inceliği iyi bildiği için, Hz. Ebu Bekir, (Kur’anı kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) buyurdu. (Şir’a)
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=507

(Ayet) Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
ZUHRUF
(3) Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın