I – “Bir Sene Bu Risaleleri Ve Bu Dersleri Anlayarak Ve Kabul Ederek Okuyan, Bu Zamanın Mühim, Hakikatli Bir Âlimi Olabilir
II – Nur Talebeleri, Aynen, Âli Bir Medresenin Ve Bir Üniversite Darülfünununun Talebeleri Gibi, İlmî Muhabere Vasıtasıyla Ders Alıyorlar. Büyük Bir Vilâyet Bir Medrese Hükmüne Geçer.
III – ‘Beş On Senede Medrese Hocalarının Tahsil Derecelerini, Nur Şakirtleri On Haftada Kazanır.’ Dediğim Aynı Dakikada Kalbe Geldi Ki:” “Eski Said’in, On Beş Yaşında İken Medrese Usulünce On Beş Senede Okunan İlmi, On Beş Haftada Okumaya İnâyet-i İlâhiye İle Muvaffak Olması Gibi, Rahmet-i Rabbâniye ile, Risale-i Nur Dahi, İlm-i Hakikatte Ve İmaniyede On Beş Seneye Mukabil, Bu Medresesiz Zamanda On Beş Hafta Kâfi Geldiğini, Bu On Beş Senede Belki On Beş Bin Adam Kendi Tecrübeleriyle Tasdik Ediyorlar.
IV – Resaili’n Nur Okuyan İlim Elde Etmek İçin Bir Zorluğa Ve Ders Alma Sıkıntısına İhtiyaç Duymadan Kendi Kendine Nurlanmış Ve Alim Olmuştur
V – Risale-i Nur Bu Zamanda Kâfidir. On Sene Medresede Okuyanlar, Risale-İ Nur’la bir Senede Aynı İstifadeyi Ettiklerine Şahit, Binler Ehl-i İlim Var. Madem Hacı Kılıç Ali Bir Buçuk Sene Bütün Risale-i Nur Eczalarına Sahip Çıkmış, Kısmen Okumuş; Nazarımızda Yirmi Senelik Bir Nur Talebesidir. Şimdiye Kadar Câmiü’l-Ezher’e Gitmeye Muvaffak Olmaması Ehemmiyetli Bir Hikmet İçindir Ki, Nurlar Ona Kâfi İmiş.
VI – Eskiden Kırk Günden Tut, Tâ Kırk Seneye Kadar Bir Seyr ü Sülûk İle Bazı Hakaik-i İmaniyeye Ancak Çıkılabilirdi. Şimdi İse, Cenâb-ı Hakk’ın Rahmetiyle, Kırk Dakikada O Hakaike Çıkılacak Bir Yol Bulunsa, O Yola Karşı Lâkayt Kalmak Elbette Kâr-ı Akıl Değil. İşte, Otuz Üç Adet Sözler, Böyle Kur’ânî Bir Yolu Açtığını, Dikkatle Okuyanlar Hükmediyorlar
VII – Belki Her Alanda Tam Anlamı İle Alim Olmak Mümkün Olmayabilir. Ama Üstad’ın İfadeleri İle İman Ve Akait Noktasında Risale-i Nur İle Anlayarak Meşgul Olmak, İman Hususunda Bizi Alim Yapabilir. Bu Hususta En Güzel İspat Yolu Tecrübedir. Bu Sebeple “Aynası İştir Kişinin Lafa Bakılmaz.” Hesabı İle Kim İnsaf Ve Vicdan İle Risale-i Nurlara Ve Onun Parlak Talebelerine Dikkatle Bakarsa, Meselenin Hakikatini Kavrar.
.
I – “Bir Sene Bu Risaleleri Ve Bu Dersleri Anlayarak Ve Kabul Ederek Okuyan, Bu Zamanın Mühim, Hakikatli Bir Âlimi Olabilir
Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir
Kaynak: Lem’alar, Yirmi Birinci Lem’a.
.
II – Nur Talebeleri, Aynen, Âli Bir Medresenin Ve Bir Üniversite Darülfünununun Talebeleri Gibi, İlmî Muhabere Vasıtasıyla Ders Alıyorlar. Büyük Bir Vilâyet Bir Medrese Hükmüne Geçer.
Nur talebeleri, aynen, âli bir medresenin ve bir üniversite darülfünununun talebeleri gibi, ilmî muhabere vasıtasıyla ders alıyorlar. Büyük bir vilâyet bir medrese hükmüne geçer. Birbirini görmedikleri, tanımadıkları ve uzak oldukları halde birbirine ders veriyorlar ve beraber ders okuyorlar
Kaynak: Emirdağı Lahikası-II, (100. Mektup)
.
III – ‘Beş On Senede Medrese Hocalarının Tahsil Derecelerini, Nur Şakirtleri On Haftada Kazanır.’ Dediğim Aynı Dakikada Kalbe Geldi Ki:” “Eski Said’in, On Beş Yaşında İken Medrese Usulünce On Beş Senede Okunan İlmi, On Beş Haftada Okumaya İnâyet-i İlâhiye İle Muvaffak Olması Gibi, Rahmet-i Rabbâniye ile, Risale-i Nur Dahi, İlm-i Hakikatte Ve İmaniyede On Beş Seneye Mukabil, Bu Medresesiz Zamanda On Beş Hafta Kâfi Geldiğini, Bu On Beş Senede Belki On Beş Bin Adam Kendi Tecrübeleriyle Tasdik Ediyorlar.
“Birincisi: Nurun iki namzet talebesine Rehberden Leyle-i Kadirde ihtar edilen meseleyi okudum. Âhirinde, ‘Beş on senede medrese hocalarının tahsil derecelerini, Nur şakirtleri on haftada kazanır.’ dediğim aynı dakikada kalbe geldi ki:”
“Eski Said’in, on beş yaşında iken medrese usulünce on beş senede okunan ilmi, on beş haftada okumaya inâyet-i İlâhiye ile muvaffak olması gibi, rahmet-i Rabbâniye ile, Risale-i Nur dahi, ilm-i hakikatte ve imaniyede on beş seneye mukabil, bu medresesiz zamanda on beş hafta kâfi geldiğini, bu on beş senede belki on beş bin adam kendi tecrübeleriyle tasdik ediyorlar.
Kaynak: Şualar, On Altıncı Mektup.
.
IV – Resaili’n Nur Okuyan İlim Elde Etmek İçin Bir Zorluğa Ve Ders Alma Sıkıntısına İhtiyaç Duymadan Kendi Kendine Nurlanmış Ve Alim Olmuştur
Resaili’n- Nur müellifi dahi ateşsiz yanar, tahsil için külfet ve ders meşakkatine muhtaç olmadan kendi kendine nurlanır, âlim olur.
Şualar, Birinci Şua, c. I, s. 833.
V – Risale-i Nur Bu Zamanda Kâfidir. On Sene Medresede Okuyanlar, Risale-İ Nur’la bir Senede Aynı İstifadeyi Ettiklerine Şahit, Binler Ehl-i İlim Var. Madem Hacı Kılıç Ali Bir Buçuk Sene Bütün Risale-i Nur Eczalarına Sahip Çıkmış, Kısmen Okumuş; Nazarımızda Yirmi Senelik Bir Nur Talebesidir. Şimdiye Kadar Câmiü’l-Ezher’e Gitmeye Muvaffak Olmaması Ehemmiyetli Bir Hikmet İçindir Ki, Nurlar Ona Kâfi İmiş.
Aziz, sıddık, fedakâr kardeşimiz Hacı Ali; Gönderdiğiniz kıymettar ve bilhassa Hazret-i Üstadı pek çok sevindiren mektubunuzu aldık. Üstadımız diyor ki:
“Risale-i Nur bu zamanda kâfidir. On sene medresede okuyanlar, Risale-i Nur’la bir senede aynı istifadeyi ettiklerine şahit, binler ehl-i ilim var. Madem Hacı Kılıç Ali bir buçuk sene bütün Risale-i Nur eczalarına sahip çıkmış, kısmen okumuş; nazarımızda yirmi senelik bir Nur talebesidir. Ben her sabah haslar içinde onun ismiyle bütün mânevî kazançlarıma, defter-i a’mâline geçmek için hissedar ediyorum. Öyleyse o da bütün hayatını Risale-i Nur’a vermeye mükelleftir.
“Demek şimdiye kadar Câmiü’l-Ezher’e gitmeye muvaffak olmaması ehemmiyetli bir hikmet içindir ki, Nurlar ona kâfi imiş. Şimdi Şam’a, Halep’e yakın olan Urfa’da bir Medrese-i Nuriye ileride teşekkül etmesini kuvvetli ümit ediyoruz. Kılıç Ali ile beraber Eski Said’in gayet kıymettar bir talebesi olan Şam’daki Molla Abdülmecid, Urfa’daki Nurun talebelerinden Seyyid Salih ve onun yanına giden Nurun fedakâr bir talebesiyle muhabere etsinler. Ben hem Molla Abdülmecid’e, hem Hacı Ali’ye, hem Şam’daki Risale-i Nur’la alâkadar olanlara pek çok selâm ediyorum. Ve dualarını ve o mevki-i mübarekede bana dua etmelerini rica ediyorum” dedi.
Evet, kahraman kardeşimiz Hacı Ali, Hazret-i Üstad daima sizin fedakârlığınızı izhar buyuruyorlar. Biz de sizi tahsinlerle tebrik ediyoruz.
Üstadın hizmetinde bulunan kusurlu
Sungur, Zübeyir, Ziya
Kaynak: Risale-i Nur Külliyatı | Emirdağ Lâhikası – II | ( 20 )
Kaynak: http://www.sorularlarisale.com/kulliyat/1053/_20_.html
.
VI – Eskiden Kırk Günden Tut, Tâ Kırk Seneye Kadar Bir Seyr ü Sülûk İle Bazı Hakaik-i İmaniyeye Ancak Çıkılabilirdi. Şimdi İse, Cenâb-ı Hakk’ın Rahmetiyle, Kırk Dakikada O Hakaike Çıkılacak Bir Yol Bulunsa, O Yola Karşı Lâkayt Kalmak Elbette Kâr-ı Akıl Değil. İşte, Otuz Üç Adet Sözler, Böyle Kur’ânî Bir Yolu Açtığını, Dikkatle Okuyanlar Hükmediyorlar
“Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.” Buradaki “kabul ederek” kısmını açar mısınız?
Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.”(1)
“Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. İşte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur’ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar.”(2)
Risale-i Nur’u bir yıl anlayarak ve kabul ederek okuyan zamanın mühim ve hakikatli bir âlimi olduğu gibi, kırk senede elde edilen velayet makamını kırk dakikada istidadı olana verebilir. Risale-i Nur mesleği medrese ile tekke berzahını aşıp, her iki mesleğinde kemalini almış meşakkatini terk etmiş acaip bir yoldur.
“Tasdik edip yaşamadığım bir şeyi anladım saymıyorum.” ifadesi maksada işaret ediyor. Yani burada “kabul etmek” tabiri tasdik edip yaşamak anlamına geliyor denilebilir. Kim Risale-i Nur’u anlayıp yaşıyor ise, o bu zamanın mühim ve hakikatli bir âlimi olmuş olur.
Dipnotlar:
(1) bk. Lem’alar, Yirmi Birinci Lem’a.
(2) bk. Mektubat, Beşinci Mektup.
Kaynak: https://sorularlarisale.com/m/index.php?oku=24585
.
VII – Belki Her Alanda Tam Anlamı İle Alim Olmak Mümkün Olmayabilir. Ama Üstad’ın İfadeleri İle İman Ve Akait Noktasında Risale-i Nur İle Anlayarak Meşgul Olmak, İman Hususunda Bizi Alim Yapabilir. Bu Hususta En Güzel İspat Yolu Tecrübedir. Bu Sebeple “Aynası İştir Kişinin Lafa Bakılmaz.” Hesabı İle Kim İnsaf Ve Vicdan İle Risale-i Nurlara Ve Onun Parlak Talebelerine Dikkatle Bakarsa, Meselenin Hakikatini Kavrar.
Belki her alanda tam anlamı ile alim olmak mümkün olmayabilir. Ama Üstad’ın ifadeleri ile iman ve akait noktasında Risale-i Nur ile anlayarak meşgul olmak, iman hususunda bizi alim yapabilir. Bunun ilim ve mantıkla çelişir bir tarafı yoktur. Zaten bir insanın her sahada mutlak derecede alim olması çok nadir insanlara has bir durumdur. Müceddid ve müçtehitler gibi.
Bu hususta en güzel ispat yolu tecrübedir. Bu sebeple “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.” hesabı ile kim insaf ve vicdan ile Risale-i Nurlara ve onun parlak talebelerine dikkatle bakarsa, meselenin hakikatini kavrar.
Risale-i Nurlar metot ve tarzını Kur’an’dan alıyor, demek tesir ve şeref Risale-i Nurların değil, Üstadı olan Kur’an’ın’dır. Risale-i Nurlar Kur’an’dan aldığı iman dersi ile insan hayatında çok büyük değişimler yapabiliyor. Bunun milyonlarca örnekleri gözler önünde dururken, “Acaba nasıl olur?..” demek de pek mantıklı ve insaflı bir hüküm olmaz. Risale-i Nurların en büyük şahidi kendisi ve risaleleridir. Hiçbir şey bilinmese, sadece bu risalelere bakılsa kafidir, kendi kendini ispat edebilir.
Kaynak: http://m.sorularlarisale.com/index.php?oku=17549