Îmânsızlar, Alçakça Ve Açıkça İftirâ Etdikleri Gibi, Müslimân Şekline Girerek, Din Adamı Görünerek, İslâmiyyeti İçerden Yıkmağa Da Çalışıyorlar. Mektubat-ı Rabbani İse, İnsanları Zararsız Ve İyi Huylu Yapmak İçin Yazılmışdır. Bu Kitâbı Anlıyan Ve Uyan İnsan, Allahü Teâlânın Emrlerine Ve Devletin Kanûnlarına İtâ’at Eder

I – Târîh Boyunca, Îmânlılar İle Îmânsızlar Çarpışmakda, Kuvvetli, Çalışkan Olan, Gâlib Ve Hâkim Olmakda, İnançlarını, Düşüncelerini Yaymakdadır. Îmânsızlar, Alçakça Ve Açıkça İftirâ Etdikleri Gibi, Müslimân Şekline Girerek, Din Adamı Görünerek, İslâmiyyeti İçerden Yıkmağa Da Çalışıyorlar. Kitâblı Ve Kitâbsız Bu Kâfirlerin, Plânlı Olarak Hâzırladıkları Uydurma Kitâbları, Radyo, Televizyon Neşriyyâtı Ve Sinema Filmleri Bir Yandan, Câhil Ve Münâfık Kimselerin, Dünyâlık Ele Geçirmek İçin, Ortaya Çıkardıkları Yanlış, Bozuk Din Kitâbları Ve Sözleri De Bir Yandan, Dîni, Îmânı Yok Etmekdedir. Bu Ma’nevî Yıkıntıyı Durdurabilmek İçin, Ehl-i Sünnet Âlimlerinin Doğru Bilgilerini Yaymakdan Başka Kurtuluş Yolu Yokdur

II – Temiz Gençleri, Şehîd Evlâdlarını Bu Alçakça Saldırılardan Korumak, Onlara Se’âdet Ve Kurtuluş Yolunu Göstermek Ve Tarîkatcıların Tuzaklarına Düşmemeleri İçin, (Mektûbât) Kitâbının Hepsini, Fârisîden Türkçeye Terceme Edip, Basdırarak, Kıymetli Okuyucularımıza Sunmağı Lüzûmlu Gördü

III – Görülüyor ki, Bu Kitâbımız, İnsanları Zararsız Ve İyi Huylu Yapmak İçin Yazılmışdır. Bu Kitâbı Anlıyan Ve Uyan İnsan, Allahü Teâlânın Emrlerine Ve Devletin Kanûnlarına İtâ’at Eder. İslâm Dîni, Hükûmete İsyân Etmeği, Kanûnlara Karşı Gelmeği, Fitne Çıkarmağı Şiddetle Yasak Etmiş, Bu Konuda Hiçbir Özr Kabûl Etmemişdir. Seyyid Kutbun Ve Mevdûdînin İhtilâlci, Bölücü Kitâblarına Ve Boş Kafalarından Yazdıkları Uydurma Fetvâlarına Aldanmamalı, Fitne Çıkarmamalıdır

IV – Bugün, Müslimânlar Üç Fırkaya Ayrılmışdır. Birincisi, Eshâb-ı Kirâmın Yolunda Olan Hakîkî Müslimânlardır. Bunlara (Ehl-i Sünnet) Ve (Sünnî) Denir. İkincisi (Şî’î), Üçüncü Fırka (Vehhâbî)Lerdir. Müslimânları Bu Üç Fırkaya Parçalayan, Yehûdîlerle İngilizlerdir. Hangi Fırkadan Olursa Olsun, Nefsine Uyan Ve Kalbi Bozuk Olan, Cehenneme Gidecektir

.

I – Târîh Boyunca, Îmânlılar İle Îmânsızlar Çarpışmakda, Kuvvetli, Çalışkan Olan, Gâlib Ve Hâkim Olmakda, İnançlarını, Düşüncelerini Yaymakdadır. Îmânsızlar, Alçakça Ve Açıkça İftirâ Etdikleri Gibi, Müslimân Şekline Girerek, Din Adamı Görünerek, İslâmiyyeti İçerden Yıkmağa Da Çalışıyorlar. Kitâblı Ve Kitâbsız Bu Kâfirlerin, Plânlı Olarak Hâzırladıkları Uydurma Kitâbları, Radyo, Televizyon Neşriyyâtı Ve Sinema Filmleri Bir Yandan, Câhil Ve Münâfık Kimselerin, Dünyâlık Ele Geçirmek İçin, Ortaya Çıkardıkları Yanlış, Bozuk Din Kitâbları Ve Sözleri De Bir Yandan, Dîni, Îmânı Yok Etmekdedir. Bu Ma’nevî Yıkıntıyı Durdurabilmek İçin, Ehl-i Sünnet Âlimlerinin Doğru Bilgilerini Yaymakdan Başka Kurtuluş Yolu Yokdur
Târîh boyunca, îmânlılar ile îmânsızlar çarpışmakda, kuvvetli, çalışkan olan, gâlib ve hâkim olmakda, inançlarını, düşüncelerini yaymakdadır. Bu çarpışma, harb vâsıtaları ile, döğüşerek olduğu gibi, propaganda ile, neşr yolu ile de yapılmakdadır. Şimdi, ikinci savaş bütün hızı ve kuvveti ile hergün devâm etmekdedir. Îmânsızlar, alçakça ve açıkça iftirâ etdikleri gibi, müslimân şekline girerek, din adamı görünerek, islâmiyyeti içerden yıkmağa da çalışıyorlar. Kitâblı ve kitâbsız bu kâfirlerin, plânlı olarak hâzırladıkları uydurma kitâbları, radyo, televizyon neşriyyâtı ve sinema filmleri bir yandan, câhil ve münâfık kimselerin, dünyâlık ele geçirmek için, ortaya çıkardıkları yanlış, bozuk din kitâbları ve sözleri de bir yandan, dîni, îmânı yok etmekdedir. Bu ma’nevî yıkıntıyı durdurabilmek için, Ehl-i sünnet âlimlerinin doğru bilgilerini yaymakdan başka kurtuluş yolu yokdur. Bunun için, yıllarca çalışarak, o büyük âlimlerin kitâblarını inceledim. Sonsuz ölüme sürükleyen kalb hastalıklarının ilâcı olan kıymetli yazıları toplamağa ve terceme etmeğe uğraşdım. Cenâb-ı Hakkın yardımı ve ihsânı ile, birkaç kitâb hâsıl oldu ve basıldı.
Resûlullahın vefâtından sonra da, islâm düşmanları dîne, îmâna insafsızca saldırmışlardı. Allahü teâlâ, Hindistânda, imâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî Serhendîyi “kuddise sirruh” yaratarak, o korkunç akıntıyı, bunun çalışmaları ile durdurmuşdu. Bu yüce imâmın mektûbları, kitâbları, insanları gafletden uyandırdı.
Dünyâya ışık saldı. Kendisi 1034 [m. 1624] senesinde Hindistânda vefât etdi. Çeşidli memleketlere göndermiş olduğu mektûblardan beşyüzotuzaltı mektûbu, üç cild hâlinde toplanarak (MEKTÛBÂT) kitâbı meydâna gelmişdir. Büyük âlim, seyyid (Abdülhakîm Efendi), (Allahın kitâbından ve Resûlullahın hadîslerinden sonra, islâm kitâblarının en üstünü, en fâidelisi, İmâm-ı Rabbânînin Mektûbât kitâbıdır.
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek

.

II – Temiz Gençleri, Şehîd Evlâdlarını Bu Alçakça Saldırılardan Korumak, Onlara Se’âdet Ve Kurtuluş Yolunu Göstermek Ve Tarîkatcıların Tuzaklarına Düşmemeleri İçin, (Mektûbât) Kitâbının Hepsini, Fârisîden Türkçeye Terceme Edip, Basdırarak, Kıymetli Okuyucularımıza Sunmağı Lüzûmlu Gördü
Târîh incelenirse, kitâblı ve kitâbsız bütün islâm düşmanlarının ve müslimân ismini taşıyan câhil ve sapıkların (Ehl-i sünnet) âlimlerinin kitâblarına çamur atmağa, bu doğru yolun bilgilerini çürütmeğe, yok etmeğe saldırdıkları hemen görülür. Bir tarafdan da, din câhili münâfıkların, dünyâ çıkarları için, tarîkatcılık yapdıkları görülüyor. Temiz gençleri, şehîd evlâdlarını bu alçakça saldırılardan korumak, onlara se’âdet ve kurtuluş yolunu göstermek ve tarîkatcıların tuzaklarına düşmemeleri için, (Mektûbât) kitâbının hepsini, fârisîden türkçeye terceme edip, basdırarak, kıymetli okuyucularımıza sunmağı lüzûmlu gördüm. Ehl-i sünnet bilgilerini ve çok ince ve derin yazılmış olan tesavvuf ma’rifetlerini kolay anlaşılacak açık kelimelerle yazdım.[1] Ba’zı yerleri iyi açıklıyabilmek için, başka kaynaklardan eklemeler yapdım. Bu eklemeleri ve te’vîlleri bir köşeli parantez [ ] içine yazarak, (Mektûbât)dan ayrı olduklarını belli etdim. Aylarca geceli gündüzlü çalışarak, birinci cilddeki üçyüzonüç mektûbun tercemesi, 1 Zilhicce 1387 ve 1 Mart 1968 Cum’a günü temâm oldu. Birinci baskısı 1968 senesinde yapılarak, kıymetli gençlerin istifâdelerine sunuldu. İkinci cildde bulunan doksandokuz mektûbdan kırksekiz adedi ve üçüncü cildde bulunan yüzyirmidört mektûbdan, otuzsekiz adedi, (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbımda okuyabilirsiniz.
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek

.

III – Görülüyor ki, Bu Kitâbımız, İnsanları Zararsız Ve İyi Huylu Yapmak İçin Yazılmışdır. Bu Kitâbı Anlıyan Ve Uyan İnsan, Allahü Teâlânın Emrlerine Ve Devletin Kanûnlarına İtâ’at Eder. İslâm Dîni, Hükûmete İsyân Etmeği, Kanûnlara Karşı Gelmeği, Fitne Çıkarmağı Şiddetle Yasak Etmiş, Bu Konuda Hiçbir Özr Kabûl Etmemişdir. Seyyid Kutbun Ve Mevdûdînin İhtilâlci, Bölücü Kitâblarına Ve Boş Kafalarından Yazdıkları Uydurma Fetvâlarına Aldanmamalı, Fitne Çıkarmamalıdır
Görülüyor ki, bu kitâbımız, insanları zararsız ve iyi huylu yapmak için yazılmışdır. Bu kitâbı anlıyan ve uyan insan, Allahü teâlânın emrlerine ve devletin kanûnlarına itâ’at eder. İslâm dîni, hükûmete isyân etmeği, kanûnlara karşı gelmeği, fitne çıkarmağı şiddetle yasak etmiş, bu konuda hiçbir özr kabûl etmemişdir. Seyyid Kutbun ve Mevdûdînin ihtilâlci, bölücü kitâblarına ve boş kafalarından yazdıkları uydurma fetvâlarına aldanmamalı, fitne çıkarmamalıdır. Müslimân, vatanına, milletine fâideli olur. Vatandaşların aynı hak ve hürriyyetlere mâlik olduklarını bilir. Kendini kimseden üstün görmez. Râhat ve huzûr içinde yaşadığı azîz vatanını, milletini ve bayrağını çok sever. Herkese iyilik eder. Bölücülük yapmaz. Gayrı müslimlere, başka dinden, başka mezhebden olanlara, turistlere, yabancı tüccârlara, müsâfirlere de hiç kötülük yapmaz. Müslimânların güzel huylu, iyi insanlar olduklarını, güler yüzü ile, tatlı sözleri ile ve iyi hareketleri ile, bütün dünyâya tanıtır. Herkesin seve seve müslimân olmalarına sebeb olur. Kötülük yapanlara nasîhat verir. Kimseye hîle, hıyânet yapmaz. Devâmlı çalışır. Halâl kazanır. Kimsenin hakkına dokunmaz. Vergilerini, borçlarını vaktinde öder. Bunu, Allah da sever, kullar da sever. Çalışarak halâl para kazanmanın lâzım ve çok sevâb olduğu (Mekâtîb-i şerîfe)nin seksensekizinci mektûbu sonunda uzun yazılıdır. Bu mektûb, (Se’âdet-i Ebediyye) ikinci kısm sonundadır.
[1] Evliyânın ba’zı kelimeleri te’vîle muhtacdır. Te’vîl veyâ meâlen bildirmek, muhtelif ma’nâlar içinden dîne uygun olanı seçmekdir. Bunu herkes yapamaz. [46.cı ve sonraki mektûbları okuyunuz!]
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek

.

IV – Bugün, Müslimânlar Üç Fırkaya Ayrılmışdır. Birincisi, Eshâb-ı Kirâmın Yolunda Olan Hakîkî Müslimânlardır. Bunlara (Ehl-i Sünnet) Ve (Sünnî) Denir. İkincisi (Şî’î), Üçüncü Fırka (Vehhâbî)Lerdir. Müslimânları Bu Üç Fırkaya Parçalayan, Yehûdîlerle İngilizlerdir. Hangi Fırkadan Olursa Olsun, Nefsine Uyan Ve Kalbi Bozuk Olan, Cehenneme Gidecektir
Allahü teâlâ, bütün insanları, imâm-ı Rabbânî hazretlerinin yazılarından ve rûhâniyyetinden feyz alarak, küfrden ve sapık inanışlardan korusun!
(Ehl-i sünnet) âlimlerinin, Resûlullahdan alarak bizlere ulaşdırdıkları, biricik kurtuluş yoluna kavuşdursun! Âmîn.
Bugün, müslimânlar üç fırkaya ayrılmışdır. Birincisi, Eshâb-ı kirâmın yolunda olan hakîkî müslimânlardır. Bunlara (Ehl-i sünnet) ve (Sünnî) denir. İkincisi (Şî’î), üçüncü fırka (Vehhâbî)lerdir. Bu ikisine (Fırka-i mel’ûne) denir. Çünki bunların müslimânlara müşrik dedikleri (Kıyâmet ve Âhıret) kitâbımızda yazılıdır. Müslimânları bu üç fırkaya parçalayan, yehûdîlerle ingilizlerdir. Hangi fırkadan olursa olsun, nefsine uyan ve kalbi bozuk olan, Cehenneme gidecekdir. Her mü’min, nefsini tezkiye için, ya’nî nefsin yaratılışında mevcûd olan küfrü ve günâhları temizlemek için, her zemân çok (Lâ ilâhe illallah) okumalı ve nefsden ve şeytândan ve kötü arkadaşlardan ve zararlı, bozuk kitâblardan gelen küfr ve günâhlardan kalbini tasfiye için, kurtulmak için (Estagfirullah) okumalıdır. İslâmiyyete uyanın düâları muhakkak kabûl olur. Nemâz kılmıyanın, açık kadınlara bakanın ve harâm yiyip içenin, islâmiyyete uymadığı anlaşılır. Bunun düâları kabûl olmaz.
Mîlâdî Hicrî 2001 Şemsî Hicrî 1380 Kamerî 1422
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın