Günümüzde Bazı Sapık İnsanlar İnatla: “Allah’tan Başka Hiç Kimseden Yardım İstenmez” Diyerek Kuran Ayetlerini Delil Getiriyorlar. Halbuki Ayette Geçen “Yalnız Senden Medet Umarız” Kelamının Manası, Allah-u Zülcelal’den Gafil Kalmamaktır. Yani Bu Yardımı İsterken Allah-u Zülcelal’den Gafil Kalma, Çünkü Gerçekte Yardım Eden O’dur

I – Himmet; Yardım, Meded Ve İstimdat İstemektir. “Ya Resulullah, Ya Şah-ı Nakşibend, Ya Geylani” Diyerek Manen Yardım İstediği Zaman, Onlardan Müstakil Olarak Allah-u Zülcelal’in İzni Olmadan Bir Şey Yapmaları İstemesi Ve Öyle İnanması Küfürdür, Ama Onlardan Allah-u Zülcelal’e Dua Etmeleri Ve Allah-u Zülcelal’in Onların Hürmetine Hacetini Yerine Getirmesi İçin, Peygamberleri Ve Evliyaları Aracı Yapmasında Hiçbir Mahsur Yoktur

II – Günümüzde Bazı Sapık İnsanlar İnatla: “Allah ‘Tan Başka Hiç Kimseden Yardım İstenmez” Diyerek Kuran Ayetlerini Delil Getiriyorlar. Halbuki Ayette Geçen: “…Yalnız Senden Medet Umarız.” Kelamının Manası, Allah-u Zülcelal’den Gafil Kalmamaktır. Yani Bu Yardımı İsterken Allah-u Zülcelal’den Gafil Kalma, Çünkü Gerçekte Yardım Eden O’dur. Hakiki Fail Allah-u Zülcelal’dir. Kul İse Sadece Bir Sebeptir. İnsan İster Himmet İstesin, İsterse: “Ya Resulallah! Ya Şah-ı Nakşibendî” Desin. Bunlar Sadece Aracıdır. Bunu Böyle Bilmeliyiz. Bunun Üzerinde Duruyorum Ki, İnsanlar Yanlışa Düşmesin Ve Bunlara Karşı Çıkanlarında Ağzı Kapansın.

III – Allah’tan Başkasından Yardım İstemek Şirk midir? İnsanlar Kur’an Okuyor Ama Kur’an Ne Demek İstiyor Bilmiyor, Kur’an Bütünlüğünden Habersiz, Tefsir Bilgisi Olmadığı İçin Kendisine Gösterilen Birkaç Ayete Bakarak “Akaid” İnşa Ediyor. Şimdi Bu Konuda Perde Yapılan Ayetlerden Bir Kaçını Size Sunalım: Fatiha Suresinde “Ancak Senden Yardım İsteriz” Buyruluyor. Burada “Başkasından Yardım İstenmemesi” Değil “Yardımın Hakikatte Allah’tan İstendiği” Beyan Ediliyor.

(Olumsuz Yorum) Madem Problem “Allah’dan Gafil Kalmamak”, Ozaman “Ey Uzza Gerçekte Yardım Eden Allahtır, Allah İle Benim Aramda Aracı Olda Şu Dileğim Yerine Gelsin” Dememde Bir Sakınca Yok Ozaman? “Himmet Ya Lat” veya “Himmet Ya Uzza” Derken, Hacılara Yemek Dağıtan Bu Nurânî Zatın Ruhuna Dua Ederek, Allah’ın İzniyle Kendisinden Yardım Talep Edebilirim, Bu Şirk Değildir Yani Doğrumu?

.

I – Himmet; Yardım, Meded Ve İstimdat İstemektir. “Ya Resulullah, Ya Şah-ı Nakşibend, Ya Geylani” Diyerek Manen Yardım İstediği Zaman, Onlardan Müstakil Olarak Allah-u Zülcelal’in İzni Olmadan Bir Şey Yapmaları İstemesi Ve Öyle İnanması Küfürdür, Ama Onlardan Allah-u Zülcelal’e Dua Etmeleri Ve Allah-u Zülcelal’in Onların Hürmetine Hacetini Yerine Getirmesi İçin, Peygamberleri Ve Evliyaları Aracı Yapmasında Hiçbir Mahsur Yoktur
Himmet; yardım, meded ve istimdat istemektir. Öncelikle şunu bilmeliyiz ki, her türlü yardımın kaynağı ve başvurulacak mercii Allah-u Zülcelal’dir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, alim ve salih kimselerden himmet isteme, doğrudan onların şahıslarından yapılan bir talep olarak bilinmemelidir. Böyle bir himmet, onların Allah indindeki derece ve değerlerinden yararlanmak için bir tevessüldür. Bu kimseler hakkındaki manevi sevginin bir ifadesidir. Böyle bir himmet ve meded talebinin gıyabta olması ile huzurda olması arasında fark yoktur.
Başka bir deyimle himmet; kişinin herşeyden kendini çözüp Allah-u Zülcelal ile murakabeli ve huzurlu olma halidir. Tabiki herkesin murakabesi ve huzuru değişiktir. Herhangi bir kimsenin: “Ey filan bana himmet et!” demesinin manası: “Allah’a olan o murakaben ve huzurunla bana dua et.” demektir. Yani: “Ya Rabbil O kişinin amelinin hürmetiyle ve himmetiyle benim hacetimi yerine getir.” İşte himmetin manası budur.
Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, örnek olarak bir kimsenin: “Ya Resulullah, Ya Şah-ı Nakşibend, Ya Geylani” diyerek manen yardım istediği zaman, onlardan müstakil olarak Allah-u Zülcelal’in izni olmadan bir şey yapmaları istemesi ve öyle inanması küfürdür. İnsan bunu yaparken hakiki failin Allah-u Zülcelal olduğunu bilmelidir.
Onlardan Allah-u Zülcelal’e dua etmeleri ve Allah-u Zülcelal’in onların hürmetine hacetini yerine getirmesi için, peygamberleri ve evliyaları aracı yapmasında hiçbir mahsur yoktur.
Daha öncede geçen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Peygamberinin ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için…” mübarek sözleri buna delildir. Bu hareket Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e mutabaattan başka bir şey değildir. Tabiki bunu yapan insan faili hakiki’nin Allah-u Zülcelal olduğunu bilmeli ve böyle itikad etmelidir.
Kaynak: https://www.mumsema.org/tasavvuf-ile-ilgili-genel-konular/56660-himmet-nedir-alim-ve-salihlerden-manen-yardim-istemek-caiz-midir.html

.

II – Günümüzde Bazı Sapık İnsanlar İnatla: “Allah ‘Tan Başka Hiç Kimseden Yardım İstenmez” Diyerek Kuran Ayetlerini Delil Getiriyorlar. Halbuki Ayette Geçen: “…Yalnız Senden Medet Umarız.” Kelamının Manası, Allah-u Zülcelal’den Gafil Kalmamaktır. Yani Bu Yardımı İsterken Allah-u Zülcelal’den Gafil Kalma, Çünkü Gerçekte Yardım Eden O’dur. Hakiki Fail Allah-u Zülcelal’dir. Kul İse Sadece Bir Sebeptir. İnsan İster Himmet İstesin, İsterse: “Ya Resulallah! Ya Şah-ı Nakşibendî” Desin. Bunlar Sadece Aracıdır. Bunu Böyle Bilmeliyiz. Bunun Üzerinde Duruyorum Ki, İnsanlar Yanlışa Düşmesin Ve Bunlara Karşı Çıkanlarında Ağzı Kapansın.
Günümüzde bazı sapık insanlar inatla: “Allah ‘tan başka hiç kimseden yardım istenmez. Başkasından yardım istemek küfürdür.” diyorlar. Ve bunu derken de şu ayet-i kerimeyi delil olarak gösteriyorlar:
“(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.” (Fatiha; 5)
Bilindiği gibi, her insan bir takım şeyler için başkasından yardım ister. Bu ayette geçen: “…yalnız senden medet umarız.”
kelamının manası, Allah-u Zülcelal’den gafil kalmamaktır. Yani bir insan herhangi bir şey için başkasından yardım ister, o da yardım eder. Burada hakiki fail Allah-u Zülcelal’dir. Bu gücü ona veren Allah-u Zülcelal’dir. Yani bu yardımı isterken Allah-u Zülcelal’den gafil kalma, çünkü gerçekte yardım eden O’dur.
Dediğimiz gibi, hakiki fail Allah-u Zülcelal’dir. Kul ise sadece bir sebeptir. İnsan ister himmet istesin, isterse: “Ya Resulallah! Ya Şah-ı Nakşibendî” desin. Bunlar sadece aracıdır. Bunu böyle bilmeliyiz. Bunun üzerinde duruyorum ki, insanlar yanlışa düşmesin ve bunlara karşı çıkanlarında ağzı kapansın. Tasavvuf yolu, Allah-u Zülcelal’in muhabbetine götüren bir yol olduğu için istiyorum ki, insanlar bu tasavvuf yolundan mahrum kalmasınlar.
Kaynak: https://www.mumsema.org/tasavvuf-ile-ilgili-genel-konular/56660-himmet-nedir-alim-ve-salihlerden-manen-yardim-istemek-caiz-midir.html

.

III – Allah’tan Başkasından Yardım İstemek Şirk midir? İnsanlar Kur’an Okuyor Ama Kur’an Ne Demek İstiyor Bilmiyor, Kur’an Bütünlüğünden Habersiz, Tefsir Bilgisi Olmadığı İçin Kendisine Gösterilen Birkaç Ayete Bakarak “Akaid” İnşa Ediyor. Şimdi Bu Konuda Perde Yapılan Ayetlerden Bir Kaçını Size Sunalım: Fatiha Suresinde “Ancak Senden Yardım İsteriz” Buyruluyor. Burada “Başkasından Yardım İstenmemesi” Değil “Yardımın Hakikatte Allah’tan İstendiği” Beyan Ediliyor.
Allah’tan Başkasından Yardım İstemek Şirk midir?
İnsanlar Kur’an okuyor ama Kur’an ne demek istiyor bilmiyor, Kur’an bütünlüğünden habersiz, tefsir bilgisi olmadığı için kendisine gösterilen birkaç ayete bakarak “akaid” inşa ediyor.
Şimdi Selefi/Vehhabi akımın sıklıkla dile getirdiği ve ayetleri de perde yaptığı bu konuyu izah edelim ki içine düştükleri buhranın farkına varsınlar, Müslümanları da kandıramasınlar.
Bu yazının içeriğini 3 başlıkta toplayabiliriz.
a) Allah’tan başka yaratıcı yoktur
b) Allah’tan başka “yaratacağına inanarak” kimseden yardım istenmez
c) Allah’ın yarattığına inanarak başkasından yardım istenir
SADECE ALLAH’TAN YARDIM İSTEMEK
Şimdi bu konuda perde yapılan ayetlerden bir kaçını size sunalım:
“Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz” (Fatiha 5)
Fatiha suresinde “ancak senden yardım isteriz” buyruluyor. Burada “başkasından yardım istenmemesi” değil “yardımın hakikatte Allah’tan istendiği” beyan ediliyor. Bunu başka ayetlerden anlıyoruz.
Kaynak: http://www.ihvanlar.net/2017/10/24/allahtan-baskasindan-yardim-istemek-sirk-midir/

.

(Olumsuz Yorum) Madem Problem “Allah’dan Gafil Kalmamak”, Ozaman “Ey Uzza Gerçekte Yardım Eden Allahtır, Allah İle Benim Aramda Aracı Olda Şu Dileğim Yerine Gelsin” Dememde Bir Sakınca Yok Ozaman? “Himmet Ya Lat” veya “Himmet Ya Uzza” Derken, Hacılara Yemek Dağıtan Bu Nurânî Zatın Ruhuna Dua Ederek, Allah’ın İzniyle Kendisinden Yardım Talep Edebilirim, Bu Şirk Değildir Yani Doğrumu?
Lat ve Uzza Putu Bir şey Yaratan İlahlarmıydı? Lat Bir Put Değildi, Yeri Göğü Yaratan Allah’ın Ortağıda Değil, Hacılara Yemek Dağıtan Salih Allah Dostlarından Birisiydi. Uzza Putu Mekke İle Taif Şehri Arasında Bulunan Bir Ağaç İdi. Bu Ağacın Da Hurmalıklardan Örtüleri Ve Yapıları Vardı. Kureyş Kabilesinden Olanlar Bu Ağaca Son Derece Saygı Gösterirlerdi
“Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm; 53/19-20)
Sonra bunların aslında ne olduğuna geçiliyor. “Onlar” deniyor , gerçekte “Sizin ve atalarınız taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir.” (Necm; 53/23) Yine “Onlar” deniyor “Zanna ve nefeslerinin arzularına tabi oluyorlar” (Necm; 53/23).

LAT PUTU
A’meş, Lat’ın, ilah isminden ve Uzza’nın da Aziz isminden alınma olduğunu söyler.
İbn Cerir:
Onlar Lat adını, Allah adından türettiler de, “Lat Allah (c.c.)’ın yüce isiminin müennes (dişil) şeklidir” dediler. Haşa Allah (c.c.) böyle bir şeyden yüce ve münezzehtir. Uzza’nın da Aziz’den türediğini söylemişlerdir.

İbn Abbas şöyle demiştir:
“Adamın biri hacılar için bulamaç yemeği yapardı. Bu adamın ölümünden sonra insanlar onun kabrinin üzerinde ibadet eder oldular.

Buhari’nin rivayetine göre:
“Adamın biri, bir kayanın hemen yanıbaşında kavut çorbası yapar ve yağ satardı. İnsanlar da gelip o kayanın üzerinde ondan istekte bulunurlardı. Adam ölünce de Sakif kabilesi bu kavut çorbası satan kimseye saygı olsun diye onun kabrine tapınır oldular.

Mücahid’den de benzer bir rivayet gelmiştir:
“Adam ölünce ona tapınır oldular.”
http://darulhadismescidi.blogspot.com.tr/2015/08/uzzauzzamenat-putlar.html

Uzza
İbn Cerir Uzza putu ile ilgili olarak der ki:
“Bu put, Mekke ile Taif şehri arasında bulunan bir ağaç idi. Bu ağacın da hurmalıklardan örtüleri ve yapıları vardı. Kureyş kabilesinden olanlar bu ağaca son derece saygı gösterirlerdi.

 

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın