I – Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî, Bazı Kitaplarında Buyurmuş Ki: “Kaza-i Mübremi Kimse Değiştiremez. Fakat Ben, İstersem, Onu Da Değiştirebilirim”. Bu Söze Şaşar Ve “Olacak Şey Değildir” Derdi. Hocamın Bu Sözü, Uzun Zamandan Beri, Zihnimi Kurcalamıştı. Nihâyet, Allah-ü Teâlâ, Bu Fakiri De, Bu Nimeti (Bu Meseleyi Çözmeyi) İhsan Etmekle Şereflendirdi.
(Ayet) Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
(Ayet) ..Ondan başka bir dost ve yardımcı yoktur. O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Ne Onun sözlerini değiştirebilecek biri vardır; ne de sen O’ndan başka bir sığınak bulabilirsin.
.
I – Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî, Bazı Kitaplarında Buyurmuş Ki: “Kaza-i Mübremi Kimse Değiştiremez. Fakat Ben, İstersem, Onu Da Değiştirebilirim”. Bu Söze Şaşar Ve “Olacak Şey Değildir” Derdi. Hocamın Bu Sözü, Uzun Zamandan Beri, Zihnimi Kurcalamıştı. Nihâyet, Allah-ü Teâlâ, Bu Fakiri De, Bu Nimeti (Bu Meseleyi Çözmeyi) İhsan Etmekle Şereflendirdi.
Soru:
– Evliyaların büyükleri kaza-i mübrem üzerinde etkisi var mıdır? “Kaza-i mübremi kimse değiştiremez. Fakat ben, istersem, onu da değiştirebilirim”. Gavs-ı Azam Abdulkadir Geylani (k.s) Hazretlerinin bu sözünü nasıl anlamalıyız?
Cevap;
Kaza yani Allah-ü Teâlâ’nın yaratacağı şeyler, Levh-i mahfuzda iki kısımdır:
Kaza-i mu’allak, Kaza-i mübrem.
Birincisi, (yani değişebilir olan) şarta bağlı olarak, yaratılacak şeyler demektir ki bunların yaratılma şekli değişebilir veya hiç yaratılmaz.
İkincisi, (yani mübrem, mutlak olan) şartsız, muhakkak yaratılacak demek olup, hiçbir suretle değişmez, muhakkak yaratılır.
Kaf sûresinin yirmi dokuzuncu ayetinde mealen, “Sözümüz değiştirilmez”buyruldu. Bu Ayet-i Kerime, kaza-i mübremi bildirmektedir.
Kaza-i mu’allak için de, Ra’d sûresinde, “Allahü Teâlâ, dilediğini siler, dilediğini yazar” mealindeki, yirmi dokuzuncu Ayet-i Kerime vardır.
Hocam, Muhammed Bâkî-billâh buyurdu ki, Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî, bazı kitaplarında buyurmuş ki:
“Kaza-i mübremi kimse değiştiremez. Fakat ben, istersem, onu da değiştirebilirim.” Bu söze şaşar ve “olacak şey değildir” derdi. Hocamın bu sözü, uzun zamandan beri, zihnimi kurcalamıştı.
Nihâyet, Allah-ü Teâlâ, bu fakiri de, bu nimeti (bu meseleyi çözmeyi) ihsan etmekle şereflendirdi.
Bir gün, sevdiklerimden birine, bir bela geleceği, ilham olundu. Bu belanın geri döndürülmesi için, Allah’a çok yalvardım. Bütün varlığım ile O’na sığındım. Korkarak, sızlayarak, çok uğraştım. Bu belanın, Levh-i Mahfûz’da kaza-i mu’allak (değişebilir kaza) olmadığını, bir şarta bağlı olmadığını gösterdiler. Çok üzüldüm, ümidim kırıldı. Abdülkâdir-i Geylânînin sözü hatırıma geldi. İkinci defa olarak, tekrar sığındım, çok yalvardım. Aczimi, zavallılığımı göstererek niyaz ettim. Lutf ve ihsan ederek kaza-i mu’allakın (değişebilir olanının) iki türlü olduğunu bildirdiler:
a- Birisinin şarta bağlı olduğu, Levh-i Mahfûzda gösterilmiş, meleklere bildirilmiştir.
b- İkincisinin şarta bağlı olduğunu, yalnız Allah-ü Teâlâ bilir. (Yani melekler dâhil kimseye şarta bağlı olduğu bildirilmemiştir.) Levh-i Mahfûz’da, kaza-i mübrem gibi görülmektedir ki bu kaza-i mu’allak da, birincisi gibi değiştirilebilir. (Çünkü Allah’tan başka kimse bilmese de şarta bağlıdır.)
Bunu anlayınca, Abdülkâdir-i Geylânînin sözündeki, kaza-i mübrem ifadesinin, bu ikinci kısım kaza-i mu’allak olduğunu ve kaza-i mübrem (mutlak) şeklinde görüldüğünü yoksa “hakîkî kaza-i mübremi değiştiririm” demediğini anladım.
Böyle kaza-i mu’allakı, pek az kimseye tanıtmışlardır. Ya, bunu değiştirebilecek kim bulunabilir?
O sevdiğim kimseye, gelmekte olan belanın, bu son kısım kazadan olduğunu anladım ve Hak “sübhânehu ve teâlâ”nın bu belâyı geri çevirdiği malum oldu. Allah-ü Teâlâ’ya, bunun için çok şükür olsun. (Mektubat-ı Rabbani, 217. Mektup)
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, 217. Mektup)
Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/kaza-i-mubremi-istersem-degistirebilirim-sozu-dogru-mudur
Kaynak: http://www.islam-tr.net/tevhid/11950-tasavvuf-buyuklerinin-kendi-eserlerinden-kufur-akideleri-kitap.html)
.
(Ayet) Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
KALEM-47 ayeti
Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
TUR Suresi 41. ayet
Adem Uğur: Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?
Diyanet İşleri (eski): Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar?
Diyanet Vakfi: Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?
.
(Ayet) ..Ondan başka bir dost ve yardımcı yoktur. O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Ne Onun sözlerini değiştirebilecek biri vardır; ne de sen O’ndan başka bir sığınak bulabilirsin.
el-Kehf
26- De ki: Onların ne kadar kaldığını en iyi Rabbim bilir. Göklerin ve yerin gizlilikleri O’na aittir. O ne güzel görür ve ne güzel işitir! Onlar için Ondan başka bir dost ve yardımcı yoktur. O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.
27- Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Ne Onun sözlerini değiştirebilecek biri vardır; ne de sen O’ndan başka bir sığınak bulabilirsin.