Onun Sohbetine Devam Edenler, Dünya Serveti ve Kullara Boyun Bükmek Zilletinden Kurtulur, Allah’a (C.C.) Kul Olmanın İzzetine Ulaşır

I – Kalbinde Dünya Sevgisi Bulunan Bir Mü’min, Kâmil Bir Mürşidin Meclisine Devam Ettikçe; Mal, Mülk Ve Dünya Serveti Gözünde Küçülmeye Başlar. Onun Sohbetine Devam Edenler, Kullara Boyun Bükmek Zilletinden Kurtulur, Allah’a (C.C.) Kul Olmanın İzzetine Ulaşır

.

I – Kalbinde Dünya Sevgisi Bulunan Bir Mü’min, Kâmil Bir Mürşidin Meclisine Devam Ettikçe; Mal, Mülk Ve Dünya Serveti Gözünde Küçülmeye Başlar. Onun Sohbetine Devam Edenler, Kullara Boyun Bükmek Zilletinden Kurtulur, Allah’a (C.C.) Kul Olmanın İzzetine Ulaşır
MÜRŞİD-İ KÂMİL olan bir ZÂT’a «tasarruf selâhiyeti» bahşedilmiştir.
Feyz-i İ lâhî ile GÖNÜL ALEMİ nûrlanan “böyle bir ZÂT-I MUHTEREM, başkalarının te’siri altında kalmaz. Aksine etrafında bulunanlar onun sohbet ve nazarının etkisinde kalır. Meselâ:
• (Kalbinde dünya sevgisi bulunan) bir mü’min, kâmil bir mür şidin meclisine devam ettikçe; mal, mülk ve dünya serveti gözünde küçülmeye başlar.
— (Geçim sıkıntısı çeken) bir Müslüman, onun sohbetinin berekâtıyla, kanaat ve tevekküle alışır.
— (Öfkeli ve sinirli bir halde huzuruna giren) bir sâlik, onun yanında sükûnet kazanır. Ve kalbi rahatlayarak evine döner.
— (Meclisine üzüntülü olarak giren) bir mürid, oradan hu zurlu olarak çıkar.
— Onun sohbetine devam edenler, kullara boyun bükmek zilletinden kurtulur, Allah’a (C.C.) kul olmanın izzetine ulaşır.
Mutasavvıflar; MÜRŞİD-İ KÂMİL’e, müridlerinin Mi’raç (yüce liş) merdiveni gözüyle bakmış ve bu yücelişi şöyle özetlemişlerdir: Sevgi ve Rabıta ile Zikre devam eden bir mürid
Mürşidinin sohbet, nazar, himmet ve tasarrufuyla, hayvani sıfatlardan arınır. Bu mânevi temizlikten sonra, Mürşidi onu Velayet nuru ile takviye eder. Daha sonra da Peygamber Efendimizin (S.A.V.)
ruhaniyetine takdim eder. Müridler Mürşid’e, Cenâb-ı Hakk’ın (C.C.) birer emanetidir. Mürşid ise; emaneti korumasını bilen ve o emaneti Sahibine sûl-i Ekrem’e ve Cenâb-ı Hakk’a) ulaştırmaya me’mur edilen ve yolda gerekenleri yapmaya ehliyetli (ve tasarrufa selâhiyetli) ı kişidir. Ancak bunun için, sâlikin: TEVAZU ile, EDEB’le, İH-LÂS- ve MUHUHABBET’le teslimiyet göstermesi şarttır.
Bu dört hasleti yeteri kadar kazanan bir mürid; TARIK-I ŞERİ AT, TARİK-İ SOHBET, TARİK-İ HATME-HÂCEGAN ve TARİK-İ RÂ-BITA ile meşgul olup Pîrân-i îzâm Hazretlerinin rızasını kazanırsa, nefsini ve Rabbisini tanır. Allah’a (C.C.) TEVEKKÜL eder (O’na gönülden bağlanır). O zaman, bitmeyen ve tükenmeyen bir hazineye kavuşmuş olur.
Kaynak: Nerden Gelip, Nere Gidiyoruz – Mustafa Güllü, Yaylacık Matbaası, İstanbul-1987 (S.522)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın