Sen Onu Fakir Sanırsın Ama Kabe’yi Beraber Tavaf Ederken Ayaklarımızın Altında Altın, Gümüş, Elmas Ve Yakutlar Kaynıyordu. İçlerinde İnsanlar Tarafından Henüz Bilinmeyen Taşlar Bile Vardı. Sonra Bana Şöyle Dedi: Bunların Tamamı Bize Verildi, Ama Biz Zühdü Tercih Ettik

I – Kendi Kendime Onun Durumunu Düşünürken Elimi Kavradı Ve Bana Yedi Kez Tavaf Ettirdi. Ayaklarımızın Altında Altın, Gümüş, Elmas Ve Yakutlar Kaynıyordu. İçlerinde İnsanlar Tarafından Henüz Bilinmeyen Taşlar Bile Vardı. Sonra Bana Şöyle Dedi: Bunların Tamamı Bize Verildi, Ama Biz Zühdü Tercih Ettik

II – Elindeki Asası İle Ağır Ağır Yürüyen Bir Kadın Olduğunu Gördüm. Kadın Bana Dedi Ki: İşte Böyle, Sen Dirhemleri Cebinden Aldın, Ben İse Dinarları Gaybtan Aldım

.

I – Kendi Kendime Onun Durumunu Düşünürken Elimi Kavradı Ve Bana Yedi Kez Tavaf Ettirdi. Ayaklarımızın Altında Altın, Gümüş, Elmas Ve Yakutlar Kaynıyordu. İçlerinde İnsanlar Tarafından Henüz Bilinmeyen Taşlar Bile Vardı. Sonra Bana Şöyle Dedi: Bunların Tamamı Bize Verildi, Ama Biz Zühdü Tercih Ettik
Kabe’ye komşu olanlardan bir zat şunu anlatmıştır: Allah yolunda infak için ayırdığım birkaç dirhemim vardı. Bir gece zifiri karanlıkta Kabe’yi tavaf eden bir fakir gördüm. Davranışı güzel, vakarlı biri idi. O tavaf ederken ben de ayak izlerini takip ediyordum. Hissedemeyeceği şekilde arkasından yürüyordum. Yedi tavafını bitirdikten sonra Kabe kapısı ile Hacer-i Esved’in arasında durdu.
Gizli bir sesle dua ediyordu. Sesini işitmek için kulak verdiğimde şöyle dediğini duydum: Gördüğün gibi açım, gördüğün gibi çıplağım, ey gördüğünü gören, ey Gören fakat Görülmeyen! Dikkatlice baktığımda üzerindeki elbisenin çok eski olduğunu ve vücudunu zor örttüğünü gördüm. Sadaka için ayırdığım dirhemlerin, bundan daha iyisine verilemeyeceğini düşündüm. Arkasından gittiğimde Zemzem kuyusunun üstündeki kubbenin bir kenannda tavaf namazı kıldığını gördüm.
Hemen eve gittim ve parayı aldım. O zatı bulup paraları kendisine verdim ve şöyle dedim: Allah size şu mukaddes mekanda ve bu güzel halde merhamet buyurdu. Bunlan alın ve ihtiyaçlarınız için kullanın. Parayı izarının cebine bıraktığımda, cebi delik olduğu için paralar yere saçıldı. Onlara baktı ve sadece beş dirhem aldıktan sonra şöyle dedi: Dört dirheme iki izar alırım, bir dirhemi ile de üç gün geçinirim. Kalanına ihtiyacım olmaz.
Ertesi gece baktığımda yeni izan ile tavaf ettiğini gördüm. Kendi kendime onun durumunu düşünürken elimi kavradı ve bana yedi kez tavaf ettirdi. Ayaklarımızın altında yeryüzünün en değerli madenleri, altın, gümüş, elmas ve yakutlar kaynıyordu. İçlerinde insanlar tarafından henüz bilinmeyen taşlar bile vardı. Sonra bana şöyle dedi: Bunların tamamı bize verildi, ama biz zühdü tercih ettik. Halkın elinden almak bizim için daha sevimlidir. Çünkü Allah Teala için daha sevimli ve bizim için de istemek bakımından daha kolaydır. Ayağımızın altındakiler ise ağırlık ve fitneden başka bir şey değildir. Anlayış sahibi kullar için bunda bir ok rahmet ve nimetler gizlidir.
Kaynak: Kalplerin Azığı – Kutü’l – Kulub, Ebu Talib El-Mekk, Cilt 4 (S.166)

.

II – Elindeki Asası İle Ağır Ağır Yürüyen Bir Kadın Olduğunu Gördüm. Kadın Bana Dedi Ki: İşte Böyle, Sen Dirhemleri Cebinden Aldın, Ben İse Dinarları Gaybtan Aldım
Sûfilerden biri anlatıyor: Çölde yolculuk yapıyordum, kafileyi bırakıp önde gitmeye başladım. Önümde bir insan gördüm. Hızlı gittim ve kendisine yetiştim. Bu kimsenin elindeki asası ile ağır ağır yürüyen bir kadın olduğunu hayretle gördüm. Yorgun ve bitkin bir kadın sandım. Elimi cebime soktum, yirmi dirhem çıkardım, bunu al kafile gelene kadar bekle, kafileden bir binek kirala, sonra akşam olunca yanıma gelirsin, durumunu düzeltmenin çaresine bakarım dedim. Bunun üzerine kadın eli ile şöyle bir havaya işaret etti, bir de ne göreyim, avuçları para ile dolmuş. Kadın bana dedi ki: İşte böyle, sen dirhemleri cebinden aldın, ben ise dinarlan gaybtan aldım.
Kaynak: Kuşeyri Risalesi-S.Uludağ, Dergah Yayınları, 1.Baskı, İst-1978 (S.263)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın