Mürşidin Gözünden Düşmek, Yedi Kat Gökten Yere Düşmekten Daha Beterdir. Şeyhinin Gözünden Düşen Rasulullah’’ın (s.a.v) Hatta Cenâb-ı Hakk’ın Gözünden De Düşmesine Sebep Olur. Kişi, Şeyhini Emsalsiz Bilip, “Şeyhim Olmasa, Beni Rabbime Ulaştıracak Yeryüzünde Kimse Bulunmaz!” Demelidir

I – Ehlullahın Nazarından Düşmek, Hakk’ın Nazarından Düşmeye Sebep Olduğundan Batın Ashabının Kalbinden Düşmek, Helak Olmanın Başıdır

II – Mürşidin Gözünden Düşmek, Yedi Kat Gökten Yere Düşmekten Daha Beterdir. Yani Gökten Düşmek, Mürşidin Gözünden Düşmekten Daha Hayırlıdır. Evliyaullahın Gözünden Uzak Olmak, Hakk’ın Gözünden Düşmeğe Sebep Olur. Öyle İse Mürşidin Huzurunda Gafletten Uzak Olarak, Vukuf-u Kalbîyi Muhafaza Ederek Manen Feyz İstemek, Kalbini Mürşidinin Kalbine Muhabbet İle Bağlayıp, Onun İltifatına Mazhar Olmaktır

III – Şeyhinin Gözünden Düşmek, Şeyhinin De Ve Silsile Yoluyla Rasulullah’a (s.a.v) Kadar Bütün Sâdâtların Gözünden Düşmesine Sebep Olur, Ve Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın Gözünden De Düşmesine Sebep Olur. Şeyhini Emsalsiz Bilip, “Şeyhim Olmasa, Beni Rabbime Ulaştıracak Yeryüzünde Kimse Bulunmaz!” Demelidir. O Kimsenin Sözlerinden Davranışlarından Korkmamalı Ve Mürşidinden Son Derece Korku İçinde Olmalı Ve Yardım Ve Himmetinden Ümidini Kesmemelidir

.

I – Ehlullahın Nazarından Düşmek, Hakk’ın Nazarından Düşmeye Sebep Olduğundan Batın Ashabının Kalbinden Düşmek, Helak Olmanın Başıdır
Yedinci kat semadan yerin altına düşmek, kalp erbabının mürşitlerin kalplerinden düşmekten hayırlıdır. Ve bu şöyle izah edilir: Çünkü ehlullahın nazarından düşmek, Hakk’ın nazarından düşmeye sebep olduğundan batın ashabının kalbinden düşmek, helak olmanın başıdır.
Kaynak: Mahmud Ustaosmanoğlu, İrşadü’l Müridin sayfa 173, Yasin yayınları

.

II – Mürşidin Gözünden Düşmek, Yedi Kat Gökten Yere Düşmekten Daha Beterdir. Yani Gökten Düşmek, Mürşidin Gözünden Düşmekten Daha Hayırlıdır. Evliyaullahın Gözünden Uzak Olmak, Hakk’ın Gözünden Düşmeğe Sebep Olur. Öyle İse Mürşidin Huzurunda Gafletten Uzak Olarak, Vukuf-u Kalbîyi Muhafaza Ederek Manen Feyz İstemek, Kalbini Mürşidinin Kalbine Muhabbet İle Bağlayıp, Onun İltifatına Mazhar Olmaktır
Mürşidin huzuruna varınca kalbi gafil olmasın veyahut kalbinde çeşitli hatıralar, vesveseler veya imtihan, itiraz, nefsinde muhabbetsizlik gibi kötü bir şey bulunmasın. Zira bunlardan birisi veya hepsi, mürşid nazarından, gözden düşmesine neden olur. Çünkü her müridin mürşidin kalbinde yeri vardır. Ve denilmiştir ki: ” Mürşidin gözünden düşmek, yedi kat gökten yere düşmekten daha beterdir. Yani gökten düşmek, mürşidin gözünden düşmekten daha hayırlıdır.” Denilmiştir.
Evliyaullahın gözünden uzak olmak, Hakk’ın gözünden düşmeğe sebep olur. Öyle ise mürşidin huzurunda gafletten uzak olarak, vukuf-u kalbîyi muhafaza ederek manen feyz istemek, kalbini mürşidinin kalbine muhabbet ile bağlayıp, onun iltifatına mazhar olmaktır. Güneşin ışığının bütün âlemi kapladığı gibi, mürşidin feyzinin de bütün ufku doldurduğuna. İnanarak, müridin talebine bağlı olduğunu bilmesi lâzımdır.
Her ne kadar feyzi anlamasa dahi, yine itikadı bozulmaya. Zira şart olarak feyzin akışına, müridin itikadı ve hüsn-ü zannı yeterlidir.
Kaynak: http://www.hizirbey.com/?aType=haber&ArticleID=84

.

III – Şeyhinin Gözünden Düşmek, Şeyhinin De Ve Silsile Yoluyla Rasulullah’a (s.a.v) Kadar Bütün Sâdâtların Gözünden Düşmesine Sebep Olur, Ve Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın Gözünden De Düşmesine Sebep Olur. Şeyhini Emsalsiz Bilip, “Şeyhim Olmasa, Beni Rabbime Ulaştıracak Yeryüzünde Kimse Bulunmaz!” Demelidir. O Kimsenin Sözlerinden Davranışlarından Korkmamalı Ve Mürşidinden Son Derece Korku İçinde Olmalı Ve Yardım Ve Himmetinden Ümidini Kesmemelidir
Mürşidinin batınından gafil olup, zahirî ile meşgul olmamalıdır. Çünkü mürşidin zahirî ehl-i zahir, batını da ehl-i batın içindir. Mürşidin başka kimselerle meşgul olmasına bakıp da, “Benden gafildir, benimle ilgilenmedi; Ben ondan nasıl istifade edebilirim?” Dememeli ve bunu hatırına bile getirmemelidir. Çünkü mürşidin halk ile meşguliyeti, kendini Hak’tan alıkoymaz. Ve bütün müritleri onun kalbinde birer hardal misalidir.
Şeyhini emsalsiz bilip, “Şeyhim olmasa, beni Rabbime ulaştıracak yeryüzünde kimse bulunmaz!” Demelidir. Kimsenin sözlerinden davranışlarından korkmamalı ve mürşidinden son derece korku içinde olmalı ve yardım ve himmetinden ümidini kesmemelidir.
Müridin mal ve evlâdından, hatta ruhundan ziyade şeyhine muhabbet etmesi lâzımdır. Kendi saadet ve selâmeti mürşidinin rızasında; Felâketinin de şeyhinin gazabından olduğunu bilmelidir. Ve hatta mürşidini, mürşidinin şeyhi üzerine takdim etmelidir. Şeyhinin gözünden düşmek, şeyhinin de ve silsile yoluyla Rasulullah’a (s.a.v) kadar bütün sâdâtların gözünden düşmesine sebep olur. Ve dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın gözünden de düşmesine sebep olur.
Kaynak: http://www.hizirbey.com/?aType=haber&ArticleID=84

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın