I – Üstad Saîd Nursî Hazretleri’nin Genç Yaşında İken, Şam’a Kadar Gittiğini Biliyoruz, Fakat Hacca Gidip Gitmediğine Dair Bir Bilgiye Sahip Değiliz. Sonraki Hayatında İse Hapis, Tarassut Ve Sürgünler İle Geçtiği İçin Ve Ayrıca Şahsına Ait Maddi Bir Geliri De Olmadığı İçin Gidememiştir
(Yorum) Said Nursi Kabe Topraklarına Sadece 1 Kere Ayak Bassaydı, Hem O, Hemde Müritleri Bu Olayı Anlata Anlata Bitiremezler, “Hac Ensında Peygamberimizle Görüştü”, “Nur Risaleleri Kabenin Çatısında Görüldü”, “Onuda Sivrisinekler Sokmadı” Gibi Hikayeleriyle Dolardı Heryer;
II – Haccın Farz Olmasının Şartlarından Birisi, Hacca Gidip Gelmeye Güç Yetirebilmektir. Bu, İçtihat Konusu Değil; Âyetin Hükmüdür. Yani Mezheplere Göre Değişmez. Kur’ân Bu Hususu Şöyle Hükme Bağlamıştır: “Oraya Gitmeye Güç Yetirebilen Kimsenin Allah İçin Kâbe’yi Tavaf Etmesi Farzdır
.
I – Üstad Saîd Nursî Hazretleri’nin Genç Yaşında İken, Şam’a Kadar Gittiğini Biliyoruz, Fakat Hacca Gidip Gitmediğine Dair Bir Bilgiye Sahip Değiliz. Sonraki Hayatında İse Hapis, Tarassut Ve Sürgünler İle Geçtiği İçin Ve Ayrıca Şahsına Ait Maddi Bir Geliri De Olmadığı İçin Gidememiştir
Genç yaşında iken, Şam’a kadar gittiğin, Fakat hacca gidip gitmediğine dair bir bilgiye sahip değiliz
Hac Meselesine Gelince:
Genç yaşında iken, Şam’a kadar gittiğini biliyoruz. Şam Emevi Camiinde, on bin kişinin katıldığı bir topluluğa hitap etmiştir. Ancak o sırada hacca gidip gitmediğine dair bir bilgiye sahip değiliz.
Sonraki hayatı ise hapis, tarassut ve sürgünler ile geçtiği için ve ayrıca şahsına ait maddi bir geliri de olmadığı için gidememiştir.
Kaynak: http://www.bediuzzamansaidnursi.org/merakedilenler/said-nurs%C3%AEnin-sakal-nikah-cuma-ve-hac-meselesi
.
(Yorum) Said Nursi Kabe Topraklarına Sadece 1 Kere Ayak Bassaydı, Hem O, Hemde Müritleri Bu Olayı Anlata Anlata Bitiremezler, “Hac Ensında Peygamberimizle Görüştü”, “Nur Risaleleri Kabenin Çatısında Görüldü”, “Onuda Sivrisinekler Sokmadı” Gibi Hikayeleriyle Dolardı Heryer;
“Ben hem Risale-i Nur’u, hem sizleri, hem kendimi, Hüsrev ve Hıfzı ve Bartınlı Seyyid’in kıymettar müjdeleriyle hem tebrik, hem tebşir ediyorum. Evet, bu sene hacca gidenler, Mekke-i Mükerremede Nurun kuvvetli mecmualarını büyük âlimlerin hem Arapça, hem Hintçe tercüme ve neşre çalışmaları gibi, Medine-i Münevverede dahi o derece makbul olmuş ki, Ravza-i Mutahharanın Makber-i Saadeti üstünde konulmuş. Hacı Seyyid, kendi gözüyle Asâ-yı Mûsâ mecmuasını kabr-i Peygamberî (a.s.m.) üzerinde görmüş. Demek makbul-ü Nebevî olmuş ve rıza-yı Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm dairesine girmiş. Hem niyet ettiğimiz ve buradan giden hacılara dediğimiz gibi, Nurlar bizim bedelimize o mübarek makamları ziyaret etmişler.”(1)
Kaynak: bk. Şualar, On Dördüncü Şua.
Kaynak: https://sorularlarisale.com/zulfikar-ve-asa-yi-musa-gibi-ve-kabr-i-peygamberi-aleyhissalatu-vesselam-uzerinde-alamet-i
.
II – Haccın Farz Olmasının Şartlarından Birisi, Hacca Gidip Gelmeye Güç Yetirebilmektir. Bu, İçtihat Konusu Değil; Âyetin Hükmüdür. Yani Mezheplere Göre Değişmez. Kur’ân Bu Hususu Şöyle Hükme Bağlamıştır: “Oraya Gitmeye Güç Yetirebilen Kimsenin Allah İçin Kâbe’yi Tavaf Etmesi Farzdır
Soru: Üstad Saîd Nursî Hazretleri Şâfiî’dir. Şâfiî Mezhebinde Hacca Gitmek İçin Maddî İmkânların Şart Olmadığı, Sıhhati Olanın İlk Fırsatta Gitmesi Gerektiği Söyleniyor. O Halde Üstadın Hacca Niçin Gitmediğini Açıklayabilir Misiniz
Cevap: Haccın farz olmasının şartlarından birisi, hacca gidip gelmeye güç yetirebilmektir. Bu, içtihat konusu değil; âyetin hükmüdür. Yani mezheplere göre değişmez. Kur’ân bu hususu şöyle hükme bağlamıştır: “Oraya gitmeye güç yetirebilen kimsenin Allah için Kâbe’yi tavaf etmesi farzdır.” (1)
Güç yetirebilmekten maksat; her ne sûretle olursa olsun, Kâbe’ye ulaşmaya gücü yetmektir. Kâbe’nin yakınında olup, yaya olarak Kâbe’ye ulaşabilenler için ekonomik güç, Kâbe’nin uzağında olanlara nazaran pek fazla bir önem arz etmeyebilir. Fakat oraya gidip gelmeye güç yetirebilmeyi bütün mezhepler, parasal güç ve sağlık da dâhil her türlü kudret ile izah etmişlerdir. Bununla berâber, yaşlı olan, hasta olan veya benzeri özürlere sahip bulunan zengin kişiler, kendileri yerine vekil gönderebilmekte iken, zengin olmayanların böyle yükümlülükleri yoktur. Bu mesele Şâfiî mezhebinde de, diğer mezheplerde de böyledir.
Kâh vatan savunmasında, kâh Rus esâreti altında, kâh memleket hapishanelerinde geçen fırtınalı bir ömür; eşittir: Bedîüzzaman Saîd Nursî’nin hayatı. Dârü’l-Hikmet’ten kısa bir süre maaş almıştır. Aldığı maaşın zarûret miktarından fazlasını kabul etmemiş ve yeğeni Abdurrahmân’a vererek, “Hıfzet. Bu para bize helâl değildir; millet malıdır” demiş; daha sonra o parayla kitap bastırarak halka meccânen dağıtmış; böylece milletin parasını yine millete iâde ettiğini ifâde etmiştir. (2)
Paraya ve maddeye böylesine değer vermeyen, eline geçen her kör kuruşu yine millet için harcayan, kendisi de “ölmeyecek kadar” bir rızıkla yetinen Bediüzzaman Hazretlerinin hacca niçin gitmediğini zâhir bilgilerimizle sorgulamaya hakkımızın olacağını sanmıyorum.
Kaynak: fikih.info
Kaynak: http://www.sorularlasaidnursi.com/bediuzzaman-neden-hacca-gitmedi/
.